4. Hukuk Dairesi 2023/3761 E. , 2025/1495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1151 D.İş, 2022/1159 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-64469 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/267263 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi t
**4. Hukuk Dairesi 2023/3761 E. , 2025/1495 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1151 D.İş, 2022/1159 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-64469 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/267263 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 07.04.2018 tarihinde yaya olan müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.09.2022 tarihli talep arttırım dilekçesiyle talebini 360.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuran tarafından sigorta genel şartları ekinde belirtilmiş bulunan ibrazı zorunlu belgelerin tümü müvekkili sigorta şirketine gönderilmediğinden başvuru şartının yerine getirilmediğini, başvuran tarafından usulüne uygun olarak alınmış maluliyet raporunun dosyaya sunulmadığını, başvurunun usulden reddi gerektiğini, meydana gelen kazada yayanın %100 kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin poliçede belirtilen limit dahilinde sorumlu olduğunu, faiz başlangıç tarihinde dava tarihinin esas alınması ve yasal faiz işletilmesi gerektiğini, aktüer hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faizin uygulanması gerektiğini, başvurunun kabulü halinde vekalet ücretinin 1/5 oranında uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Başvurunun kabulüne, poliçe limiti ile sınırlı olarak, 360.000,00 TL sürekli sakatlık (sürekli iş göremezlik) tazminatının 10.03.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... kuruluşundan alınarak başvurana ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay içtihatlarına göre, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınması gerektiği, dosyada mevcut maluliyet raporunun tek imzalı adli tıp uzmanı tarafından verildiği, Bitlis Devlet Hastanesi'nin 13.01.2022 tarihli raporunun ise 2 yıl süreli olup maluliyet oranı belirtilmediği, hükme esas alınabilecek, denetime elverişli bir rapor olmadığı, bu çerçevede Karayolları Trafik Kanunu ile ilgili genel şart uyarınca bedeni zararlarda başvuruda ibraz edilmesi gereken sağlık kurulu raporunun başvuran tarafından sigorta kuruluşuna sunulmadığı, yapılan incelemeler sonucunda başvurunun geçerli bir başvuru olmadığı gerekçesiyle "Sigorta kuruluşu vekilinin itirazının kabulüne, 12.10.2022-K-2022/267263 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvuru sahibinin başvurusunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İtiraz Hakem Heyetinin davanın usulden reddine gerekçe oluşturduğu tek hekim imzalı maluliyet raporunun Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yargılama sırasında kendi atadığı bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporu olduğunu, bu raporun usule aykırılığından bahsedilemeyeceğini, davalı şirketin sevki neticesinde Bitlis Devlet Hastanesinden alınan raporun usul ve yasaya uygun olduğunu, sigorta şirketine ibrazının başvuru aşamasında yeterli kabul edildiğini, bu anlamda kanunen geçerli bir sigorta kuruluşu başvurusu olmadığı kanaatinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında dava şartı olan sigorta şirketine başvuruda eksik veya usulüne uygun olmayan belgenin ibraz edilmesi veyahut sigorta şirketine başvuru dahi yapılmamasının tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edildiğini belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Davacı vekili davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında, davacı çocuğun malul kaldığını belirterek tazminat isteminde bulunduğu, olaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün 547 nolu sokak üzerinde seyir halindeyken yol kenarı istinat duvarı dibinde beklemekte olan yaya ...'ün önünden geçerken yayanın araca doğru hamle yaparak aracın sağ ön yan kısımlarıyla çarpıştığı, daha sonra aracın arka sağ tekerleklerinin yayanın ayaklarının üzerinden geçtiği olayda davacı küçüğün KTK'nın 68/1-c maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, soruşturma aşamasında alınan 18.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalıya sigortalı araç sürücüsü ... ile aynı araçta görevli ...'ın 21.06.2019 tarihinde Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş oldukları ek ifadelerine istinaden soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği, ...'in, 07.04.2018 günü 547. Sokak üzerinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili vermiş olduğu ifadesinin kendisini vicdanen rahatsız ettiği, olay günü sokakta oynayan 4-5 çocuğu gördüğü, aracını yavaşlatarak korna çaldığı, çocukların yolun sol tarafına geçtiği, çocukları görüp yolun kenarına geçmelerini sağladığı akabinde seyrine devam ettiği sırada yolun sağında kalan ... isimli çocuğu görmeyerek kullandığı araç ile çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği, sigortalı aracın sağ arka tarafında ayakçak (aracın dış kısmında) üzerinde görevli bulunan ...'ın, ...'in şoförlüğünü yaptığı araç ile 547 sokak üzerinde çöp toplama işi yaptıkları sırada yol üzerinde 4-5 çocuğun top oynadığı, ... isimli çocuğun aracın ön kısmına yakın aracın sağ tarafındaki duvara yaslanmış halde durduğu sırada aracı kullanan sürücü ...'in görmediğinden aracın ön sağ tarafı ile çarptığı, çarpmanın etkisi ile arka tekeri ile ayaklarının üzerinden geçtiği, kazanın arkadaşı ...'in dikkatsiz oluşundan dolayı meydana geldiği yönündeki ek ifadeleri değerlendirilerek kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü ...'in KTK 47/1-d maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, yaya ...'ün kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, Bitlis 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/484 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde olaya ilişkin sigortalı araç sürücüsü ... hakkında taksirle yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiği, kararın itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince soruşturma aşamasında alınan 18.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu değerlendirilerek yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş, davalı vekilince karara itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince sigorta şirketine geçerli bir başvuru olmadığı gerekçesiyle başvuru sahibinin başvurusunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile sigortalı araç sürücüsü ... ve kazanın tanığı ...'ın oluşa ilişkin değişen beyanları dikkate alındığında, dava konusu trafik kazasının ne şekilde gerçekleştiği hususunun tam olarak tespit edilemediği, varsayımlara dayalı olarak yargılamaya devam edilemeyeceği, hakemlerin yalnızca kendilerine sunulan evraklar üzerinden değerlendirme yapabileceği, Şu halde olayın oluş şeklinin ve tarafların olaydaki kusur oranlarının ancak geniş bir araştırma sonucu belirlenebileceği, bu hali ile genel mahkemelerce gerekli araştırmanın yapılması gerektiğinden tahkim yargılamasının dosyadan el çekme ile sonlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince maluliyet raporunun usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve bizzat muayene edilmek suretiyle dosyada bulunan raporlar da irdelenerek maluliyetin tespiti için hakem heyetince rapor alınmak üzere kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. KARŞI OY Davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesiyle teminat altına alınan aracın 07.09.2018 tarihinde trafik kazasına karıştığı, kaza neticesinde yaya olan davacının yaralandığı ve davalı ... tarafından meydana gelen sürekli iş göremezlik, tazminatının karşılanmadığı belirtilerek meydana gelen zararın tazmini için davacı tarafından hakem heyetine iş bu başvuru yapılmıştır. Uyuşmazlık Hakem Heyeti başvurunun kabulüne, poliçe limitiyle sınırlı olarak 360.000,00 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatının 10.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigortalı kuruluşundan tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekilince süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerince; İtiraz Hakem Heyetince kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan "çocuklar için özel gereksinim değerlendirilmesi hakkında yönetmelik" hükümlerine göre maliyet raporu alınması gerektiği, dosyada mevcut maluliyet raporu tek imzalı adli tıp uzmanı tarafından verildiği, Bitlis Devlet Hastanesinin 13.01.2022 tarihli raporunun ise 2 yıl süreli olup maluliyet oranı belirtmediği hükme esas alınabilecek bir rapor sunulmadığından yapılan başvurunun geçerli bir başvuru olmadığı gerekçesiyle başvurunun dava şartı yokluğu usulden reddine karar verilmiştir. Dairemiz çoğunluğunca olayın oluş şeklinin ve tarafların olaydaki kusur oranının ancak geniş bir araştırma sonucu belirlenebileceği için dosyadan el çekme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. Bilindiği üzere 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesine göre davacının meydana gelen yaralanması nedeni ile zararının tazmini için genel mahkemelerde dava açabileceği gibi Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde oluşturulan hakem heyetine başvurabilme hakkı bulunmaktadır. Somut olayda Sigortacılık Kanunu'nun 30/14 f maddesindeki istisnai durum da söz konusu değildir. Davacının adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan hakeme başvuru hakkını ortadan kaldıracak şekilde hakem heyeti tarafından dosyadan el çekilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, HMK'nın 114. maddesi uyarınca özel dava şartları da dahil bütün dava şartları resen dikkati alınması gerektiği, bu dava şartı noksanlığının giderilmesinin 2 aylık hakem yargılama süresince mümkün olmadığı hususu dikkate alındığında davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.