11. Ceza Dairesi 2016/8828 E. , 2018/6619 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçu yönünden; suç tarihi itibarıyla 213…
**11. Ceza Dairesi 2016/8828 E. , 2018/6619 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçu yönünden; suç tarihi itibarıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 4369 sayılı Yasa ile değişik 359/b-1. maddesinde "onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası" öngörülmüş olup, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b. maddesi ile cezanın "üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasına" çıkarıldığı nazara alındığında, belirtilen suç tarihinde sahte fatura düzenlemek suçunun temel cezasının asgari haddinin 18 ay hapis olduğu gözetilmeden, temel cezanın alt sınırdan tayin edildiği belirtilmesine rağmen 3 yıl hapis cezası olarak takdir edilmesi suretiyle fazla ceza tayini, 2-Her iki takvim yılına ilişkin olarak da; a)5237 sayılı TCK'nın 43. maddesine göre; “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediği kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, b)5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.