14. Hukuk Dairesi 2012/5224 E. , 2012/6162 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü
**14. Hukuk Dairesi 2012/5224 E. , 2012/6162 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davalı 39 sayılı parselin maliki, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece istek hüküm altına alınmış, bilirkişi krokisinde (A) ile işaretlenen 39 sayılı parsel aleyhine, davacının 410 sayılı parseli yararına geçit irtifakı tesis edilmiştir. Hükmü, davalı 39 sayılı parselin maliki temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, bu tür davalarda davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Somut olaya gelince; aleyhine geçit kurulan 39 sayılı parselin yüzölçümü 527.02 m2’dir. Kurulan geçit bu parselin 107.25 m2’lik bölümü kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle bu şekilde kurulan geçit ile davalının 39 sayılı parseli önemli ölçüde küçülmüş, davalının tasarruf hakkı büyük ölçüde kısıtlanmıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, mahallinde yeniden keşif yapılarak davacının parseline komşu diğer parseller üzerinden geçit ihtiyacını karşılayacak alternatifler aramak, bu parsel malikleri hakkında dava açmak üzere davacıya mehil vermek, açıldığı takdirde davaları birleştirmek, istemi bunların sonucuna göre karara bağlamak olmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.