Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Türkiye’de PKK terör örgütünün neden olduğu terör ve şiddet eylemleri 2015 yılının ortalarından itibaren özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğun olarak yaşanmaya başlamıştır. Şırnak'ın Cizre, İdil, Silopi ilçeleri, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesi, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçeleri, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçeleri ile Muş'un Varto ilçesinde PKK terör örgütü tarafından cadde ve sokaklara hendekler kazılarak barikatlar kurulmuş; patlayıcılar yerleştirilmiş ve bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet kurulmaya çalışılmıştır. Terör ve şiddet olaylarına, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından PKK mensuplarına karşı ortak olarak gerçekleştirilen ve başta Sur, Cizre ve Nusaybin olmak üzere on bir şehirde yürütülen askerî operasyonlarla müdahale edilmiştir. Terör örgütü mensuplarının yakalanması, halkın can ve mal güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması için yapılan operasyonların gerçekleştirildiği bölgelerin bazılarında 2015 yılının ikinci yarısından başlamak üzere değişen tarihlerde sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazı yerleşim birimleri geçici süreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Terör örgütü üyelerinin yakalanarak halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla getirilen sokağa çıkma yasakları güvenlik güçlerince yürütülen operasyonların sona ermesinin ardından kaldırılmıştır. Gerçekleşen geniş çaplı operasyonlarda yüzlerce güvenlik görevlisi şehit olmuş, iki binin üzerinde terörist etkisiz hale getirilmiştir (sürece ilişkin detaylı aktarım ile operasyonlar ve hendek olaylarına ilişkin arka plan bilgisi için bkz. Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019; Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017; Seyid Narin [GK], B. No: 2018/20156, 18/5/2022; Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022). Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde 9/2/2016 tarihinde başvurucu yakını R.A. Cizre ilçesi Cudi Mahallesi'nde yer alan, askerî makamlarca C-3159 ve C-3160 olarak belirtilen binalar arasında bulunan kısmen yıkık binanın molozları arasında yanında el bombası ile birlikte ölü bulunmuştur. (Soruşturma kapsamında cesedin C-3185 olarak belirtilen binada bulunduğuna ilişkin bilgiler de yer almakla birlikte daha sonra anılan husus düzeltilerek cesedin yukarıdaki şekilde bulunduğu belirtilmiştir.) Cesedin yanındaki el bombası yerinde imha edilmiş, buna ilişkin olarak tespit tutanağı düzenlenmiştir. Arama sırasında çevredeki binalarda da çok sayıda ceset ve mühimmat ele geçirilmiştir. Bulunduğu sırada kimliği belirsiz olan başvurucu yakını aynı mahalledeki yirmi yedi ceset ile birlikte Cizre Devlet Hastanesine götürülmüştür. Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin hastaneye intikali sonrasında ölü muayenesi işlemi gerçekleştirilmiş, olay yeri inceleme formu doldurulmuştur. Olay yeri inceleme formunda cesedin ölü muayenesinin gerçekleştirildiği, el ve yanaktan svap alındığı, ceset üzerinden çıkan bulguların korumaya alındığı hususları kayıt altına alınmıştır. 10/2/2016 tarihinde otopsi işlemi yapılmıştır. Otopsi raporunda ölüm sebebi, bomba veya benzeri mühimmat patlaması ile husulü mümkün kafa travmasının yol açtığı kafatası kemik kırıkları, kot kırıkları ile müterafik beyin doku harabiyeti, iç organ yaralanmasının neden olduğu mesif iç ve dış kanama olarak tespit edilmiştir. Otopsi sırasında kimlik tespiti için cesetten biyolojik örnek alınarak incelemeye gönderilmiştir. Başvurucu; kızından haber alamadığını, sokağa çıkma yasaklarında kızının öldüğünden şüphelendiğini belirterek 22/2/2016 tarihinde kan örneği vermiştir. 7/3/2016 tarihli rapor ile başvurucunun ölen R.A.nın biyolojik annesi olduğu tespit edilmiştir. Bu sırada 2/3/2016 tarihinde dosyada görevsizlik kararı verilmiştir. Soruşturma numarasının değişmesi nedeniyle kimlik eşleşmesine ilişkin rapor tespit edilememiştir (Adli Tıp Kurumunda kimliği belirsiz cesetler üzerinden alınan numunelerin soruşturma numaralarıyla kodlandığı anlaşılmıştır). Soruşturma, uzun bir süre kimliği belirsiz ceset üzerinden sürdürülmüştür. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı birkaç kez Adli Tıp Kurumuna kimlik eşleşmesi yapılıp yapılmadığına ilişkin yazı yazmış, Adli Tıp Kurumu bir eşleşme sağlanamadığına dair cevap vermiştir. 26/6/2018 tarihinde Adli Tıp Kurumu, maktulün başvurucu ile kimlik eşleşmesinin 7/3/2016 tarihinde gerçekleştirildiğini Başsavcılığa bildirmiştir. Bunun üzerine 14/8/2018 tarihinde başvurucunun beyanına başvurulmuştur. Başvurucu; beyanında 2015 yılında kızının "Okula gidiyorum." diyerek evden ayrıldığını, daha sonra kızından haber alamadığını, örgüt mensubu olup olmadığını bilmediğini ifade etmiştir. Soruşturma kapsamında yapılan araştırmada, artigercek.com isimli internet sitesinde yayımlanan haberde sokağa çıkma yasağı sırasında yaşamını yitirdiği belirtilen ancak cenazeleri hâlâ bulunamayan on altı kişinin olduğu, bu kişiler arasında ölen R.A.nın da olduğunun belirtildiği görülmüştür. 6/10/2018 tarihinde dosyada yeniden görevsizlik kararı verilmiştir. Nihai olarak dosyayı inceleyen Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılıkça verilen kararda, sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemde operasyonların yoğun şekilde devam ettiği mahallelerde bulunan, terör örgütü mensuplarınca kullanılan evlerde örgüt mensuplarının yakalanabilmesi, örgüt mensuplarınca hazırlanan patlayıcıların imha edilebilmesi ve soruşturmalara dair delil elde edilebilmesi amacıyla Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen arama kararlarına istinaden aramalar yapıldığı, R.A.nın cesedinin terör örgütü mensuplarınca kullanıldığı değerlendirilen, çok sayıda uzun namlulu silah, kovan ile birlikte bulunan bölücü terör örgütü mensuplarına ait cesedin yanında olduğu belirtilmiş; ölenin diğer terör örgütü üyeleri ile birlikte güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığı, güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince meşru müdafaa hakkı kapsamında öldürüldüğü değerlendirilmiştir. Güvenlik güçlerinin yetkili bir merciden aldıkları hukuka uygun emri yerine getirdikleri sırada meşru müdafaa hakkı kapsamında hareket ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 9/1/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.