Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun işyerinde yaşandığı iddia edilen bazı olaylar gerekçe gösterilerek görev yerinin değiştirilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, yargılamanın uzun sürmesi ve disiplin raporunun eksik ve bazı yerleri karalanarak tebliğ edilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun işyerinde yaşandığı iddia edilen bazı olaylar gerekçe gösterilerek görev yerinin değiştirilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, yargılamanın uzun sürmesi ve disiplin raporunun eksik ve bazı yerleri karalanarak tebliğ edilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Somut olayda, başvurucu hakkında ileri sürülen birden fazla iddia yönünden disiplin soruşturması başlatılmıştır. Söz konusu iddialar özetle şöyledir:-"Öğretmenler kurulu toplantısında gündem maddeleri dışında 'ben burada özgür değilim, burası açık cezaevi gibi' gibi ifadeler kullanarak ortamın gerilmesine sebebiyet olarak ortamın gerilmesine sebebiyet vermek,-İlçe Emniyet Müdürlüğü raporuna göre: Okul içerisinde huzur bozucu hareketlerde bulunmak, öğrencilere ve öğretmenlere propaganda yolu ile devlet büyüklerini karalamak, Gezi olaylarını övücü nitelikte propaganda yaparak öğrencileri bu tür olaylara özendirmek, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği gösteri ve yürüyüşlere katılmak,-Twitter üzerinden okul müdürüne ve devlet büyüklerine hakaret, din ve vicdanla dalga geçme, küçük görme ve aşağılama şeklinde paylaşımlarda bulunmak,-H.İ. isimli öğrencinin okulun balkonundan atlayarak yaralanması olayıyla ilgili gazete muhabiri İ.S.'ye sosyal paylaşım sitelerinden ulaşarak okul müdürünü suçlu gösterir nitelikte haber yapılmasını sağlamaya çalışmak," Başvurucu; konuya ilişkin ifadesinde hakkındaki iddiaların öğrencisi H.İ.nin okul müdürünün odasından çıkarak intihar girişiminde bulunmasından sonra öğrencisinin yanında yer almasından kaynaklandığını, bundan dolayı müdürün kendisine karşı düşmanca bir tutum takınarak söz konusu iddialarda bulunduğunu belirtmiştir. Ayrıca bu iddialardan ötürü hem öğrenci hem de öğretmenlerin demoralize olduğunu, bu nedenle eğitim ve öğretim faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini vurgulamıştır. Okul müdürü ise başvurucunun olay mahallinde bulunmamasına rağmen sosyal medya paylaşımları ile kendisini suçlu gibi göstererek bu bağlamda haber yapılmasını sağladığını ve bundan dolayı başvurucudan şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Soruşturma neticesinde başvurucunun bir öğretmenler kurulu toplantısında "Ben burada özgür değilim, burası açık cezaevi gibi." şeklinde ifadeler kullandığı iddiası ile "okul içerisinde huzur bozucu hareketlerde bulunduğu, öğrencilere ve öğretmenlere propaganda yolu ile devlet büyüklerini karaladığı, Gezi olaylarını övücü nitelikte propaganda yaparak öğrencileri bu tür olaylara özendirdiği, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği gösteri ve yürüyüşlere katıldığı" iddialarının sübuta ermediği, sosyal medya paylaşımlarından kaynaklanan iddiaların ise adli yargıya intikal etmesi ve adli sürecin ne şekilde sonuçlanacağının belirsiz olması nedeniyle bu aşamada bir işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan soruşturma dosyasına yansıyan iddia ve tespitler ışığında okul müdürünün intihar girişiminin kamuya yansımasından ve olayın soruşturulmasından başvurucuyu sorumlu tuttuğu, bu bağlamda okulda yürütülen soruşturma ve şikâyetlerin arttığı, öğrenci ve öğretmenlerin ise söz konusu durumdan olumsuz etkilendiği dikkate alınarak başvurucunun okulda daha fazla sıkıntı yaşamasının önüne geçilmesi adına kamu yararı ve hizmetin gereği aynı ilin Reyhanlı ilçesine naklen atanmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte soruşturma dosyası ekine göre okul müdürünün de intihar olayı özelinde ayrı bir soruşturma geçirdiği ve idari yönden görev yerinin değiştirilmesinin teklif edildiği anlaşılmıştır. Başvurucu, hakkında tesis edilen yer değiştirme işleminin iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:"...davacı ile okul idarecileri arasında bir öğrencinin intihar girişiminden dolayı anlaşmazlık bulunduğunun sabit olduğu ve bu konunun farklı platformlarda ve farklı olaylarda okul idaresi ile davacı arasında birden fazla kez gündeme geldiği, ayrıca davacının 2016 tarihli ifadesinde de "okulumuz öğrencisinin okul müdürünün odasından çıkıp intihar girişiminden sonra öğrencinin yanında yer alıp öğrenciye hem tedavisinde hem de hukuki mücadelesinde yanında yer aldığımdan okul müdürü bu duruşu kendisine karşı bir tutum olarak algılamış ve bana karşı düşmanca tavırlar sergilemiştir. Bu dosyaya konu olan şikayet iddiaları ile ilgili bana karşı hasmane tutumu intikam duygusuyla hareket ettiğini ispatlamaktadır. Bu sebepten dolayı bu iddialarla ilgili bundan başka hiçbir cevap vermeyeceğim. Bu şikayetlerden dolayı hem öğrenciler hem öğretmenler demoralize olmuş olup, okulumuzdaki eğitim öğretim durma noktasına gelmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tanık ifadeleri bir bütün olarak göz önüne alındığında; davacının aynı okulda göreve devamının sağlıklı, randımanlı ve huzurlu bir okul ortamını engelleyip, hem davacının mesleki performansına yansıyıp, hem de okul/öğrenci/idare/çevre birlikteliğine mani teşkil ederek öğretimden beklenen toplumsal yarara engel olacağı, öte yandan yaşanan olay nedeniyle davacının bir eğitimci olarak öğrencisinin yaşadığı sıkıntının sorumlularının bulunması amacıyla hem adli hem idari soruşturma başlatılmışken adli ve idari soruşturma sonucuna kadar beklemesi, konu ile ilgili olarak tarafsız, nesnel olarak tavır sergilemesi gerekmekteyken bu hususa aykırı hareket ettiği buna bağlı olarak da okulda yürütülen soruşturma ve şikayetlerin arttığı anlaşıldığından, davacının da bu durumda okulda daha fazla sıkıntı yaşayabileceği dikkate alındığında aynı görev yerinde bırakılmasının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle bağdaşmayacağı açık olup, okulda oluşabilecek kutuplaşma ve ayrışmaları önlemek, yeni şikayetlerin önüne geçmek, görev yeri değişikliğinin hizmetin daha iyi ve verimli yürütülmesini sağlamak amacıyla idarece alınan bir önlem niteliği taşıdığının kabulüyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucu, ret kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, nihai kararı 6/5/2019 tarihinde öğrendikten sonra 31/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.