Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisiyle ilgili yapılan haber nedeniyle cezalandırılmanın başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisiyle ilgili yapılan haber nedeniyle cezalandırılmanın başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Birinci başvurucu, Adıyaman'da yayın yapan Bugün isimli yerel gazetenin (gazete) hem ortağı hem de köşe yazarıdır. İkinci başvurucu, gazetenin yazı işleri müdürüdür. Müşteki ise olayların geçtiği tarihte Adıyaman Üniversitesinde rektör olarak görev yapmaktadır. Gazeteci E., gazetenin 15/10/2014 tarihli nüshasında "Seçimler Yaklaştı 'Paralelci' Rektör Hükümete Yanaştı!" başlıklı bir haber yapmıştır. Haberin ilgili kısımları şöyledir:"Cemaat desteği ile 4 yıl önce Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğü koltuğuna oturan... [T.G.nin] ... Yeni dönemde yeniden rektör olabilmek için eski yol arkadaşları olan paralelcileri bir bir görevden uzaklaştırarak, hükümete yakın görünme politikası güden G.'nin bir sonraki hamlesi ise, ile gelen her bakan ya da milletvekili için üniversite kampüsü içinde bir açılış organizasyonu tertip etmek oldu. Her Kesimden Tepki ÇekiyorYaptıklarıyla yapamadıklarıyla hep tartışılan rektör G.'ye her kesimden tepki var. Halk, üniversiteyle aralarına derin bir mesafe koyan G.'nin yeniden rektör olmasını istemezken, akademik çerçevede üniversite içerisinde yaşanan problemlerden dolayı rektör G'nin yeniden o koltuğa oturmasını istemiyor.Konu ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan ismini vermek istemeyen bir akademisyen 'Adıyaman Üniversitesinde görevli akademisyen olarak üniversite içerisinde çeşitli baskılara maruz bırakılıyoruz. Özellikle mevcut yönetimin görüşü dışında olan arkadaşlarımızın yoğunlukla maruz kaldığı baskılar zaman zaman dayanılmaz boyutlara ulaşıyor. Hükümetin başlattığı çözüm sürecinin bir parçası olan Kürt ve Alevi kökenli çalışanları, görevinin ilk yıllarında görevlerinden alan Rektör ve yönetimin aynı baskıyı eski rektörün kadrosunda olan öğretim görevlilerinin üzerinde de uygulamaya çalıştı. Tek işi kişilerle uğraşmak olan bu yönetimin önümüzdeki seçimlerde görevi bırakması ve yerine daha oturaklı bir yönetimin gelmesi ... hayati derecede önemlidir...' diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundular." Başvurucu, gazetenin 16/2/2015 tarihli nüshasında "Adıyaman Veteriner Tıp Fakültesi" başlıklı bir köşe yazısı yazmıştır. Yazının ilgili kısımları şöyledir:" [A.A],VeterinerElazığ'da, veterinerlik fakültesinde hayvanları, onların anatomilerinin fizyolojilerini beslenme şekillerini hastalıklarını ve onları tedavi etmeyi öğrenmiş.Sonra, sonra Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesine Anatomi Bölüm Başkanı olarak atanmış.Yetmemiş, tıp fakültesi dekan yardımcısı olmuş, o da yetmemiş sağlık yüksek okulu müdürü yapmışlar.Sırtını paralelci rektöre dayamış, astığı astık, kestiği kestik. Kadrolara atanacak kişileri o belirliyor.Anatomi derslerine girmiyor, derslere asistanlarını, yardımcılarını gönderiyor ama ders ücretlerini kendisi alıyor.Açılan bir kadroya söz verdiği kişilerin dışında başka birileri başvurursa bilinen bilinmeyen ikna yöntemleri uygulayarak o kadroya müracaat eden diğer kişi ya da kişileri saf dışlı bırakıyor.Böyle bir hegemonya kurmuş [A.A]Yakın bir zamanda bir infaz çetesi oluşturursa hiç şaşırmam.Peki tıp fakültesi öğrencilerine ne anlatacak bu veteriner hekim?...Adıyaman tıp fakültesi veteriner mi yetiştiriyor doktor mu?...Adıyaman tıp fakültesinin öğretim üyelerinin çoğu veteriner.Hepsi de Elazığ'dan gelme. Paralelci rektör Elazığ'da bir maden bulmuş, veteriner madeni!Böyle bir üniversite böyle bir tıp eğitim olur mu?Bu öğrencilerin, çocuğumu tıp eğitimine gönderdim diye umutlanan ailelerin ve yarın mezun olup sağlık ordusuna katıldıklarında yapmaları muhtemel tıbbi hataların bütün günahı mevcut paralelci rektör [T.G.nin] boynundadır.Üniversiteyi bu hale getirdiği yetmiyormuş gibi bir de gelecek dönem rektörlüğe aday sayın G.!Böyle bir ahvalde sayın G.'nin günahları onu seçecek ve atayacak olanların da boynunda olacaktır." Yukarıdaki haberler üzerine başvurucular hakkında müşteki tarafından şikâyette bulunulmuştur. Yapılan soruşturma sonucunda başvurucuların hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir. Yargılamayı yapan Adıyaman Asliye Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2/7/2015 tarihli duruşmasında müşteki şu şekilde beyanda bulunmuştur:"Hakkımda söylentiler olduğu için daha önceden televizyon programında buna yönelik iddialara cevap vermiş olabilirim. Çünkü ısrarla hakkımda bu şekilde iddialar yapılıyordu. Bende bunlara cevap vermiştim..." Mahkeme 26/5/2016 tarihinde birinci başvurucunun bir kez, ikinci başvurucunun iki kez 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB)karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şu şekildedir:"...Sanıklar her ne kadar katılana yönelik hakaret suçlamasını kabul etmemiş iseler de; dosyamızda mevcut; 15/10/2014 günü söz konusu gazetede [E.nin] yapmış olduğu ve manşetteki haberin başlığında'Seçim Yaklaştı, Paralelci Rektör Hükümete Yanaştı' şeklinde bir ibareye yer verildiği, 16/02/2015 tarihinde Abuzer Demir'in Adıyaman Veteriner Tıp Fakültesi başlıklı köşe yazısında ise, 'paralelci rektör' söyleminin kullanıldığı husususun tespit edildiği görülmüş olup, bu konuda Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne terör örgütü listelerinde 'paralel yapı veya bu isim ile bağlantılı bir örgüt' olup olmadığı hususu sorulmuş olup, ... tarihli cevabi yazısında; PDY (Paralel Devlet Yapılanması) olarak adlandırılan teşekkülün terör örgütü listesine alındığına dair herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı ancak, Fetullah Gülen isimli şahsın silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına engellemeye teşebbüs etme vb. suçlardan 30 adet aranıyor kaydı ve 11 adet dava dosyasının bulunduğu bildirilmiş olup, sanıkların gazetelerinde ifşa ettikleri katılan [T.G.nin] sanıkların isnat ettikleri PDY (paralel devlet yapılanması) örgütü ile bir bağının bulunduğuna ilişkin dosyaya yansıyan somut bir delil bulunmadığı, ... katılan hakkında paralel devlet yapılanması konusunda yapılan bir soruşturma ile ilgili açılan bir kamu davasının bulunmadığı, bu haliyle suça konu gazete yazıları nazara alındığında, sanıkların yapmış olduğu haberde ve kaleme aldığı köşe yazısında katılan hakkında 'paralelci' denilmek suretiyle katılana halen devam eden ve silahlı terör örgütü olarak soruşturma yürütülen bir dosya kapsamında suç isnadında bulunularak katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek bir isnatta bulunulduğu ve katılana alanen hakaret ettikleri, ... nitekim "paralel" isminde ülke genelinde yürütülen birçok soruşturma bulunduğu ve kişiye paralelci denmesi halinde kişilerindoğrudan bu soruşturma ile bağlantılı olduğu ve suç işlediği isnadında bulunmak olacağından sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek ... sanık Aslı'nın gazete yazı işleri müdürü olarak diğer sanıklar tarafından yazılan yazıları yayınlaması nedeniyle iki farklı tarihteki yazıdaki eylem nedeniyle iki kez, sanık Abuzer'in üzerine atılı hakaret suçu sübuta ermekle eylemine uyan TCK'nun 125/1 maddesi gereğince mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık Aslı'nın üzerine atılı hakaret suçu sübuta ermekle eylemine uyan TCK'nun 125/1 maddesi gereğince iki kez mahkumiyetine ve iki kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir." İtiraz üzerine Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi 23/9/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar başvuruculara 11/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 1/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır... (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur."