3. Hukuk Dairesi 2020/2615 E. , 2020/3654 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen menfi tespit - istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A …
**3. Hukuk Dairesi 2020/2615 E. , 2020/3654 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen menfi tespit - istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; eczacı olduğunu; davalı kurumun 16/03/2012 tarih ve 93142 /İNC/07 sayılı yazısı ile, kuruma teslim edilen reçeteler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, sahte rapora dayalı reçeteler ile hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat kupürlerinin yer aldığı reçetelerin kuruma fatura edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, davalı kurum tarafından hakkında cezai işlem uygulandığını; 2009 yılı Eczane Protokolünün 6.3.10 maddesi gereği kupür bedeli olan 9.984,94 TL'nin 5 katı tutarında 49.924,70 TL cezai şart ile aynı protokolün 4.3.6 maddesi uyarınca kupür bedeli olan 9.984,94 TL'nin faizi ile birlikte tahsil edileceğinin bildirildiğini; reçetelerin dayanağı olan raporların sahte olduğunun tarafınca tespit edilmesinin mümkün olmadığını, yine reçetelere konu ilaçları teslim alan kişilerin hasta yakını olup olmadığını da araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürerek; bahse konu davalı kurum işlemi ile adına tahakkuk ettirilen toplam 59.909,64 TL'den davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davacının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kurum işleminin yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi kök raporu doğrultusunda; reçetelerdeki sahteliğin davacı tarafından bilinip bilinmeyeceğinin neticeye etkisi olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verişmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 30.09.2015 tarih ve 2014/34057 E. - 2015/28053 K. sayılı ilamı ile, "...Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği gözetilerek, konusunda uzman bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olacak ve bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilecek şekilde rapor hazırlanması sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle bozulmuştur.