Başvuru, tam yargı davasının süre aşımı gerekçesine dayanılarak reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tam yargı davasının süre aşımı gerekçesine dayanılarak reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuru Öncesi Dava Süreci Başvurucu Şirket ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında Rize'de yapılması planlanan Ambarlık I, II Regülatörü ve HES Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalanmıştır. Projenin gerçekleştirilmesine yönelik olarak Rize Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 15/10/2009 tarihinde "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir." kararı alınmıştır. Üçüncü kişiler tarafından "ÇED gerekli değildir." kararının iptali talebiyle Rize İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Başvurucu Şirket davaya davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (İdare) yanında müdahil olarak katılmıştır. Mahkeme 22/6/2011 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Temyiz isteminin Danıştay tarafından reddedilmesi üzerine kesinleşen karar 17/2/2012 tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ edilmiştir. Anılan projeye ilişkin "ÇED gerekli değildir." kararının iptali talebiyle açılan davanın yargılaması devam ederken başvurucu Şirketin müracaatı sonucunda İdare tarafından 22/3/2011 tarihinde "ÇED olumlu" kararı alınmıştır. "ÇED olumlu" kararının üçüncü kişilerce iptali talebiyle açılan davada başvurucu Şirket davalı idare yanında davaya müdahil olarak katılmıştır. Mahkeme 17/1/2013 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda kesinleşen karar 24/8/2015 tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ edilmiştir. "ÇED olumlu" kararının da iptal edilmesi üzerine başvurucu Şirket tarafından yeniden ÇED süreci başlatılmış, İdare tarafından 2/6/2015 tahinde yeniden "ÇED olumlu" kararı alınmıştır. Söz konusu kararın iptali talebiyle üçüncü kişiler tarafından açılan dava Mahkemenin 10/6/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme kararı başvurucuya 1/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu Şirket; İdarenin işlem ve kararları doğrultusunda başlatılan ancak idari yargı kararlarınca durdurulan inşaat ve yatırım sürecinde projenin %50'sinin tamamlanabildiği, başlangıçta belirlenen projenin temel karakteristik değerleri ile projenin devam edilebildiği aşamadaki değerleri arasında şirket aleyhine öngörülemez farklılıkların oluştuğu, projenin inşaat işlerini gerçekleştirmek için yeniden başka bir şirketle sözleşme imzalamak ve finansal kaynak temini için kredi kullanmak zorunda kaldığı, uzun dava süreci sonunda projeye yeniden devam edebilmesi için öngörülemeyen masraflarının olduğu gerekçesiyle zararlarının tazmini talebiyle 31/8/2016 tarihinde İdareye başvurmuştur. Başvurunun İdare tarafından reddedilmesi üzerine başvurucu Şirket tam yargı davası açmıştır. Mahkeme tam yargı davasının süre aşımı sebebiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde; dava konusunun idari işlemin uygulanması mahiyetinde olan idari eylemden kaynaklanmadığı, ÇED kararlarına ilişkin işlemlerin mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi sebebiyle uğranılan zararların tazmini olduğu belirtilmiştir. İdari işlemlerden kaynaklı tazminat davalarında 1/6/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin uygulanması gerektiğine değinmiştir. Mahkeme "ÇED gerekli değildir." kararının iptali talebiyle açılan ve temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kararın başvurucuya 17/2/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, "ÇED olumlu" kararının iptali talebiyle açılan ikinci davaya ilişkin kesin kararın başvurucu Şirkete 24/8/2015 tarihinde tebliğ edildiğini tespit etmiştir. Anılan Kanun'un maddesi gereği iptal kararlarının başvurucu Şirkete tebliğ edildiği 17/2/2012 veya 24/8/2015 tarihinden itibaren altmış gün içinde davanın açılmamış ya da söz konusu Kanun'un maddesi kapsamında İdareye başvurulmamış olması sebebiyle 30/12/2016 tarihinde açılan tam yargı davasının süresinde olmadığına hükmetmiştir. Başvurucu Şirketin davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun Samsun Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddine karar verilmiştir. Nihai karar başvurucuya 23/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2577 sayılı Kanun'un "Dava açma süresi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." 2577 sayılı Kanun'un "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."