Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2356 E. , 2024/3544 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2356 Karar No : 2024/3544 DAVACI :... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, ... …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2356 E. , 2024/3544 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2356 Karar No : 2024/3544 DAVACI :... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...3 sayılı davanın görev yönünden reddine ilişkin kararıyla dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine Dairemiz esasına kaydedilen dosya öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra incelendi, gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 31. maddesi, ehliyet konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yollama yapmış olup anılan Kanun'un yerine geçen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda da taraf ehliyetinin medeni haklardan yararlanma, dava ehliyetinin ise medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 16. maddesinde, kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 12/03/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilen 407. maddesinde, "Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır." hükümlerine; 413. maddesinin 1. fıkrasında, "Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar." hükmüne; 462. maddesinin 8. fıkrasında, "Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması için vesayet makamının izni gerektiği" hükmüne; yine 7499 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değiştirilen 471. maddesinde ise, "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir: 1. Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması, 2. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması." hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan yasal düzenlemeler incelendiğinde; ilk olarak kişinin vesayet altına alınması konusunda ikili bir ayrıma gidildiği ve bu kapsamda toplam 5 yılın altında kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin isteği üzerine kısıtlanacağının veya kendisine kayyım atanacağının, eğer hapis cezası toplam 5 yıl veya daha fazla ise, kişinin isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabileceğinin kurala bağlandığı; vesayet halinin sona ermesine yönelik olarak getirilen düzenlemelerde ise, eğer kişi 5 yıldan az hapis cezasının infazına bağlı olarak kısıtlanmışsa kişinin isteminin bulunması halinde, 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması hallerinde vesayet halinin sona erdirilebileceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, söz konusu yasal düzenlemeler uyarınca, kişinin, kısıtlılık durumunun devam ediyor olması halinde, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalar dışındaki davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasisi veya vasinin tayin edeceği vekili aracılığıyla açabileceği kuşkusuzdur. Dava dosyasının incelenmesinden; Davacının, yargılandığı ceza davası sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın temyizde onanması sonucunda 24/03/2022 tarihinde kesinleştiği ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... kesinleşme tarihli ve E: ..., K: ...sayılı kararı ile davacının kısıtlanarak eşi ...'in vasi olarak tayin edildiği, Dairemizce verilen 17/10/2022 ve 15/02/2023 tarihli ara kararlarıyla, vasi ...'e görülmekte olan davayı davacının vasisi olarak kendisinin veya tayin edeceği vekilin takip edip etmeyeceğinin ve davayı takip edecekse davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin iki kez sorulduğu, vasi ... tarafından işbu davayı bizzat takip etmek istediğinin 11/04/2023 tarihinde Danıştay kaydına giren dilekçe ile belirtildiği, ancak, davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin ibraz edilmediği, Ardından Dairemizce verilen 27/04/2023 ve 16/11/2023 tarihli ara kararlarıyla, vasi ...'den davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin tekrar iki kez daha istenildiği, vasi ... tarafından Dairemizin anılan ara kararlarına herhangi bir cevap verilmediği, Dairemizce verilen 03/04/2024 tarihli ara kararıyla ise, bu kez davacıdan, vasi ...'den ve ceza infaz kurumu idaresinden 4721 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen maddelerinde yapılan değişiklikler uyarınca vesayet kararının kaldırılması istemiyle başvuruda bulunulup bulunulmadığının veya anılan maddelerin uygulanmasına ilişkin vesayet makamınca davacı hakkında ayrıca bir karar verilip verilmediğinin sorulduğu ve bu hususlara yönelik bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından Dairemizin son ara kararına 14/06/2024 tarihli yazı ile cevap verildiği ve davacının kısıtlılığına yönelik son durumu gösterir bilgi ve belgelerin sunulduğu, bu bilgi ve belgeler incelendiğinde, ... Sulh Hukuk Mahkemesince ceza infaz kurumu idaresine yazılan 06/06/2024 tarihli müzekkere ile "davacı kısıtlılık halinin devam etmesini istediğinden ve kısıtlılık süresi de henüz dolmamış olduğundan, bu aşamada kısıtlılık hususunda ek bir karar alınmasına gerek olmadığına" ilişkin bildirimde bulunulduğu görülmüştür. Bu haliyle, davacı ...'in kendi istemi üzerine kısıtlılık durumunun devam ettiği ve Dairemizce toplamda dört kez sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesi istenilmesine rağmen, vasi ... tarafından bu hususa yönelik herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı açık olduğundan; davacı ...'in yasal vasisi konumunda bulunan ...'in görülmekte olan bu uyuşmazlığı takip edebilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, vesayet makamından alınmış izin olmaksızın devam edilen bu davada objektif ehliyet koşulunun sağlanamadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden dava açılırken tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, 3. Kararın bir örneğinin 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca hükümlü ...'e bilgi amaçlı olmak üzere tebliğini teminen Dumlu ... Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 01/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.