Başvuru, bir şikâyet için gidilen karakolda polis memurları tarafından darbedilme nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir şikâyet için gidilen karakolda polis memurları tarafından darbedilme nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 30/3/2013 tarihi gecesi, tanımadığı üçüncü kişiler tarafından saldırıya uğradığı iddiasıyla şikâyette bulunmak üzere Karabük 3 Nisan Karakoluna gitmiştir. Başvurucu, sağlık raporunun alınması için Karabük Devlet Hastanesine götürülmüştür. Başvurucunun yapılan adli muayenesinde frontol (alın) bölgede 1 cm hiperemi-ekimoz, sağ göz altında 2 cm yüzeysel abrazyon, sol göz altında 2cm hiperemik alan ve boyunda 1x 5 cm abrazyon tespit edilmiştir. Başvurucu ifadesinin alınması için bekletilirken alkol muayenesi yapılmış ve alkollü olduğu gerekçesiyle, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun maddesi uyarınca hakkında idari yaptırım uygulanmıştır. Başvurucunun ifadesinin alınması işlemine geçilmesinin ardından polis memurları ile aralarında tartışma yaşanmıştır. Ayrıca başvurucunun karakolda ifadesi alınan bir kadın ile de tartışma yaşadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, kelepçelenerek yeniden sağlık muayenesi için hastaneye götürülmüştür. Başvurucunun yapılan muayenesinde, ilk muayenede tespit edilen yaralanmalarının yanı sıra sağ el bileğinde 2x2 cm ölçülerinde yüzeysel ekimoz tespit edilmiştir. Sağlık raporunun alınmasının ardından başvurucunun hakaret, görevli memurun görevini engelleme ve Polis Memuru Y.ye yönelik kasten yaralama suçlarından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucunun üçüncü kişiler tarafından darbedildiği iddiasıyla ilgili olarak bu aşamadan sonra 3 Nisan Karakolunda bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3 Nisan Karakolunda yaşanan olaylara ilişkin olarak Karabük İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen tahkikat evrakı, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş; Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu olaydan sonra, ikamet ettiği Bolu'ya dönmüş ve burada İzzet Baysal Polis Merkezi Amirliğine müracaat etmiştir. Başvurucu, hem kendisini yolda durdurarak darbeden, isimlerini bilmediği üçüncü kişilerden hem de şikâyet için gittiği karakolda şikâyetiyle ilgili işlem yapmadıklarını, kendisini darbettiklerini ve kendisine hakarette bulunduklarını ileri sürdüğü polis memurları hakkında şikâyetçi olmuştur. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada 3/4/2013 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca her iki soruşturma evrakı birleştirilmiştir.A. Taraf ve Tanık Beyanları Başvurucunun 3 Nisan Polis Karakolunda kasten yaralama, hakaret, görevli memurun görevini engelleme suçlarından şüpheli sıfatıyla alınan ifadesindeki beyanları özetle şöyledir:i. Başvurucu, Dereevler Camisi yakınında Tipo marka bir araçtan inen üç dört kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Saldırganlar başvurucunun suratına yumruk atmış, boğazından tutmuş, sopayla vurmaya çalıştıkları sırada başvurucu çekilerek kendini korumuştur. Bunların yanı sıra hakaret eden saldırganlar, daha sonra araçlarına binerek uzaklaşmışlardır.ii. Başvurucu şikâyetçi olmak için Karabük 3 Nisan Polis Karakoluna gitmiştir. Polis merkezinde uzun süre bekletilmiş, şikâyeti alınmamıştır.iii. İfade vermek istemesine rağmen alkollü olması nedeniyle kendisine İdari Yaptırım Tutanağı imzalatılmaya çalışılmış, ifade vermek için ısrarcı olması üzerine polis memurlarından biri odanın kapısını kapatarak üstüne yürümüş ve tokat atmıştır.iv. Polis memurları başvurucuyu yere yatırıp dövmüş, küfür etmiş, sert bir şekilde kelepçeleyerek başka bir odaya götürmüştür.v. Götürdükleri odada bulunan A. isimli kadın da elleri kelepçeli iken kendisine tokat atmıştır.vi. Rapor alınması için tekrar hastaneye götürülmüştür. Şikâyetçi sıfatıyla beyanı alınan Polis Memuru Y.B. başvurucunun Polis Memuru Y. ile birlikte ifade alma odasına geldiğini, Y.nin ifade alma işlemlerine başladığını ancak başvurucunun polis memurunu küçümser şekilde konuştuğunu, Y.nin başvurucuya alkollü olduğundan dolayı hakkında idari yaptırım uygulayacağını, alkolün etkisi geçtikten sonra ifadesini alacağını söylediğini, başvurucunun ise küçümser bir şekilde "Sen önce benim ifademi almak zorundasın, bunu daha sonra yapmalısın." dediğini, Y. şahsın kimlik bilgilerini doldururken "Biliyorum bununla bana zarar verdiğinizi düşünüyorsunuz ama hiç önemli değil." dediğini, Y.nin başvurucuya meslek bilgilerini sorduğunda bunun karşılığı olarak "Mesleğimin ne önemi var, benim ifademi al." dediğini, şahsın mesleğini kendilerinden gizlediğini, polis memurlarını sınar gibi sorular sorduğunu, daha sonra anlamadığı bir şekilde şahsın "İmdat!" diye bağırarak kendini yerlere attığını, kademeli olarak zor kullanmak istediklerini ancak başvurucunun kendilerine direndiğini, ona kelepçe taktıklarını, bunun üzerine şahsın "Bana kelepçe takamazsınız, ben avukatım." dediğini, emrivaki bir dille konuştuğunu, kendilerine yol gösterme gibi bir tavır içinde olduğunu beyan etmiştir. Karabük Emniyet Müdürlüğü tarafından olayı araştırması için atanan soruşturmacı tarafından 9/5/2013 tarihinde alınan beyanında başvurucu özetle şu hususları ifade etmiştir:i. 30/3/2013 günü saat 00 sıralarında bir arkadaşını evine bıraktıktan sonra tuvalet ihtiyacı için Dereevler mevkiinde bir cami önünde aracını park etmiştir. Oradan ayrılmak üzere iken iki araçtan inen dört beş kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Saldırganlar "Sen kimin malına göz koyuyorsun? Ben malımı yedirir miyim?" şeklinde ifadeler kullanmıştır. ii. Olay yerinden ayrıldıktan sonra karakola gitmiştir. Karakolda kapıda bekleyen nöbetçi içeride kimsenin olmadığını, beklemesi gerektiğini söylemiştir. Beş dakika bekledikten sonra altı yedi polis memuru gelmiş, şikâyetçi olmak istediğini beyan ettiğinde ise "Tanımadığın kişiler hakkında şikâyetçi olmazsın." diyerek şikâyetini almak istememiştir. Israrcı olması üzerine rapor alınması için hastaneye götürülmüştür. Hastaneye giderken kimliğini de polis memurlarına teslim etmiştir. Hastaneden döndüklerinde bekleme odasında beklerken polis memurları "Düzgün otur, saygılı ol." gibi ifadeler kullanmışlardır. Alkolmetre ile alkol muayenesi yapmışlar ve sarhoşluktan idari yaptırım uygulayacaklarını söylemişlerdir. Onlara sarhoş olmadığını, şikâyetçi olmak için geldiğini, bir an önce ifadesini almalarını ve gitmek istediğini beyan etmiştir.iii. Bir süre daha beklettikten sonra kendisini ifade odasına almışlardır. İfadesinin alınacağını düşünürken kendisine idari yaptırım kâğıdını uzatarak imzalamasını istemişlerdir. Kendisi ise bunu imzalamak istemediğini, önce ifadesini almalarını istediğini söylemiştir.iv. Polis memurları "Bize işimizi mi öğretiyorsun, imzala şunu, canımızı sıkma, seni buradan çıkarmayız." şeklinde söylemlerde bulunmuşlardır.v. Polis Memuru Y. kendisine "50 promil üstünde alkol oranın var, senin ifadeni almak zorunda değilim." demiştir. Bunun üzerine evinin adresini verdiğini, yaptırım kararını adresine tebliğ etmelerini istediğini söylemiştir. Daha sonra, Teşhis Tutanağı'ndan tespit etmiş olduğu polis memuru odanın kapısını kapatıp yanına gelmiş; "Sen çok fazla oldun." diyerek kendisine tokat atmıştır.vi. Bunun üzerine kalkıp kapıya doğru yönelmiştir. Polis memurları kendisini yakalayarak yere yatırmış, vurmaya devam ederek kelepçelemişler, ardından kendisi de "İmdat!" diye bağırmaya başlamıştır.vii. Kendisini başka bir odaya götürmüşlerdir. Avukat olduğunu, barodan bir temsilci çağırmaları gerektiğini söylemiştir. Polis memurları bu hususu dikkate almamıştır.viii. Kelepçeleri biraz gevşetmelerini istemiş, polis memurlarından biri "İstediğim kadar sıkarım, istediğimde açarım." demiştir. Diğer bir polis memurunun söylemesi üzerine ise kelepçeleri gevşetmişlerdir.ix. Karakolda bulunan A. isimli kadın, polis memurlarına kendisiyle ilgili olarak suçunu sorması üzerine polis memuru "Artist bu, bize kafa tutuyor." şeklinde cevap vermiştir. Kendisi ise kadının aşırı alkollü ya da başka bir maddenin etkisinde olduğunu düşünmüştür. Kadın "Amirim kimse size yanlış yapamaz." diyerek elleri kelepçeli iken kendisine saldırmıştır.x. Polis memurları kelepçesini çözerek sağlık raporu için kendisini hastaneye götürmüş, daha sonra kendisini polis merkezine getirmiş, şüpheli sıfatıyla ifadesini almışlardır. Saat 00 civarında da serbest bırakılmıştır. Olay sırasında karakolda başka bir olaya ilişkin ifadesinin alınması için bulunan A.Ş., beklediği sırada bir başka odadan başvurucunun "Cankurtaran yok mu?" diye bağırdığını duyması üzerine başvurucunun bulunduğu odaya doğru yönelip içeri baktığını, başvurucunun kendisini yerden yere vurduğunu gördüğünü, polislerin başvurucu yerdeyken ona kelepçe taktıklarını, daha sonra da onu hastaneye götürdüklerini beyan etmiştir. Olay sırasında karakolda başka bir olaya ilişkin olarak ifadesinin alınması için bulunan R.K., ifade verdiği sırada başvurucunun ifade verme odasına getirildiğini, alkollü olmasına istinaden polis memurunun başvurucuya idari yaptırım uygulayacaklarını söylediğini, başvurucunun polis memuruna "Bana ceza yazınca bir yerlerin mi soğuyacak, benim babam da polis, ifademi alın benim." dediğini, ifadeyi alan polis memurunun başvurucuya nerede ve kim tarafından darbedildiğini sorması üzerine başvurucunun "Sen polis değil misin kardeşim? Araştıracaksın, bulacaksın." diye karşılık verdiğini, bu sırada Polis Memuru K.nın odayagirdiğini, başvurucuya işini ve ikametini sorduğunu, başvurucunun "Ne iş yaptığım sizi ilgilendirmez." dediğini, ayağa kalkarak masaya yumruğunu vurduğunu, polis memurlarının kendisini sakinleştirmek istemesine karşın kendisini yerlere atarak "Cankurtaran yok mu, bana yardım edin." diye bağırdığını, yan odadaki polis memurlarının da gelerek başvurucuyu kelepçelediklerini beyan etmiştir. B. Kamera Kaydı Görüntüleri Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Nisan Karakolu kamera kayıtlarının DVD çözümünü yaptırmıştır. Bilirkişi tarafından biri karakol önü, biri bekleme odası olmak üzere iki ayrı kameranın ikişer saatlik görüntülerinin incelenmesi neticesinde tespit edilen hususlar şöyledir:i. Başvurucu telefonla konuşur vaziyette karakolun önüne gelmiş ve nöbetçi memurla aralarında bir konuşma geçmiştir. Karakol önü kamerasında ses kaydı bulunmamaktadır. Bir süre sonra bir polis memuru yanında başvurucu ile birlikte karakoldan ayrılmıştır.ii. Bekleme odasında başvurucunun ifadesinin alınması için beklediği görüntüleri mevcuttur. Bekleme odasında başvurucu, alkolmetreye üflemiştir. Sesler, ancak çok yüksek sesle konuşulursa duyulabilmektedir. Başvurucuya idari yaptırımın tebliğ edildiğine, başvurucunun da imzadan imtina ettiğine ilişkin görüntüler mevcuttur.iii. Saat 01'de başvurucu, bekleme odasından ifade odasına geçmiştir. İfade odasında kamera bulunmamaktadır. Saat 11'de bilirkişi tarafından başvurucuya ait olduğu değerlendirilen "İmdat!" sesi gelmiştir. Bunun üzerine A.Ş. isimli kadının ve diğer polis memurlarının sesin geldiği tarafa yöneldiği görülmektedir. Başvurucunun "İmdat!" şeklinde bağırmasına polis memurları "Sakin ol." diyerek karşılık verilmiştir. "Bağırma, lütfen bağırma." şeklindeki sözlerin A.Ş. isimli kadına ait olduğu değerlendirilmiştir. Bağrışmalar 13'e kadar sürmüştür.iv. 14'te başvurucu yine "İmdat, kolum koptu." diye bağırmıştır. Soruşturma Aşaması Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin olarak kimliği belirsiz kişiler hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama suçundan, 3 Nisan Karakolunda görevli polis memurları H.K.O., A.K., Y., Y.B. hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama ve alenen hakaret suçundan, A.Ş. hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama ve alenen hakaret suçundan, başvurucu hakkında ise kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, A.Ş., Y.B. ve Y. ye yönelik iftira suçundan soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturma sonucunda 30/10/2014 tarihinde, kimliği tespit edilen S.E. ve K. ile kimliği belirsiz kişiler hakkında alenen hakaret ve silahtan sayılan demir sopa ile yaralamaya teşebbüs suçundan, polis memurları H.K.O., A.K., Y., Y.B., hakkında basit yaralama ve alenen hakaret suçundan, A.Ş. hakkında alenen hakaret ve basit yaralama suçundan, başvurucu hakkında ise kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve iftira suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...müşteki şüpheli Muhsin Candan'ın kendisine yönelik darp olayı ile ilgili olarak karakola gittiğinde ifade alma odasında bulunduğu sırada polis görevlilerinin kendisine yönelik olarak polis görevlisinin birinin tokat vurması, diğer iki polis görevlisinin de ifade alma odasına gelerek kendisini yere yatırıp darp ettiklerini ve yine polis görevlilerinin kendisine sinkaflı küfürler ettiğini beyan etmiş ise de, olay sırasında ifade alma odasında bulunan tanık R. K.nın ifadesi ve ifade alma odasını kamera kayıtları incelenmesi birlikte değerlendirildiğinde , müşteki şüpheli Muhsin Candan'ın ifade sırasında oturduğu yerden kalkarak elinde bulunan araç anahtarını ifade alan polis memuru Y.ye atarak yaralaması eylemi sonucunda Muhsin Candan'ın kendisini yere atarak "imdat. Can kurtaran yokmu ." diyerek bağırmaya başlaması üzerine polis görevlilerince olaya müdahale edilerek müşteki şüpheli Muhsin Candan'a polisin güç kullanmayetkisi ile orantılı şekilde kuvvet uygulanması sonucunda müşteki şüpheli Muhsin Candan'ın kelepçelendiği ve diğer odaya alındığı, polis görevlilerinin söz konusu eylemlerinin kanunun verdiği yetkiyi kullanmadan ibaret olduğu ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, polis memurlarının hakaret eylemleri ile ilgili olarak yine tanık beyanı ve kamera kayıtları ile hakaret içerikli bir söylemin tespit edilemediği ve buna ilişkin olarak müşteki şüpheli Muhsin Candan'In soyut beyanı dışında kamu davası açmaya yeterli delilin elde edilemediği anlaşılmakla......yine müşteki şüpheli Muhsin Candan'In iddia ettiği şekilde Dereveler Camii civarında aracına bineceği sırada aracının arkasında duran Tipo marka araç içinden inen 3 yada 4 kişinin kendisine küfürler ettiğini ve içlerinden birinin yüzüne yumruk vurarak boğazını sıktığını, diğerinin de demir sopa ile ile saldırdığını ancak vuramadığını beyan etmiş ise de, şüpheliler K. ve S. E.nin demir sopa ile müşteki şüpheliye saldırdığına ancak vuramayarak teşebbüs aşamasında kaldığına ve şüpheliler K. ve S. E.nin sinkaflı küfürler ederek hakaret ettiklerine dair müşteki şüphelinin soyut beyanları dışında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği anlaşılmakla,...Müşteki şüpheliler hakkında müsnet suçlar nedeni ile kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına [karar verilmiştir]." Başvurucu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. Karabük Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/2/2015 tarihli kararıyla başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Anılan ret kararı başvurucuya 2/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Kovuşturma Aşaması Başvurucu hakkında polis memurları H.K.O. ve Y.a yönelik görevi yaptırmamak için direnme suçundan, S.E. ve K. hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama suçundan cezalandırılmaları istemiyle Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiştir. Açılan davada 25/6/2015 tarihinde Karabük Asliye Ceza Mahkemesince başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan dava açılmış ise de başvurucunun elindeki araba anahtarını Polis Memuru Y.ye fırlatması sonucu yaralanmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı ve anılan eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu belirtilerek başvurucunun kasten yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. S.E. ve K. hakkında ise başvurucunun şikâyetinden vazgeçmesi sebebiyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. S.E. ve K. hakkındaki düşme kararları temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Başvurucu hakkında verilen adli para cezasına ilişkin hüküm, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesince 2/4/2018 tarihinde karar bozulmuştur. Bozma gerekçesi şöyledir:"1) Sanığın eylemini kamu görevlisine karşı görevinden dolayı ve silahtan sayılan araç anahtarı ile gerçekleştirdiği kabul edildiği halde, temel cezanın TCK'nin maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmemesi,2) Katılan Y.nin aşamalarda, ifade alma sırasında sanığın kendisine araç anahtarını fırlattığını ve geriye çekildiğini belirtmesi, ancak araç anahtarının kendisine isabet ettiğinden bahsetmemesi ve 2013 tarihli kolluk ifadesinde sanığa müdahale ettikleri esnada sol el bileğinden yaralandığını belirtmesi karşısında, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin, tamamlanmış kasten yaralama suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,3) Sanığın darp edilmesi nedeniyle şikayet için gittiği polis merkezinde, ifade alma işlemi öncesinde, alkol testi sonrası gerekmediği halde idari yaptırım kararı uygulanması ve katılanın ifade alma işlemi sırasında memuriyet görevinin gereklerine uygun davranmaması karşısında, haksız tahrik hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nin maddesinin sanık lehine uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,Kabule göre de;4) Sanığın, 5237 sayılı TCK'nin 86/ maddesi uyarınca belirlenen cezasının TCK'nin 86/3-c-e maddeleri uyarınca artırılması sırasında hesap hatası yapılarak 180 gün adli para cezası yerine 200 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle sonuç ceza fazla tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/ maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA [karar verilmiştir]." Bozma sonrasında Karabük Asliye Ceza Mahkemesince 11/9/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda incelendiğinde sanığın eyleminin ancak ve ancak teşebbüs aşamasında kalacağının belirtildiği , katılana ait adli raporda katılanın yaralanmasından "ağrısı var" diye bahsedildiği ancak bu belirtilen durumun katılanın beyanı olduğu tıbben yapılan bir tespit olamayacağı bu doğrultuda katılanın yaralanmadığı kanaati netleşmekle, katılanın ilk beyanlarında belirtmemesine rağmen kovuşturma aşamasında kendisine sanığın ingiliz anahtarı fırlatmayı denediğini söyleyerek çelişkiye düştüğü, katılanın görev mensubu olan dosyamızda da tanık olarak dinlenen polis memurlarının beyanlarına mahkememizce itibar edilmeyip, tanık Ramazan'ınise alınan beyanında olayı doğrulamadığı birlikte değerlendirildiğinde , sanığın katılana yönelik kasten yaralamaya teşebbüs eylemini işlediğine dair mahkumiyete yeterli delil olmadığı..." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Polis,...E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,...eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir....Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. ... Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır." 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Sarhoşluk" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye, kolluk görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kişi, ayrıca sarhoşluğun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulur." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun;a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,e) Silahla,İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir."