Başvuru, doğum borçlanması ve yaşlılık aylığı bağlanması emeklilik) işlemlerinin yapılması isteminin Sosyal Güvenlik Kurumunca SGK) reddedilmesi üzerine emeklilik ve borçlanma hakkının tespiti ile talebin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada eksik inceleme sonucunda hatalı karar verilmesi, kısa kararda belirtilmeyen vekâlet ücreti konusunda gerekçeli kararda hüküm kurulması, yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalı yerine davac
Başvuru, doğum borçlanması ve yaşlılık aylığı bağlanması (emeklilik) işlemlerinin yapılması isteminin Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) reddedilmesi üzerine emeklilik ve borçlanma hakkının tespiti ile talebin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada eksik inceleme sonucunda hatalı karar verilmesi, kısa kararda belirtilmeyen vekâlet ücreti konusunda gerekçeli kararda hüküm kurulması, yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalı yerine davacının sorumlu tutulması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/4/2013 tarihinde Denizli Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 17/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 3/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 14/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 19/3/2009 tarihli dilekçeyle doğum borçlanması ve emeklilik işlemlerinin yapılması istemiyle SGK'ya başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun borçlanma istemi, doğumun çalıştığı iş yerinden ayrıldıktan sonraki 300 gün içinde gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, emeklilik ve borçlanma hakkının tespiti ile talebinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğradığı zararın tazmini istemiyle SGK aleyhine 25/6/2010 tarihinde Denizli İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava sürerken SGK tarafından 16/9/2010 tarihinde yayımlanan 2010/106 sayılı genelge ile “doğum borçlanması için doğumun, işyerinden ayrıldıktan sonraki 300 gün içinde gerçekleşmesi şartı” kaldırılmıştır. Başvurucu bunun üzerine 18/8/2010 tarihinde aynı taleplerle tekrar SGK’ya başvuruda bulunmuş, SGK tarafından başvurucunun borçlanma talebi kabul edilerek borçlanma bedeli hesaplanmış, borcun ödenmesiyle de başvurucuya 1/11/2010 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Başvurucu, Mahkemeye verdiği 22/10/2010 tarihli dilekçesiyle borçlanmaisteminin hiçbir yasal değişiklik olmadığı hâlde SGK tarafından dava açıldıktan sonra yerine getirildiğini ancak talebinin süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmediğini belirterek bunun tazminine Mahkemece karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 28/12/2010 tarihli ve E.2010/385, K.2010/696 sayılı kararıyla borçlanma talebinin dava sürerken yerine getirilmiş olması nedeniyle konusuz kalan bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davacının SGK’ya ilk başvuru tarihi olan 19/3/2009 itibarıyla emeklilik koşullarının prim ve hizmet süresi yönünden oluşmadığı gerekçesiyle geçmiş zararların tazmini talebinin reddine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun yaptığı yargılama giderlerinin yarısının davalı SGK’dan tahsiline, 100 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davada kendini vekille temsil eden davalı SGK’ya verilmesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesi ve hüküm kısmı şöyledir:“...Doğumdan sonra geçen iki yıllık sürenin borçlandırılması hakkı 5510 SY'nın maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalılara verilmiş olup, iki yıllık sürenin borçlandırılmasında "hizmet akdine tabi çalışılmaması koşulu" ile doğum borçlandırılmasında "hizmet akdine tabi çalışılmaması" koşulu ile doğum tarihinden önce hizmet akdinin var oduğu, ayrıca maddede yer alan "sigortalı kadın" ifadesinden de Kanun'un tanıklar başlıklı maddesinde yer alan ve hakkında kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödemesi gereken kişi anlaşılmaktadır.TBMM Genel Kurulunda söz konusu maddeye ilişkin verilen yönergenin gerekçesinde "Doğum yapan kadın sigortalıların çalışmamış olmaları durumunda, çocuklarının daha sağlıklı yetiştirilmesi ve bakımının anneleri tarafından yapılması sırasında işten ayrılmış olmaları nedeni ile, bu süreleri daha sonra borçlanabilmeleri imkanı sağlanmıştır" ifadesine yer verilmiştir.Hem madde metninde yer alan "sigortalı kadın" hem de gerekçede yer alan "kadın sigortalıların çalışmamış olmaları" ve "işten ayrılmış olmaları" ibareleri borçlanma yapacak olan kadınların doğumdan önce hizmet akdine tabi olarak sigortalı çalışıyor olmaları şartını açıkça koymaktadır....Talep, cevap ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 9999614 sicil no ile kurum sigortalısı olduğu, davacının ilk çocuğunun 1986 doğumlu, ikinci çocuğunun 1991 doğumlu olduğu, her iki çocuğun da davacının ilk sigortalı işe giriş tarihinden sonra doğduğu, davacının doğum borçlanması talebinin kurumca kabul edilmiş olduğundan bu taleple ilgili olarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının 2009 tarihi itibariyle koşulları oluşmadığından yaşlılık aylığı bağlanması talebinin ve bu tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile davalı kurumdan tahsili talebinin 2009 tarihi itibari ile prim ve hizmet süresi yönünden aylık bağlama koşullarının eksiksiz olmadığı, davacının bu tarihteki doğum borçlanması talebinin kurumca kabul edilmesi halinde dahi borçlanılan sürelerin primlerinin davacı tarafça kuruma ödendiği ayı takip eden aybaşı itibari ile aylık bağlanabileceğinden reddine karar vermek gerekmekle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.