(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2969 E. , 2009/3900 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar in…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2969 E. , 2009/3900 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 89, 90, 91, 92, 93, 94 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında murisleri ... ve ...'nın yazılı olmayan soyadlarının ..., yine yazılı olmayan ...'nin baba adının ..., ...'nın baba adının ... olarak ilavesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir. Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Bu bilgiler ışığında; Tapu kayıtları 1937 yılında yapılan tesis kadastrosu ile oluşmuştur. Tapu kayıtlarında ... ve ...'nin soyadları ve baba adları yazılı değildir. Ancak, kadastro tutanaklarında ...'nın baba adının ..., ...'nin baba adının ... olduğu yazılıdır. 89 parselin kadastro beyannamesinin "postanın tahdidi ve tetkikleri" bölümünde taşınmazların ...'tan geldiği ve ...'un 50 sene önce ölmesiyle mirasçılarına ve bu arada davacının murisi olduğu iddia edilen ...'ya intikal ettiği anlaşılmaktadır. ...'den anlaşıldığına göre ...'nın annesi de ...'dur. Oysa davacının murisinin baba adı ..., annesi ... ve doğum tarihi 02.07.1905'tir. Bu durumda adına tesbit yapılan ... ile davacının murisi ...'in nüfus bilgileri örtüşmemektedir. Zira, anne ve baba isimlerinin tutmamasının yanı sıra 1937'deki tesbitten 50 sene önce yani 1887'de ölen ...'tan 18 yıl sonra doğmuş olmaktadır. Ayrıca, veraset silsilesi ile tesbit edilen tapu malikleri, ...'nın kardeşlerine uymamaktadır. Mahkemece bu çelişkinin nedeni araştırılmamış, dinlenen tanıklardan bu konu ile ilgili bilgileri sorulmamıştır. ...'nin babası hanesinden aile nüfus kayıt tablosu celbedilerek incelenmemiştir. Taşınmazların bulunduğu yerde zabıta marifetiyle soruşturma yaptırılarak, tapu maliki ... ve ... ile davacının murisi ... ve ... 'in aynı kişi olup olmadığı tesbit ettirilmemiştir. ... ve ... kızı ... ve ... oğlu ... adlı kişilerin kaydı bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken; öncelikle tapu maliki ...'nın nüfus bilgileriyle murisininkiler arasındaki çelişkinin neden ileri geldiğinin davacıdan sorulması, varsa bu konuda delillerinin istenip incelenmesi, ...'nin babası hanesinden aile nüfus kaydının celbi ile kadastro beyannamesinin edinme sebebi ile karşılaştırılması, tapu malikleri ile davacının murislerinin aynı kişi olup olmadığının zabıta vasıtası ile araştırılması, tapuda malik görünen kişilere ait kayıt bulunup bulunmadığının nüfus idaresinden sorulması ve tüm bu deliller toplandıktan sonra oluşacak duruma göre bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar nazara alınmaksızın noksan soruşturma ile verilen kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davalı idarenin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.