Başvuru, ceza infaz kurumunda tutma koşullarının olumsuz olması, gözaltı sürecinde ve başka bir ceza infaz kurumuna nakil sırasında kötü muameleye maruz bırakılma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; ceza infaz kurumunda tutma koşullarının olumsuz olması, gözaltı sürecinde ve başka bir ceza infaz kurumuna nakil sırasında kötü muameleye maruz bırakılma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçlarından yapılan soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında kamu davası açılmış olup yargılama devam etmektedir. Başvurucu, Elâzığ E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) yerleştirilmeden önce muayene edilmiş; Elâzığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabiplik Birimi tarafından düzenlenen adli muayene raporunda başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) yazdığı 11/8/2016 ve 21/8/2016 tarihli dilekçelerinde Ceza İnfaz Kurumu kalabalık olduğundan sağlıksız koşullarda tutulması nedeniyle insanlık dışı muameleye maruz kaldığını belirtmiştir. Başvurucu 5/9/2016 tarihinde Elâzığ E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumundan Sincan T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucu 9/9/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı bir dilekçe ile Sincan T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumuna nakli sırasında maruz kaldığı kötü muameleler nedeniyle kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu; dilekçesinde, üç metrekarelik bir alanda altı kişi elleri kelepçeli bir şekilde on iki saat boyunca yolculuk yaptığını, su bulunmayan bir tuvalette sadece bir kez ihtiyaç molası verdiğini, Sincan T Tipi Ceza İnfaz Kurumundaki koğuşa girene kadar bir paket bisküvi ve bir meyve suyu dışında yiyecek ve içecek verilmediğini, defalarca su istemelerine rağmen yolculuk boyunca su verilmediğini, durumunun kötüleşmesi üzerine ilaç içmesi için yarım litre su verildiğini, araçtaki kameraların kayıtları incelendiğinde bu hususların görülebileceğini belirtmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 16/11/2016 tarihinde başvurucunun müşteki sıfatıyla beyanını almıştır. Başvurucu; beyanında, hakkında verilmiş gözaltı kararını öğrendikten sonra ifade vermek üzere 17/7/2016 tarihinde Başsavcılığa gittiğini, burada ifadesi alındıktan sonra tutuklamaya sevk edildiğini, aynı gün yapılan sorgunun ardından tutuklandığını, terörle mücadele ekipleri tarafından itilip kakıldığını, hakaret edildiğini, sağlık muayenesinin kendisini darbeden polisler eşiğinde yapıldığını, muayeneden sonra Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğünü belirtmiştir. Başvurucu ayrıca 64 metrekarelik koğuşta 32 tutuklu olduğunu, su ve yemek ihtiyaçlarının karşılanmadığını, 5/9/2016 günü sabah saatlerinde Sincan Ceza İnfaz Kurumuna nakil olacağı söylenerek koğuştan alındığını, nakil aracına bindirildiğini, askerî ve sivil hâkimlerden oluşan 21 tutuklunun su verilmeden, aç bırakılarak, mola verilmeksizin konvoy hâlinde nakledildiğini, ilaç için kendisine yarım litre su verildiğini, araçta bulunan altı kişiyle beraber yarım litre suyu paylaştıklarını, sorumluların cezalandırılmasını istediğini ifade etmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 8/12/2016 tarihinde soruşturmaya konu suçun Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığının yetki sınırları içinde işlendiğinin iddia edildiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir. Yetkisizlik kararı üzerine soruşturma dosyasının kendisine gönderilmesinden sonra Başsavcılık 26/12/2016 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazarak nakil işleminin gerçekleştirildiği aracın kamera kayıtlarının bilirkişi incelemesi yapılmak üzere gönderilmesini istemiştir. Kamera kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde 23 ... plaka numaralı Ceza İnfaz Kurumu nakil aracının kayıt cihaz yedekleme menüsüne müdahale edilmediğinden dolayı kamera kayıtlarının sağlanamadığı, cihazın kayıt yapıp yapmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir. Başsavcılık 2/2/2017 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın gerekçesinde başvurucunun iddialarına konu olaylara ilişkin kamera kayıtlarının temin edilemediğini, başvurucunun soyut iddiası dışında şüpheli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü görevlilerinin görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine ilişkin yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirtmiştir. Başvurucu 13/2/2017 tarihli dilekçesi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. Başvurucu kamera kayıtlarının temin edilemediği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nakil aracında kendisi ile birlikte bulunan, isimlerini şikâyet dilekçesinde bildirdiği altı tutuklunun tanık olarak beyanlarının alınmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yapan kolluk görevlilerinin darp ve hakaretine maruz kaldığını, Ceza İnfaz Kurumundaki tutulma koşullarından şikâyetçi olduğunu belirtmesine rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu konuyla ilgili bir değerlendirme bulunmadığını, soruşturma işlemi yapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazını inceleyen Elâzığ Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) 24/3/2017 tarihli kararı ile itirazın kabulüne, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dosyanın incelenmesinde; görevi kötüye kullanma suçundan yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın cezaevi aracının kamerasının adliye garajında uzmanlığı olduğuna dair hiç bir bilgi belge dosyada mevcut bulunmayan bilirkişi raporu dışında hiçbir araştırma yapılmadığı suç şüphesi üzerine etkin soruşturma yapılması savcılık makamının görevi olduğu Anayasa mahkemesi kararları ve Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarında açıkça belirtildiği, AİHM 2016 tarihinde verdiği kararında 'Soruşturma eksiksiz yapılmalıdır. Bu durum mercilerin meydana gelen olayları tespit ekmek için her zaman ciddi çaba sarf etmeleri ve soruşturmayı sonlandırmak amacıyla gelişigüzel veya temelsiz sonuçlara dayanmamaları gerektiği anlamına gelmektedir (AİHM' nin Nurettin Aslan ve Zeki Aslan/Türkiye kararı) bu nedenle soruşturma için müştekinin ifadesinde belirttiği tüm tanıkların ifadelerinin alınması, tespit edilecek şüphelilerin ifadelerinin alınması, cezaevi aracındaki kamera kayıt cihazının polis kriminal laboratuvarına gönderilip kayıtların incelenerek rapor haline getirilmesi ve sonuca göre işlem yapılmak üzere soruşturmanın genişletilerek CMK 160 ve devamı maddeleri gereğince yürütülmesi için Dosyanın Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar vermek gerekmiştir." Başsavcılık soruşturmanın genişletilmesi kararı doğrultusunda Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden nakil aracının kamera kayıt cihazının polis kriminoloji laboratuvarına iletilmek üzere gönderilmesini, başvurucunun nakli sırasında görevli personelin isminin bildirilmesini ve savunma yapmak üzere Başsavcılığa müracaatlarının sağlanmasını istenmiştir. Başsavcılık ayrıca 26/9/2017 tarihinde Elâzığ İl Emniyet Müdürlüğünden başvurucunun tutuklama işlemi sonrası sağlık muayenesi ile Ceza İnfaz Kurumuna sevk işlemi sırasında görevli olan polis memurlarının açık kimlik bilgilerini, son bir yıl içinde çekilmiş teşhise elverişli fotoğraflarının gönderilmesini talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, nakil sırasında görevli olan personelin isimlerini Başsavcılığa bildirmiştir. Nakil aracında bulunan kamera kayıt cihazının incelenmesi sonucu düzenlenen 2/10/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre şikâyete konu kayıtlar geri getirilmeye çalışılsa da üzerine yeni kayıt yapıldığından şikâyete konu tarihe ait görüntülere ulaşılamadığı belirtilmiştir. Başsavcılık, soruşturmanın genişletilmesi kararında değinilen hususlar doğrultusunda eksik hususların giderildiğini belirterek itirazla ilgili karar verilmek üzere soruşturma dosyasını 28/6/2018 tarihinde yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine göndermiştir. Sulh Ceza Hâkimliği 2/7/2018 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesinde dosya kapsamının, atılı suçun niteliğinin, mevcut delil durumunun, alınan beyanların dikkate alındığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda soruşturma evrakı kapsamı itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı gerekçesine yer vermiştir. Başvuru dosyası kapsamından ve UYAP'tan elde edilen bilgi ve belgelerden başvurucunun beyanı dışında Ceza İnfaz Kurumu görevlilerinin veya tanıkların ifadelerinin alınıp alınmadığı anlaşılamamıştır. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararı başvurucuya 13/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Serhat Ölğen, B. No: 2016/3389, 20/11/2019, §