Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve resen yapılan tutukluluk incelemelerinde Cumhuriyet savcısının ve başvurucunun görüşleri sorulmadan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilememesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve resen yapılan tutukluluk incelemelerinde Cumhuriyet savcısının ve başvurucunun görüşleri sorulmadan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilememesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme suçundan başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan başvurucu Savcılık tarafından alınan ifadesinde özetle trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek suçlamayı kabul etmemiştir. Başvurucu Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunun ardından anılan suçtan 23/11/2013 tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı suçunun niteliği, atılı suçun kanun maddesindeki ceza üst sınırı, olayda birden fazla kişinin ölümüne ilişkin olgu, olaya ilişkin 20/11/2013 tarihli 00 saatli trafik kazası tespit tutanğı içeriği olaya ilişkin 20/11/2013 tarih 30 saatli olay yeri inceleme raporu ve ekindeki krokiler, kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı, dosya kapsamı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin de evrak kapsamına göre yetersiz kalacağı düşünülmekle CMK'nın ve mütakip maddeleri uyarınca ... [tutuklanmasına karar verildi]" Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 13/12/2013 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme suçundan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. Mahkeme 20/12/2013 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2013/393 sayılı dosya üzerinden yargılama başlamıştır. Mahkeme 11/11/2015 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara yaptığı itirazını ise Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2015 tarihinde reddetmiştir. Başvurucu 14/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 24/2/2016 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi "Sanığın üzerine atılı suçun niteliğine göre (2-15 yıl arası) verilebilecek ceza miktarı, denetimli serbestliğe ayrılma süresi, dosyanın karar verilme süreci ile tutuklu kaldığı süre değerlendirildiğinde Yargıtay safhası ile tutukluluğun infazı tamamlamaya varabileceği tutuklanmasının amacını aşabileceği... " şeklindeki gerekçeyle itirazı kabul ederek başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme 23/5/2016 tarihindebaşvurucunun anılan suçtan 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. UYAP ve Yargıtay dosya sorgulama sisteminden yapılan incelemeye göre dava temyiz aşamasında derdesttir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Taksirle öldürme" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa...." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."