Başvuru; pasaport verilmesi talebinin reddi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığın esasına etkili iddiaların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; pasaport verilmesi talebinin reddi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığın esasına etkili iddiaların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığı emrinde yarbay olarak görev yapmaktayken 1/9/2016 tarihli ve 29818 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bununla birlikte 672 saylı KHK'nın maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun hususi pasaportu iptal edilmiştir. Devam eden süreçte başvurucu, kendisine umuma mahsus pasaport verilmesi talebiyle 21/7/2017 tarihinde Ankara Pursaklar İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Bu talebin reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle başvurucu tarafından iptal davası açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun maddesinde yer alan pasaport veya seyahat vesikası verilmeyecek kişiler arasında yer almadığını ve kendisine pasaport verilmesi talebinin reddedilmesinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Kararda başvurucunun iptal edilen pasaportunun nevi hususi damgalı pasaport, başvurusuna konu pasaportun nevi umuma mahsus pasaport ise de olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan tedbirin amacı bakımından bu iki pasaport türü arasında bir fark bulunmadığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte OHAL kapsamında alınan tedbirler bağlamında başvurucunun kamu görevinden çıkarılarak pasaportunun iptal edildiği ve iptal edilen pasaportların iadesine ilişkin bir yasal düzenlemenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, hakkında hâkim kararına bağlı olarak verilmiş bir yurt dışına çıkış yasağı bulunmadığını, pasaport verilmesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu durumun yerleşme ve seyahat özgürlüğünü ihlal ettiğini vurgulamıştır. Bölge İdare Mahkemesi, usule ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Başvurucu nihai hükmü 6/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 27/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama sonucunda Ankara Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca, beraat kararı verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adli Mahkemesi kararıyla esastan reddedilmiştir. Söz konusu karar temyiz aşamasında derdesttir.