T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/847 - 2025/1008 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/847 KARAR NO : 2025/1008 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2023 NUMARASI : 2022/716 Esas 2023/291 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 18.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/847 - 2025/1008 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/847 KARAR NO : 2025/1008 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2023 NUMARASI : 2022/716 Esas 2023/291 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 18.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.09.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili; 02.09.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın ... plakalı araca arkadan çarpması neticesinde ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ...’in eşi, diğer davacıların babası ...'in vefat ettiğini ve davacıların destekten yoksun kaldığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, desteğin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 24.01.2018 tarihinde doğan davacı ... dışındaki diğer davacılar için bir miktar tazminat ödenmesine rağmen ödemenin eksik ve yetersiz olduğunu, ikinci kez 14.02.2018 tarihinde davalı şirkete başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafından daha önce yapılmış ödemenin mahsubu da yapılmak suretiyle her davacı için ayrı ayrı 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.11.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini davacı ... için 71.576,14 TL'ye, davacı ... için 46.153,50 TL'ye, davacı ... için 8.804,04 TL'ye, davacı ... için 6.024,83 TL’ye artırmıştır. Davalı vekili, davacıların davadan önce yaptığı başvuru üzerine toplam 102.307,50 TL ödeme yapıldığını, davacı ... ile ilgili bilgilerin davalı şirketten gizlendiğini ve diğer davacılar için hesaplama yapıldığını, davacı ... ile yapılan protokol, sulh, feragatname ve ibraname ile müteveffanın müterafik kusuru ve hatır taşıması indirimi yapılarak ödeme yapıldığını, protokolün geçerli olduğunu ve taleplerin hukuka aykırı olduğunu, tazminat hesabının Genel Şartlar hükümlerine göre yapılması gerektiğini, olayda müteveffanın müterafik kusuru bulunduğunu ve arkadaşları araç sürücüsü ile birlikte alkol aldıklarını, sürücünün alkol aldığını bilerek araca bindiğini, otopsi raporunda sürücünün alkollü olduğunun belirtildiğini, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının incelenmesi ve müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca olayda hatır taşıması sözkonusu olup tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 24.12.2019 tarihli ve 2018/202 Esas, 2019/1120 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 23.09.2022 tarihli ve 2020/559 Esas, 2022/1889 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonunda, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiği, davalı sigorta şirketi tarafından 22.11.2017 tarihinde davacılar ..., ... ve ... için toplam 102.307,50 TL ödeme yapıldığı, müteveffanın sigortalı araçta yolcu konumunda olup kusuru bulunmadığı, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim yapılarak 04.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar esas alınmak ve 24.12.2019 tarihli karara karşı yalnız davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğundan usuli kazanılmış haklar nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile 71.576,14 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 45.570,75 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 5.457,11 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 8.804,04 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece tazminat hesabının usuli kazanılmış hak bulunduğu gerekçesiyle 2019 yılı asgari ücret verileri üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olup usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğunu, yapılan bu hata nedeniyle davacılar ... ve ... açısından tazminatta azalma meydana geldiğini, usuli kazanılmış hak ile asgari ücret ilişkisine dair doktrindeki görüşler ile yargısal içtihatların uyum içinde olduğunu, Adli Tıp Kurumu kusur raporunda müteveffanın %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, müterafik kusur indiriminin %20 oranına çıkartılmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen önceki karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığını, aktüer hesap yöntemine itiraz edilmediğini, bozma ilamına aykırı olarak hesaplama yapıldığını ve kazanılmış hakkın ihlal edildiğini, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, aleyhe bozma yasağı ve kazanılmış hak ihlali olduğunu, hesaplamanın 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, Genel Şartlarda belirlenen hesaplama kurallarının kullanılmamasının hukuki dayanağı bulunmadığını, hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, bilirkişi raporunda hatalı değerlendirmelere yer verildiğini, ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması savunmasının göz önüne alınması gerektiğini, kazanın oluşumunda desteğin kusurunun doğru şekilde tespit edilmediğini, kusur itirazları değerlendirmeyerek hatalı ve eksik yargılamaya sebebiyet verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 02.09.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ...’in eşi, diğer davacıların babası ...'in vefat ettiğini, davalı sigorta şirketi tarafından davacılar ..., ... ve ... için yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulmuş, mahkemece Dairenin 23.09.2022 tarihli ve 2020/559 Esas, 2022/1889 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda 04.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınmak, ayrıca usuli kazanılmış haklar nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken önünde aynı istikamette seyir halinde olan ... plakalı otobüse arkadan çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, kazada ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan ...'in vefat ettiği, ...'in eşi ve çocukları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada desteğin yolcu konumunda olduğu ve kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün olmadığı gibi davalı sigorta şirketi davacıların gerçek zararından sorumlu olup gerçek zarar hesabının yargıtay uygulamaları ile belirlenen ilkelere göre yapılması gerekir. Somut olayda davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'in eşi, diğer davacıların babası olan ...'in vefat ettiği, Daire kaldırma kararı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonucunda Yargıtay tarafından kabul edilen gerçek zarar hesabı ilkelerine göre davalı sigorta şirketi tarafından davacılar ..., ... ve ...'e yapılan ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesaplama ile davacıların zararının karşılanmadığı, mahkemece verilen ilk karara karşı yalnızca davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığından usulü kazanılmış haklar gözetilerek ilk karar esas alınan rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplamada sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler güncellenerek tazminattan mahsup edildiği, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla aktüer bilirkişinin 04.02.2023 tarihli raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan mahkemenin 24.12.2019 tarihli hükme karşı yalnız davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulduğu, davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığı nazara alınmak ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek hüküm kurulmuş olmasının da doğru olduğu anlaşılmıştır. Davacılar vekili ve davalı vekilinin bu yönlere değinen istinaf gerekçeleri yerinde değildir. 3-Davacılar vekilinin müterafik kusur nedeniyle %20 indirim yapılmış olmasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, kazaya karışan ve müteveffanın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'in kanında 26.01.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca 139 mg/dl alkol bulunduğunun belirlendiği, desteğin sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği halde araca bindiği anlaşıldığından mahkemece aktüer bilirkişi raporuyla belirlenen tazminatlardan yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekili ve davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.976,48 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.244,14 TL'nin mahsubu ile kalan 6.732,34 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.