Başvurucular, ortak murislerinin maliki olduğu tarihi eser vasıflı taşınmazın kamu yararı olmaksızın kamulaştırıldığını, mülk sahiplerinin kendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerinden alındığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezden gelindiğini ve mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve konu
Başvurucular, ortak murislerinin maliki olduğu tarihi eser vasıflı taşınmazın kamu yararı olmaksızın kamulaştırıldığını, mülk sahiplerinin kendi mülklerini kendi imkânlarıyla yenileme haklarının ellerinden alındığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında yenileme projesinin görmezden gelindiğini ve mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa'nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuru, 27/2/2013 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 7/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 26/3/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın 3/6/2013 tarihli görüş yazısı 18/6/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş, başvurucular vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz etmemiştir. Bölümün 25/4/2014 tarihli ara kararıyla 2013/1674 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/1675 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, 21/7/1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kurulan İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1993 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş ve alandaki koruma çalışmalarının çerçevesi, yapılacak koruma amaçlı imar planına bağlanmıştır. Başvurucuların ortak murisine (annelerine) ait Beyoğlu ilçesi Çukur Mahallesi 362 ada 5 parsel sayılı 49 m2 büyüklüğündeki taşınmazın da içinde bulunduğu alan 20/2/2006 tarih ve 2006/10172 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla (BKK) 16/6/2005 tarih ve 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a dayanılarak yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006 tarihinde oy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde 16/3/2007 tarihinde gerçekleştirilen yenileme (restorasyon) ihalesiyle bahsedilen alanda restorasyon faaliyetine başlanmıştır. Beyoğlu Belediye Encümeninin 10/12/2009 tarih ve 1603 sayılı kararı ile başvurucuların murisine ait taşınmazın kamulaştırılması kararı alınmıştır. Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından, mülk sahibine gönderilen satın alma talebini içerir yazı üzerine süresinde davete icabet edilmediği belirtilerek, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesine 17/5/2010 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır. Mahkeme, mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapmış ve keşif sonrası hazırlanan 27/9/2010 havale tarihli bilirkişi raporuyla taşınmazın özellikleri ile bulunduğu çevrenin koşulları ve emsal taşınmazlarla yapılan mukayese sonucu değeri, 800,00 TL arsa ve 216,96 TL yapı için olmak üzere toplam 016,96 TL olarak belirlenmiştir. Yapılan itirazlar sonrasında Mahkemece yeni oluşturulan bilirkişi heyetiyle taşınmazda ikinci keşif yapılmış ve 13/12/2010 havale tarihli raporla mülkün Taksim Meydanına ve ulaşım imkânlarına yakınlığı, konut-ticaret alanı olması, binanın yıpranma oranı, taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olduğu ve davacı ve başvurucuların gösterdiği emsal taşınmaz değerleri göz önünde bulundurularak değeri, 800,00 TL arsa ve 670,00 TL yapı için olmak üzere toplam 470,00 TL olarak belirlenmiştir. İkinci bilirkişi raporuna da itiraz edilmiş ve Mahkeme son bilirkişi heyetinden ek rapor istemiş, ancak 25/2/2011 havale tarihli ek bilirkişi raporunda önceki rapordan farklı bir durumun olmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur. Mahkemenin 4/4/2011 tarih ve E.2010/216, K.2011/93 sayılı kararıyla ve ikinci bilirkişi raporuna itibar edilerek, 470,00 TL kamulaştırma bedelinin mülk sahibine ödenmesine ve ilgili taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı belediye adına tesciline karar verilmiştir. Başvurucuların ortak murisi 18/4/2011 tarihinde vefat etmiştir. Kararın temyizi üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarih ve E.2012/8012, K.2012/12476 sayılı kararı ile “Kamulaştırılan taşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. Karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarih ve E.2012/26078, K.2012/28133 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 29/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 27/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.…Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./ md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.…” 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.”