Başvuru, gözaltında iken kolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucunda yaralanma meydana gelmesi ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltında iken kolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucunda yaralanma meydana gelmesi ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında DHKP/C üyeliğinden Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 27/2/2017 tarihinde Sivas'ta gözaltına alınmış, doktor raporu alma işlemlerinden sonra Sivas Asayiş Şube Müdürlüğü nezarethanesine konulmak üzere Sivas İl Emniyet Müdürlüğüne getirilmiştir. Başvurucu, Sivas Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/3/2017 tarihli kararıyla tutuklanarak Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir. Başvurucunun Sivas Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusu sırasında vekili tarafından başvurucunun daha önce parmak izi alınmış olması nedeniyle sistemde parmak izi bulunduğu, buna rağmen tekrar parmak izi alınmasının istendiği, bu sırada on veya on beş polis memuru tarafından kaburga kemiği kırılana kadar başvurucuya şiddet uygulandığı ileri sürülmüştür.A. Doktor Raporları Başvurucu hakkında 27/2/2017 tarihinde Ulaş İlçe Hastanesi tarafından "Gözaltı giriş nedeniyle getirilen şahsın yapılan muayene sonucu herhangi bir patoloji, darp cebir veya ameliyat yeri izine rastlanmamıştır." şeklinde adli muayene formu düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında 28/2/2017 tarihinde Sivas Numune Hastanesi tarafından "Aktif darp cebir izi yoktur, aktif şikayeti yoktur." şeklinde adli rapor düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında Sivas Numune Hastanesi tarafından 1/3/2017 tarihi saat 8:50'de düzenlenen adli raporda yer alan tespitler ise şöyledir:"- Aktif darp cebir izi yoktur.- Hasta iki gündür sağ alt kotta [okunamadı] olduğunu belirtiyor,- ...[okunamadı] hassasiyet mevcut, kızarıklık, sıyrık, ...[okunamadı], ekimoz yok. - Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. " Başvurucu hakkında Sivas Numune Hastanesi tarafından 1/3/2017 tarihinde saat 52'de düzenlenen adli raporda yer alan tespitler şöyledir:"- Tarama CT istendi. Sağ kotta fraktür saptanarak göğüs cerrahi ile konsülte edildi. Gögüs cerrahi bir hafta sonra poliklinik kontrolü önerdi.- Basit tıbbi müdahale ile giderilemez." Başvurucu hakkında Sivas Numune Hastanesi tarafından 2/3/2017 tarihi saat 8:50'de düzenlenen adli raporda yer alan tespitler şöyledir:"- Aktif darp cebir izi yoktur.- Aktif şikâyeti yoktur.- Sağ alt kotlarda ...[okunamadı] hassasiyet, sıyrık, kızarıklık, ...[okunamadı] yok.- Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir." Başvurucu hakkında Sivas Numune Hastanesi tarafından 2/3/2017 tarihinde saat 22'de "Darp ve cebir izi yoktur." şeklinde adli rapor düzenlenmiştir.B. Zor Kullanma ve Tespit Tutanağı Başvurucu hakkında 27/2/2017 tarihinde saat 02'de Zor Kullanma ve Tespit Tutanağı düzenlenmiştir. Bu tutanakta özetle başvurucunun gözaltına alındıktan sonra doktor raporu alınması için araca bindirildiği sırada, hastaneye girişte ve çıkışta çeşitli sloganlar attığı, doktorun muayene sırasında başvurucu ile yalnız kalmak istemediğini belirterek polis memurundan kalmasını istediği, bunun üzerine başvurucunun da muayene olmayı reddettiği sonrasında bir sağlık çalışanı eşliğinde doktor muayenesinin yapıldığı ifade edilmiştir. Tutanakta ayrıca başvurucunun İl Emniyet Müdürlüğüne getirildikten sonra parmak izi alınması için Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğüne götürüldüğü, parmak izinin alınması amacıyla ekrana yaklaşmasının istendiği, başvurucunun daha önce parmak izi verdiği gerekçesiyle talebi kabul etmediği belirtilmiş; bu uygulamanın hukuki bir zorunluluk olduğu ve gözaltına alınan herkese uygulanan bir işlem olduğu yönünde başvurucunun bilgilendirildiği, rıza ile parmak izini vermemesi hâlinde zor kullanılmak suretiyle parmak izinin alınacağı yönünde uyarıldığı belirtilmiştir. Tutanakta, başvurucunun 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği parmak izinin ve fotoğrafının alınması gerektiği konusunda bilgilendirildiği, başvurucunun parmak izi vermeyeceği ve fotoğraf çektirmeyeceği yönünde cevap vererek örgütsel tavır sergilediğinin görülmesi üzerine başvurucunun kademeli olarak kollarından ve el bileklerinden tutulmak suretiyle parmak izinin alınmak istendiği belirtilmiştir. Başvurucunun "işkence yapmak şerefsizliktir" şeklinde sloganlar atarak kendisini beton zemine bıraktığı, başını çarparak kendisine zarar vermesini önlemek için bir görevli tarafından başından tutulduğu, başvurucunun direnmek suretiyle mukavemette bulunduğu, görevliler tarafından tekrar parmak izini rızası ile vermesi gerektiği, vermemesi durumunda kademeli olarak zor kullanılarak parmak izinin alınacağı yönünde uyarıldığı, başvurucunun "parmak izim sizde var, tekrardan parmak izi alma bahanesiyle işkence yapmak için araç haline getirmişsiniz, insan haklarına insan onuruna yakışmayan hiçbir uygulamayı kabul etmeyeceğim" şeklinde beyanda bulunması üzerine konu hakkında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği, başvurucunun bu sırada yerden kalkarak sandalyeye oturduğu ifade edilmiştir. Tutanakta, Cumhuriyet savcısının 2559 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince parmak izi ve fotoğrafın alınması, tutanak tanzim edilmesi ve yapılan işlemlerin kayda alınarak soruşturma dosyasına eklenmesi talimatı üzerine başvurucunun parmak izi alınacağı konusunda tekrar bilgilendirildiği, başvurucunun rıza göstermemesi, ellerini ön tarafta kilitlemesi üzerine zor kullanmak suretiyle parmak izi alınmak istendiğinde "işkence yapmak şerefsizliktir" şeklinde sloganlar attığı belirtilmiştir. Başvurucunun ellerinden, kollarından ve yere çarpmaması için başından tutularak kademeli olarak güç kullanılarak direncinin kırılmak istendiği, başvurucunun ellerini birbirine kenetlemek suretiyle direnmeye devam ettiği, uyarılara riayet etmemesi üzerine kademeli olarak artan oranda güç kullanılmak suretiyle kenetlemiş olduğu ellerinin birbirinden ayrıldığı, her iki elinin parmaklarının ayrı ayrı ve tek tek açılmak suretiyle parmak izlerinin alındığı, başvurucunun bu sırada "şerefsizler" şeklinde hakaret ettiği ve sloganlar attığı ifade edilmiş, başvurucunun kendisine ve görevlilere zarar vermesini engellemek amacıyla parmak izi alma işlemi bitene kadar başından, kollarından, bileklerinden, bacaklarından ve ayaklarından tutulmak suretiyle etkisiz hale getirildiği belirtilmiştir. Tutanakta ayrıca başvurucunun fotoğraf çekimi konusunda da direnmesi nedeniyle fotoğrafının oturduğu yerden değişik açılardan çekildiği belirtilmiş, nezarethaneye götürülmek istendiğinde "gitmiyorum, götürebiliyorsanız beni götürün" şeklinde beyanda bulunduğu, kademeli olarak güç kullanılarak ellerinin arkadan kelepçelendiği, başından, kollarından, bileklerinden ve bacaklarından tutularak taşıma yöntemiyle nezarethaneye götürüldüğü, başvurucunun bu sırada da çeşitli sloganlar attığı, nezarethaneye konulmadan önce üst araması yapılmak istendiği, başvurucunun direnmesi üzerine kademeli olarak güç kullanılarak üst aramasının gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun doktor raporu alınmasında, parmak izi alınmasında, fotoğraf çekiminde, nezarethaneye götürülmesi ve üst aramasının yapılması aşamalarında örgütsel tavır sergileyerek direnmesi üzerine orantılı olarak kademeli güç kullanıldığı, başvurucunun bu esnada aşırı olarak direnç göstermesi sebebiyle başını sürekli olarak sağa ve sola savurmasından dolayı burnunun sağ kısmında hafif kızarıklık oluştuğu belirtilmiştir. Bu tutanak sekiz emniyet görevlisi tarafından imza altına alınmıştır. Soruşturma Süreci Başvurucu 13/3/2017 tarihli dilekçesiyle şikâyette bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle; 27/2/2017 tarihinde gözaltına alınarak Sivas İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğünü, burada parmak izi vermesinin istendiğini, daha önce gözaltına alındığı sırada ve sürücü belgesi başvurusunda parmak izinin alınması nedeniyle talebi kabul etmediğini, bunun üzerine kolluk görevlilerinden birinin zorla parmak izinin alınacağını söylediğini, tutulduğu odaya on veya on beş kolluk görevlisinin geldiğini, bu görevliler tarafından yere yatırıldığını, üzerinde zıplayan görevlilerin olduğunu, ellerine ve kafasına basıldığını, yüzünün çekiştirildiğini, yaklaşık on beş dakika bu şekilde kötü muameleye maruz bırakıldığını, bu sırada bir kolluk görevlisinin yaşananları kamera ile kayıt altına aldığını ifade etmiş, sağ kaburga kemiğinde kırık meydana geldiğini, şikâyetini 28/2/2017 tarihinde muayeneye gelen doktor O.Ö.ye söylemesine rağmen şikâyetinin doktor tarafından dikkate alınmadığını, sonrasında kırık teşhisi konulduğunu, doktor O.Ö. de dahil olmak üzere sürece dahil olan tüm kamu görevlilerinden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Başsavcılık tarafından doktor O.Ö. ve kolluk görevlileri hakkında soruşturma başlatılmıştır. Doktor O.Ö. yönünden yürütülen soruşturma hakkında ayırma kararı verilmiş, sonrasında 8/11/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun kolluk görevlileri tarafından yaralandığı şikâyeti hakkında ise 28/9/2017 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın içeriğinden olaya ait kamera kayıtları ve başvurucu hakkındaki gözaltı işlemlerine ilişkin tutanakların incelendiği anlaşılmaktadır. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:" ...Dosya içerisinde yer alan kamera kayıtları, yukarıda belirtilen 27/02/2017 tarihli tespit tutanağı, ayrıca İstanbul Başsavcılığının 2012/1949 sayılı soruşturması kapsamında ifadesi alınan Çelik mahlaslı gizli tanığın; 'üst araması, gözaltı fotoğrafı çekimi, tükürük örneği alınması, kelepçe uygulamasına karşı direnmek, ifade vermemek, gözaltı süresi boyunca açlık grevine gitmek, örgüt elamanlarına eğitimler sırasında öğretilir, bu örgütsel tavrın esas amacı, örgüte sempatizan veya örgüte elaman olarak bağlı olan şahısları ilk andan itibaren kolluk ile iletişimine engel olmaktır. Kolluk kuvvetleri ile girdiği münakaşa sonucu radikalleşen ve hırçınlaşan örgüt üyesi gözaltı süresinin devamında kesinlikle konuşmaz ve iletişime geçmez, böylece örgüt sırları deşifre olmamış olur, örgüt bu konularda elemanlarına eğitim verirken bu tür uygulamaların haksız, keyfi ve işkence oldukları şeklinde öğretilir. Bu uygulamalara karşı koymak, direnmek, meşru savunma, onurunu savunma, koruma olarak öğretilir. Hatta bu konu ile ilgili DHKP-C örgüt avukatları tarafından bastırılan 'gözaltına alındınız ne yapacaksınız' isimli bir kitap var, kitabın içeriği gözaltına alınan şahısların gözaltı süresi boyunca takınması gereken tavrı anlatır. Ayrıca örgüt elamanlarına DHKP-C örgütünün İstanbul'daki gençlik federasyonunda gözaltına alındıklarında nasıl davranmaları gerektiği senaryo şeklinde tiyatro edilerek öğretilir. Hiçbir tutanağa imza atmama, tükürük örneği verilirken direnme, parmak izi verilirken direnme, gözaltı süresi boyunca açlık grevine gitme, her direndiğinde; 'insanlık onuru işkenceyi yenecek, işkence yapmak şerefsizliktir' gibi sloganlar atmak da yine bu eğitimde öğretilir. Bu direnişin amaçlarından bir diğeri de, kolluk kuvvetlerini tahrik etmektir. Gözaltına alınan şahıslar kolluk kuvvetlerine küfür ve hakaret ederek kolluk kuvvetlerini elinden geldiğince tahrik ederler. Bu tür bir davranıştaki amaç kolluk kuvvetinin sinirlenmesini sağlamak, dolayısıyla görevine yapmasına engel olmak veya kolluk kuvvetlerinin yanlış uygulamalar yapmasını sağlamaktır' şeklindeki beyanı ile tüm soruşturma evrakı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; emniyet görevlilerince müşteki Murat ULUSOY'a karşı yapılan eylemlerde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, gözaltında şüpheli Murat ULUSOY'un, polis memurlarını tahrik etmeye yönelik yukarıda belirtilen örgütsel eylem ve davranışlarına ve bu şekilde direnmeye karşı ölçülü ve direnmeyi sonlandıracak şekilde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince hareket ettikleri, yine arama işlemi ile ilgili olarak ise; arama işlemini gerçekleştiren polis memurlarının Sivas Sulh Ceza Hakimliğinin 26/02/2017 tarih ve 2017/1159 İş sayılı kararına istinaden bu arama kararının müştekiye gösterilmesi suretiyle arama yaptıkları, şüpheli polis memurlarının yapmış olduğu arama ve el koyma işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırı olayın söz konusu olmadığı, dolayısıyla şüphelilerin üzerilerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla;Şüpheliler hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, ..." Başvurucu, anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde özetle, on veya on beş kolluk görevlisi tarafından işkenceye uğradığını, haksız olarak uygulanan yakalama ve gözaltına alma işlemlerine karşı pasif direniş sergilemesinin örgütsel tavır olarak kabul edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Sivas Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Kararda soruşturmanın gerektirdiği delillerin yeterli ölçüde toplanmış olduğu, delillerin takdirinde isabetsizlik olmadığı, verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçelerine dayanılmıştır. Bu karar başvurucuya 15/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 15/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Olaya İlişkin Görüntü Kayıtları Başvurucu tarafından başvuru dosyasına eklenen taşınır bellekte yer alan görüntülerde özetle şu hususlar tespit edilmiştir:- Başvurucu kelepçesiz vaziyette bir sandalyede oturmakta iken başvurucuya rızası ile parmak izi vermesi, aksi hâlde parmak izlerinin zorla alınacağı söylenmiş, başvurucu rıza göstermediğini söyledikten sonra parmak izi almak için odaya bir grup kolluk görevlisi gelmiş, kolluk görevlilerinin başvurucuyu oturduğu yerden kaldırarak tutmak istedikleri sırada başvurucu yere yatmış, birkaç dakika sonra kolluk görevlileri başvurucuyu bıraktıktan sonra başvurucu tekrar sandalyeye oturmuştur.- Parmak izinin zorla alınacağı başvurucuya tekrar söylenmiş, başvurucu sandalyeden kalktıktan sonra kendisini yere bırakmış ve sloganlar atmıştır. Cenin pozisyonunda yerde bulunan başvurucu parmak izinin alınmasına direnmiş, bir grup kolluk görevlisi başvurucuyu çeşitli yerlerinden tutmuş ve başvurucunun parmak izlerini almıştır.- Parmak izi alınması sonrasında başvurucu nezarethaneye götürülmek istenmiş, başvurucunun direnç göstermesi üzerine bir grup kolluk görevlisi başvurucuyu ellerinden ve ayaklarından tutarak nezarethaneye götürmüştür. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Fizik kimliğin tespiti" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(Değişik: 25/5/2005 – 5353/5 md.) (1) Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur. (2) Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir." 2559 sayılı Kanun'un maddesinin "Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Polis;a) Gönüllü,b) Her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan,c) Başta polis olmak üzere, genel veya özel kolluk görevlisi ya da özel güvenlik görevlisiolarak istihdam edilen,ç) Türk vatandaşlığına başvuruda bulunan,d) Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi halinde, ülkeye giriş yapan sair yabancı,e) Gözaltına alınan, kişilerin parmak izini alır.Birinci fıkraya göre alınan parmak izi, ait olduğu kişinin kimlik bilgileri ile birlikte, nezaman ve kim tarafından alındığı belirtilmek suretiyle, bu amaca özgü sisteme kaydedilerek saklanır. Ancak, parmak izinin hangi sebeple alındığı sisteme kaydedilmez.Olay yerinden elde edilen ve kime ait olduğu henüz tespit edilemeyen parmak izleri, kime ait olduğu tespit edilinceye kadar, ilgili soruşturma dosya numarası ile birlikte sisteme kaydedilir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 21 inci maddesi hükümlerine göre alınan parmak izleri de bu sisteme kaydedilir. (a) bendi hariç birinci fıkra ile dördüncü fıkra kapsamına giren kişilerin ayrıca fotoğrafları alınarak, ikinci fıkrada belirlenen esaslara uygun olarak parmak izi ile birlikte sisteme kaydedilir. Bu sistemde yer alan bilgiler, kimlik tespiti, suçun önlenmesi veya yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından kullanılabilir.Kolluk birimleri, kimlik tespiti yapmak ya da olay yerinden alınan parmak izini karşılaştırmak amacıyla doğrudan bu sistemle bağlantı kurabilir.Sistemde kayıtlı bilgilerin hangi kamu görevlisi tarafından ve ne amaçla kullanıldığınındenetlenebilmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurulur.Sistemde yer alan kayıtlar gizlidir; altıncı ve yedinci fıkralarda belirlenen amaçlar dışında kullanılamaz.Sisteme kayıtlı olan parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden itibaren on yıl ve herhalde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl geçtikten sonra sistemden silinir.Parmak izi ile fotoğrafların sistemde kaydedilmesi ve saklanması ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin diğer esas ve usûller, İçişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığının görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." 2559 sayılı Kanun’un “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(2/6/2007 tarihli ve 5681 sayılı Kanun’la değişik) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.Polis;a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,d) (27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la eklenen bent) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde,silah kullanmaya yetkilidir.Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."