Başvurucu, adına vergi ve vergi cezası salınması nedeniyle kanun önünde eşitlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, adına vergi ve vergi cezası salınması nedeniyle kanun önünde eşitlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 4/4/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 11/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, okul kantini işletmektedir. Başvurucu hakkında, 2009 yılına ait vergi borcu bulunduğundan bahisle Edremit Vergi Dairesi Müdürlüğünce (Müdürlük) vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Başvurucuya anılan vergi ve cezaya ilişkin ihbarnameler 20/9/2010 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 22/9/2010 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 29/9/2010 tarihinde yapılan görüşmede uzlaşma sağlanamamış ve uzlaşma sağlanamadığına ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Başvurucu tarafından vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamelere karşı dava açılmamış ve belirlenen borç tutarının ödemesi yapılmamıştır. Borcun tahsili amacıyla Müdürlük tarafından 26/9/2011 tarihli 362,80 TL tutarında ödeme emri düzenlenmiştir. Başvurucu tarafından anılan ödeme emrinin iptali istemiyle Balıkesir Vergi Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkeme, 10/4/2012 tarih ve E.2011/1099, K.2012/344 sayılı kararıyla davayı ret etmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin dayanağını teşkil eden ihbarnamelerin davacıya usulüne uygun tebliğ edilmesi sonrasında 2010 tarihinde yapılan uzlaşma görüşmelerinde uzlaşmaya varılamaması ve uzlaşma temin edilemedi tutanağının aynı gün davacıya tebliğ edilmesine rağmen süresinde dava açılmamak suretiyle, ihbarnamelerin usulüne uygun olarak kesinleştiği görüldüğünden, usulüne uygun olarak kesinleştiği anlaşılan vergi ve cezaların tahsili için düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir. …" Başvurucu tarafından anılan karara yapılan itiraz Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 24/9/2012 tarih ve E.2012/2322, K.2012/2031 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Mahkemenin 24/1/2013 tarih ve E.2012/3700, K.2013/283 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar başvurucu vekiline 8/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar.” 4/1/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ek maddesi şöyledir:“Müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabı uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebilir. Mükellef veya ceza muhatabı aynı vergi veya ceza için uzlaşma talebinden önce dava açmışsa dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır. Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan işbu cezaya karşı dava açamaz. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddet tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde, yukarıdaki ikinci fıkra uyarınca durdurulmuş olan davanın görülmesine, keyfiyetin vergi dairesince işarı üzerine vergi mahkemesinde devam olunur.” 21/7/1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.Türk Ceza Kanununun para cezalarının tahsil şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.” Aynı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir:“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.”