Başvuru, sendika şube yöneticisinin başka bir ile atanmasının aile hayatına saygı ve sendika haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sendika şube yöneticisinin başka bir ile atanmasının aile hayatına saygı ve sendika haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1967 doğumlu olup olay tarihinde Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı Cahit Sıtkı Tarancı Vergi Dairesi Müdürlüğünde gelir uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası (Sendika) üyesi olan başvurucu, anılan Sendikanın Diyarbakır Şube başkanıdır. Başvurucu hakkında 23/5/2008 tarihli basın açıklamasına katılması ve açıklamaya konu dilekçeyi imzalaması, 16/9/2008 tarihinde düzenlenen tiyatro gösterisi ve basın açıklamasına katılması, 21/10/2008, 23/10/2008 ve 25/10/2008 tarihlerinde yapılan basın açıklamalarına katılması nedeniyle dört ayrı disiplin soruşturması açılmış ve bu soruşturmalar sonucunda başvurucuya bir uyarı ve üç kınama cezası verilmiştir. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün (Emniyet Müdürlüğü) 5/6/2008, 24/9/2008, 31/10/2008 ve 3/11/2008 tarihli yazılarında başvurucunun katıldığı eylemlere yer verilmiştir. Söz konusu 5/6/2008 tarihli yazıda 23/5/2008 tarihinde 45-30 saatleri arasında Diyarbakır Adliye binası önünde "Abdullah Öcalan'a biz de sayın diyoruz, biz de bu suçu işliyoruz ve kendimizi ihbar ediyoruz" konulu dilekçenin Cumhuriyet Başsavcılığına verileceğine dair yapılan basın açıklamasına başvurucunun da katılarak destek verdiği belirtilmiştir. 24/9/2008 tarihli yazıda; 16/9/2008 tarihinde Demokratik Toplum Partisi (DTP) Diyarbakır il örgütü tarafından DTP'nin Anayasa Mahkemesinde görülen kapatma davasına ait iddianamede yer alan hususların temsilî bir mahkeme kurularak halka sorulduğu ve akabinde basın açıklaması yapıldığı, söz konusu etkinliklere başvurucunun da katıldığı tespitlerine yer verilmiştir. 31/10/2008 tarihli yazıda; 21/10/2008 tarihinde 20-40 saatleri arasında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde Abdullah Öcalan'a İmralı Ceza İnfaz Kurumunda uygulandığı iddia edilen fiziksel şiddet olayını protesto etmek amacıyla DTP Genel Başkanı Ahmet Türk tarafından bir basın açıklaması yapıldığı ve başvurucunun söz konusu basın açıklamasına katılarak destek verdiği belirtilmiştir. Aynı yazıda 23/10/2008 tarihinde Diyarbakır Platformu tarafından Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde Abdullah Öcalan'aİmralı Ceza İnfaz Kurumunda uygulandığı iddia edilen fiziksel şiddet olayını protesto etmek amacıyla ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Adana ve Mersin'de yaşanan olaylara ilişkin basın açıklaması düzenlendiği, akabinde yapılan oturma eylemine başvurucunun da katıldığı ifade edilmiştir. 3/11/2008 tarihli yazıda da 25/10/2008 tarihinde saat 30'da Turgut Özal Bulvarı üzerinde bulunan MTA Parkı'nda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan basın açıklaması ile Adalet ve Kalkınma Partisi il binasına siyah çelenk bırakma eylemine başvurucunun da katıldığı ifade edilmiştir. Disiplin soruşturması raporunda özetle, başvurucunun Diyarbakır'da gerçekleştirilen ve soruşturma açılmasına konu olan bu tür olaylara katılmaya devam edipdestek vererek çalıştığı yerde huzursuzluk yaratacağı, hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak davranışlarda bulunmaya devam edeceği düşünüldüğünden başka bir ile atanmasının uygun görüldüğü belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu disiplin cezaları üzerine 27/3/2009 tarihinde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının onayı ve Yozgat Valiliğinin 21/5/2009 tarihli Oluru ileYozgat Defterdarlığı Sarıkaya Mal Müdürlüğüne gelir uzmanı olarak atanmıştır. Başvurucu, atama işlemine karşı 6/7/2009 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. İdare Mahkemesi 8/12/2010 tarihinde davayı reddetmiştir. İdare Mahkemesinin ret kararında, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesi ile 22/9/2000 tarihli ve 24178 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Maliye Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'in (Yönetmelik) maddesine yer verilmiş (bkz. § 20) ve disiplin soruşturması raporu ile Emniyet Müdürlüğünün yukarıda bahsedilen yazılarına değinilmiştir. İdare Mahkemesi kararında; anılan fiillerin 657 sayılı Kanun'un maddesine aykırı hareket olarak değerlendirilip başvurucu hakkında soruşturma açıldığının ve yapılan soruşturma sonucunda fiillerin sabit olması nedeniyle soruşturmacı tarafından başka bir ile atamasının uygun olacağının belirtildiği, söz konusu fiiller nedeniyle başvurucu hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen naklen atama işleminde takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı ifade edilmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Danıştay 28/2/2014 tarihinde, kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğunu belirterek temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamıştır. Başvurucunun kararın düzeltilmesi talebi de Danıştay tarafından 20/11/2014 tarihinde reddedilmiştir. Karar 5/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.” Atama tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik'in "Hizmetin Gereği" başlıklı maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Aşağıda belirtilen hallerde hizmetin gereği olarak personelin görev yerleri değiştirilebilir. A) (Değişik bent: 03/04/2008- 26836 S.R.G Yön/mad.) Haklarında adli veya idari bir soruşturma yapılmış ve bu soruşturma sonucunda yerinde kalmalarında sakınca görülmüş olanlar ile sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğu tespit edilmiş olanların aynı hizmet bölgesindeki başka bir hizmet alanına atamaları yapılabilir...." 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun "Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısmı şöyledir: “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetim kuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleri tarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarak bildirirler. Söz konusu yöneticiler seçildikleri tarihten itibaren otuz gün içerisinde sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılırlar. Talepte bulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devam ederler. İzine ayrılmayan yönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar....”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Akat/Türkiye kararına (B. No: 45050/98, 20/9/2005) konu olayda, Diyarbakır’daki bir lisede öğretmenlik yapan ve EĞİTİM-SEN üyesi olan başvurucuya -kendi iddiasına göre- sendika faaliyetleri nedeniyle birçok disiplin yaptırımı uygulanmıştır. Başvurucu 29/11/1995 tarihinde amirlerinden gerekli izni almadan Ankara’da bir gösteriye katılması nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme, 11/12/1997 tarihindeki derslere girmediği için uyarma ve amirlerinden gerekli izni almadan 3/10/1998 tarihinde Ankara’daki bir gösteriye katılmak üzere Diyarbakır’ı terk etmesi nedeniyle 1/15 oranında aylıktan kesme cezası almıştır. Başvurucu, 6/8/1998 tarihinde Konya’ya atanması üzerine yapılan atamanın sendika hakkını ihlal ettiğini ve sendikal haklarını kullanmasına engel olduğunu iddia etmiştir. AİHM, görevinin atama kararının yerinde olup olmadığını değerlendirmek değil,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi çerçevesinde başvuranın sendika faaliyetlerini sürdürme hakkına ilişkin karardaki olayları incelemek olduğunu, atama kararının bir sendikaya üye olma ve sendikal faaliyetleri sürdürme hakkına bir sınırlama getirmediğini ve engel teşkil etmediğini belirtmiştir. AİHM söz konusu kararla Sözleşme'nin maddesi ile güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğüne özü itibarıyla bir kısıtlamanın veya ihlalin olduğu hususunda başvurucunun yeterince inandırıcı olmadığını, ayrıca başvurucunun atandığı yeni görevinin sendika faaliyetlerini sürdürmesine engel olduğuna ikna olmadığını ifade etmiştir. AİHM, Sözleşme'nin maddesinin birinci paragrafının sendika özgürlüğünü örgütlenme özgürlüğünün özel bir şekli olarak düzenlediğini hatırlatarak bu madde uyarınca sendika üyelerine devlet tarafından farklı bir uygulama yapılamayacağını ve özellikle sendika üyesi olma hakkının başka bir yere atanmamayı gerektirmediğini belirtmiştir. AİHM ayrıca, atama kararının başvurucu tarafından ulusal yetkililerin sendika faaliyetlerine bir müdahalesi olarak sayılmasına karşın bu tedbirin devletin kamu hizmetinin idaresi ve yönetimi doğrultusunda aldığı bir önlem görüşünde olduğunu, yetkililerin bu noktada takdir yetkilerini kullandıklarını belirtmiştir. AİHM, sözü edilen kararında, başvurucunun konumunun prensipte başka bir birime veya kamu hizmeti ihtiyaçları doğrultusunda başka bir şehre atanmasını gerektirdiğini, tayin kararının bir sendikaya üye olma ile sendikal faaliyetleri sürdürme hakkına bir sınırlama getirmediğini ve engel teşkil etmediğini, ayrıca başvurucunun iddialarını ve tayin edildiği yeni görevinin sendikal faaliyetlerine engel olduğunu ispat edemediğini belirterek başvurucunun hakkındaki atama kararının özü itibarıyla sendikal faaliyetlerini sürdürme hakkına bir ihlal oluşturduğunun kanıtlanamadığı sonucuna varmıştır. AİHM Sözleşme'nin maddesi bakımından ihlal bulmadığı, sadece maddesinin ihlalini tespit ettiği benzer konudaki Ertaş Aydın ve diğerleri/Türkiye (B. No:43672/98, 20/9/2005), Bulğa ve diğerleri/Türkiye (B. No: 43974/98, 20/9/2005) ve Adem Yılmaz ve diğerleri/Türkiye (B. No: 41496/98,...,21/3/2006) kararlarında; olağanüstü hâl döneminde Diyarbakır'dan başka illere tayini yapılan ve sendika üyesi olan başvurucuların -aralarında bazı sendikaların il şube başkanları da yer almaktadır- somut olayın koşullarında başvurucuların haklarında verilen tayin kararlarının sendikal faaliyetlerde bulunma haklarını esastan ihlal ettiğini gösteremedikleri sonucuna varmıştır.