Başvuru, 12/9/2006 tarihinde Diyarbakır Koşuyolu Parkı duvarının yakınına terör amaçlı yerleştirilen bir bombanın patlatılması sonucu yaralanan Emine Yetişecek ile yaşamını kaybeden kişilerin yakınlarının açtığı davalarda hükmedilen maddi tazminat miktarlarının yetersiz olması, başvurucuların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, yargılamaların uzun sürmesi ve söz konusu olayda idarenin gerekli güvenliği sağlayamaması nedenleriyle Anayasa’nın 10., 17., 40. ve 6 maddelerinde güven
Başvuru, 12/9/2006 tarihinde Diyarbakır Koşuyolu Parkı duvarının yakınına terör amaçlı yerleştirilen bir bombanın patlatılması sonucu yaralanan Emine Yetişecek ile yaşamını kaybeden kişilerin yakınlarının açtığı davalarda hükmedilen maddi tazminat miktarlarının yetersiz olması, başvurucuların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, yargılamaların uzun sürmesi ve söz konusu olayda idarenin gerekli güvenliği sağlayamaması nedenleriyle Anayasa’nın , , ve maddelerinde güvence altına alınan hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular muhtelif tarihlerde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, 2013/4496, 2013/7776, 2013/8484 numaralı başvurular hakkındaki görüşünü muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık 2013/5404, 2013/7268 ve 2013/7614 numaralı bireysel başvurular hakkında ise aynı patlama olayına ilişkin Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya tarafından yapılmış 2013/1280 numaralı bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesinin verdiği karara atıf yaparak görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşler muhtelif tarihlerde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular vekili Bakanlığın 2013/4496 ile 2013/7776 numaralı başvurular hakkındaki görüşüne karşı beyanlarını muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine ibraz etmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/5404, 2013/7268, 2013/7614, 2013/7776 ve 2013/8484 numaralı başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/4496başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4496 başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır ili Koşuyolu Caddesi üzerinde bulunan Koşuyolu Parkı duvarının yakınına terör amaçlı yerleştirilen bir bombanın 12/9/2006 tarihinde patlatılması sonucu başvurucu Emine Yetişecek yaralanmış, diğer başvurucuların ise yakınlarından bazıları vefat etmiştir. Başvurucular Tarafından Açılan İptal ve Tam Yargı Davalarına İlişkin Süreç a. Başvurucu Emine Yetişecek Tarafından Açılan İptal ve Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvurucu anılan patlamada yaralanmıştır. Başvurucu anılan patlama nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca 13/11/2006 tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına (Zarar Tespit Komisyonu) müracaat etmiştir. Zarar Tespit Komisyonu 30/5/2008 tarihli ve 2008/2188 sayılı karar ile başvurucuya 577,80 TL ödenmesine karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu meblağı kabul etmemesi üzerine 17/6/2008 tarihli uyuşmazlık tutanağı düzenlenmiştir. Bunun üzerine başvurucu 23/7/2008 tarihinde 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminatın tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle İdare Mahkemesinde iptal ve tam yargı davası açmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 24/12/2009 tarihli ve E.2008/1871, K.2009/2616 sayılı kararıyla dava reddedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:" (...)Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2006 tarihinde Diyarbakır İl Merkezinde Koşuyolu Caddesi üzerinde bulunan Koşuyolu Parkı'nın duvar dibine konan bombanın patlaması sonucu yaralandığı, 5233 sayılı Yasa kapsamında davalı idareye başvurduğu, davalı idarece 2008 tarih ve 2008/1-2188 sayılı işlemle davacıya %47 oranında özürlü olduğu göz önüne alınarak 5233 sayılı Yasa kapsamında 577,80-TL ödenmesine karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı idarece anılan olay nedeniyle davacının yaralanmasına ilişkin belgelerin Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Baştabipliğinden istenildiği, davacı hakkında düzenlenen Sağlık Kurulu Raporunda davacının bu olaydan dolayı %47 oranında özürlü kaldığı bildirilmiştir.Bu durumda, ilgili Yönetmeliğin maddesinin (b) bendine göre davacının yaralanmasının %47 oranında özür meydana getirdiği, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın davacının özür derecesi olan %47 nin cetveldeki karşılığı olan 20 ile çarpımı sonucu (7000x046985x20=) 577,90 TL olduğu, idarece de 577,80 TL’nin ödenmesine karar verildiği, 5233 sayılı Yasa ve ilgili Yönetmelik kapsamında mevzuata uygun olarak ödeme yapıldığı görülmüştür.Her ne kadar davacı vekilince dosyaya, dava konusu işlemin tesis tarihinden sonra 2008 tarihinde Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan davacının %75 oranında özürlü olduğuna ilişkin rapor sunulmuş ise de idarece işlem tesisinde esas alınan rapor Mahkemememizce de yeterli görüldüğünden bu rapora itibar edilmemiştir.Öte yandan, 5233 Kanun'un amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanması olduğundan, davacının manevi tazminat isteminin karşılanmasına olanak bulumamaktadır. Anılan kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Dairesi, 14/3/2012 tarihli ve E.2011/9693, K.2012/1121 sayılı ilam ile kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının ise zarar hesaplanırken 2008 yılı memur aylık katsayısının dikkate alınması gerekirken 2007 yılı memur aylık katsayısının dikkate alındığı gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 28/2/2013 tarihli ve E.2012/10365, K.2013/1647 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Anılan kararın 23/5/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmesiyle 20/6/2013 tarihli ve 2013/4496 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi 19/6/2013 tarihli ve E.2013/1559, K.2013/760 sayılı karar ile Danıştayın kısmi bozma kararına uymuş ve 2008 yılı memur aylık katsayısını dikkate alarak başvurucuya 928,04 TL ödenmesine karar vermiştir. Bu kararın temyiz edildiğine ilişkin başvuru dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.b. Başvurucular Mehmet Demir, Barış Demir ve Hebun Demir Tarafından Açılan İptal ve Tam Yargı Davalarına İlişkin Süreç Başvuruculardan Mehmet Demir’in kızları ve diğer başvurucuların kardeşleri olan Zilan Demir ile Mizgin Demir anılan patlama sonucunda vefat etmiştir. Aynı patlamada, Mehmet Demir'in eşi ve diğer başvurucuların annesi Faide Demir de hayatını kaybetmiştir. i. Zilan Demir’in Ölümü Nedeniyle Açılan Dava Zilan Demir’in ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Kanun kapsamında 13/11/2006 tarihinde idareye müracaat eden başvuruculara Zarar Tespit Komisyonunun 18/5/2007 tarihli ve 198 sayılı kararıyla 000 TL ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucuların söz konusu meblağı kabul etmemesi üzerine 4/5/2007 tarihinde uyuşmazlık tutanağı düzenlenmiş ve başvurucular tarafından 17/7/2007 tarihinde 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminatın taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle İdare Mahkemesinde iptal ve tam yargı davası açılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 26/6/2008 tarihli ve E.2007/1086, K.2008/1224 sayılı kararıyla dava reddedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:“… Bakılan davada; davacıların 5233 sayılı Kanun uyarınca murislerinin ölümünden kaynaklı zarar tazmini istemiyle başvuruda bulundukları, komisyon tarafından davacılarınmurislerinin terör veya terörle mücadeleden kaynaklı eylemlerden dolayı hayatını kaybettiğigerekçesiyle başvurusu kabul edilerek tarafına tazminat önerildiğine göre, teklif edilen miktarın usulüne uygun olarak hesaplanıp hesaplanmadığının incelenmesi iş bu davadaki uyuşmazlığın esasına oluşturmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca; ölüm hallerinde 7000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan miktarın, elli katı tutarında ilgililere nakdi ödeme yapılacağı hususu açıktır.Buna göre; davacının maddi tazminat istemine ilişkin olarak; 7000 gösterge rakamının işlem tarihinde (2007 yılı Bütçe Kanununa göre 2007-2007 tarihleri arasında) geçerli olan memur aylık katsayısı olan 0,046985 ile çarpımının elli katı olarak hesaplanan 444,75-YTL miktarın davacıya önerilmesi gerektiği,komisyon tarafından yapılan hesaplama sonucunda isedavacıya ölümden kaynaklı 16,445,00-YTL ve cenaze yardımı olarak 555,00-YTLolmak üzere toplam 000-YTL’ ninteklif edildiği görülmektedir.Bu durumda, zarar tespitkomisyonu tarafından usulüne uygun olarak yapılan hesaplama sonucu bulunan miktarın davacıya önerildiği görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemektedir. Diğer taraftan,terör ve terörden kaynaklı eylemlerden zarar gören ilgililerinözel bir kanun olan 5233 sayılı Kanun uyarınca zararlarının karşılanmasını talep edebilecekleri gibi bu yola başvurmadan genel hükümlere göre zararlarının karşılanmasını isteyebilecekleri diğer bir ifadeyle terörden kaynaklı zararlarının tazmini konusunda seçimlik bir hakka sahip bulundukları hususu açıktır. Bakılan davada davacıların murislerinin ölümü nedeniyle zararlarının tazmini istemiyle 5233 sayılı Kanun uyarınca Valilik Makamına başvurdukları ve zarar hesaplaması da bu kanun hükümlerine göre usulüne uygun olarak yapıldığından bu yönüyle de komisyon işleminde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar Danıştay Dairesinin 14/3/2012 tarihli ve E.2011/9627, K.2012/1111 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 27/2/2013 tarihli ve E.2012/11703, K.2013/1542 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Anılan kararın 5/7/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 12/7/2013 tarihli ve 2013/5404 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.ii. Mizgin Demir’in Ölümü Nedeniyle Açılan Dava Başvurucular, aynı patlama sonucunda vefat eden Mizgin Demir’in ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini için 5233 sayılı Kanun kapsamında 13/11/2006 tarihinde idareye müracaat etmiştir. Zarar Tespit Komisyonunun 18/5/2007 tarihli kararı ile başvuruculara 000 TL ödenmesine karar verilmesi üzerine, başvurucular tarafından, Zilan Demir'in ölümü nedeniyle açılan davada belirtilen taleplerle 17/7/2007 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde ayrı bir dava açılmıştır.Diyarbakır İdare Mahkemesi, 27/6/2008 tarihli ve E.2007/1088, K.2008/1238 sayılı karar ile Zilan Demir’in ölümü nedeniyle açılan davadakine benzer gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Dairesinin 14/3/2012 tarihli ve E.2011/9631, K.2012/1115 sayılı ilamı ile onanan karar başvurucuların karar düzeltme taleplerinin aynı Dairenin 20/2/2013 tarihli ve E.2012/9775, K.2013/1435 sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kesinleşmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın 27/8/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 23/9/2013 tarihli ve 2013/7268 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.iii. Faide Demir’in Ölümü Nedeniyle Açılan Dava Başvurucular aynı patlama sonucunda vefat eden Faide Demir’in ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini için 5233 sayılı Kanun kapsamında 13/11/2006 tarihinde idareye müracaat etmiştir. Zarar Tespit Komisyonunun 18/5/2007 tarihli kararı ile başvuruculara 000 TL ödenmesine karar verilmesi üzerine başvurucular tarafından Zilan Demir'in ölümü nedeniyle açılan davada belirtilen taleplerle 17/7/2007 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde ayrı bir dava daha açılmıştır.Diyarbakır İdare Mahkemesi, 27/6/2008 tarihli ve E.2007/1087, K.2008/1237 sayılı karar ile Zilan Demir’in ölümü nedeniyle açılan davadakine benzer gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Dairesinin 14/3/2012 tarihli ve E.2011/9671, K.2012/1112 sayılı ilamı ile onanan karar başvurucuların karar düzeltme taleplerinin aynı Dairenin 20/2/2013 tarihli ve E.2012/9414, K.2013/1436 sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kesinleşmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın 17/9/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 9/10/2013 tarihli ve 2013/7614 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.c. Başvurucular Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya Tarafından Açılan İptal ve Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvurucuların kızı Nazlıcan Çetinkaya anılan patlama sonucunda vefat etmiştir. Başvurucular Nazlıcan Çetinkaya'nın ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini için 5233 sayılı Kanun kapsamında 13/11/2006 tarihinde idareye müracaat etmiştir. Zarar Tespit Komisyonunun 18/5/2007 tarihli kararı ile başvuruculara 000 TL ödenmesine karar verilmesi üzerine başvurucular tarafından 17/7/2007 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminat talepli iptal ve tam yargı davası açılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi, 22/4/2008 tarihli ve E.2007/1090, K.2008/597 sayılı karar ile 5233 sayılı Kanun uyarınca başvuruculara ödenen maddi tazminat miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı 5233 sayılı Kanun sadece maddi zararları tazmin ettiğinden başvurucuların manevi tazminata ilişkin taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Dairesinin 21/3/2012 tarihli ve E.2011/9355, K.2012/1323 sayılı ilamı ile onanan karar başvurucuların karar düzeltme taleplerinin aynı Dairenin 20/2/2013 tarihli ve E.2012/9767, K.2013/1434 sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kesinleşmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın 24/9/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 22/10/2013 tarihli ve 2013/7776 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.d. Başvurucular Burhan Marangoz ve Gülistan Marangoz Tarafından Açılan İptal ve Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvurucuların oğlu Hasan Marangoz anılan patlama sonucunda vefat etmiştir. Başvurucular Hasan Marangoz'un ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini için 5233 sayılı Kanun kapsamında 13/11/2006 tarihinde idareye müracaat etmiştir. Zarar Tespit Komisyonunun 18/5/2007 tarihli kararı ile başvuruculara 000 TL ödenmesine karar verilmesi üzerine başvurucular tarafından 17/7/2007 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL tazminat talepli iptal ve tam yargı davası açılmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi, 27/6/2008 tarihli ve E.2007/1089, K.2008/1240 sayılı karar ile 5233 sayılı Kanun uyarınca başvuruculara ödenen maddi tazminat miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı 5233 sayılı Kanun sadece maddi zararları tazmin ettiğinden başvurucuların manevi tazminata ilişkin taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Dairesinin 21/3/2012 tarihli ve E.2011/9369, K.2012/1322 sayılı ilamı ile onanan karar başvurucuların karar düzeltme taleplerinin aynı Dairenin 12/6/2013 tarihli ve E.2012/9804, K.2013/4408 sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kesinleşmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın 22/10/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 21/11/2013 tarihli ve 2013/8484 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır. Ceza Soruşturması ve Kovuşturma Süreci Yerel Mahkeme dosyalarında bulunan ve UYAP bilişim sistemi aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelere göre başvuru konusu olaya ilişkin ceza soruşturması ve kovuşturma süreci şöyledir: Başvuruya konu patlama olayından bir gün sonra bir internet sitesi aracılığıyla olayda kullanılan termos düzeneğinin fotoğraflarına da yer verilerek söz konusu patlama olayı Türk İntikam Tugayı adı verilen bir yapılanma tarafından üstlenilmiştir. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü yetkililerince yapılan inceleme ve araştırmalarda internet sitesinde yer alan fotoğrafla olay yerinde kullanılan düzeneğin birbiriyle uyum sağladığı ve düzeneğin telsiz kullanılarak uzaktan kumanda ile patlatılmış olduğu söz konusu sitenin kısa bir süre önce oluşturulduğu tespit edilmiştir. Konuyla ilgili yetkili makamların soruşturma ve araştırmaları devam etmekte iken Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Elektronik Şube Müdürlüğüne 7/4/2008 ve 19/2/2009 tarihlerinde iki e-posta ihbarı yapılmış ve anılan ihbarda patlamanın üstlenildiği internet sitesini kuranlardan birinin B.G. olduğu belirtilerek B.G.ye ait çeşitli şahsi bilgilere yer verilmiştir. Söz konusu ihbar üzerine derinleştirilen ve genişletilen soruşturma sonucunda ihbarda yer alan bilgiler teyit edilmiş, patlamayı üstlenen Türk İntikam Tugayına ait internet sitesine B.G. tarafından giriş yapıldığı tespit edilmiş ve bu sitenin B.G. tarafından kurulduğuna dair kuvvetli bulgular ile B.G.nin patlama olayına dâhil olduğu sonucuna götüren birçok teknik detay tespit edilmiştir. Olay yerinde ele geçirilen telsizin de B.G.nin akrabası H.T. tarafından internet sitesi aracılığıyla satın alınarak temin edildiğinin tespit edilmesi üzerine 22/3/2009 tarihinde B.G. ile B.G.nin patlama olayından önce ev arkadaşı olan E., B.G. ile E.nin savunmaları doğrultusunda da 23/3/2009 tarihinde H.T. gözaltına alınmıştır. Akabinde 27/3/2009 tarihinde anılan kişiler mahkeme kararı uyarınca tutuklanmıştır. Söz konusu kişilerin Mahkeme kararı doğrultusunda ev ve üstlerinde yapılan aramalar sonucunda yasa dışı PKK terör örgütünün propagandasını yapan çok sayıda ve çeşitte doküman ele geçirilmiştir. Anılan kişilerin kolluk ve cumhuriyet savcısı huzurunda, müdafi eşliğinde verdikleri ifadeler; patlamaya neden olan bombanın askerlik iznine gelen H.T. tarafından B.G. ve E.nin ikamet ettiği evde hazırlandığı, H.T.nin örgüt dağ kadrosunda iken çıkan çatışma sonucu hayatını kaybeden amcasının oğlunun intikamını almak, yasa dışı gösterilerde Kürt kökenli gençlere kötü muamelede bulunulduğu gerekçesiyle polislerden intikam almak gibi sebeplerle kendi başına bu eylem kararını aldığı, örgüt lehine ama örgütten talimat almaksızın bu eylemi gerçekleştirdiği, termos içindeki bomba düzeneğinin saat 30’da Diyarbakır Koşuyolu Parkı duvarının yakınına H.T. tarafından konulduğu ve yaklaşık kırk dakika sonra patlatıldığı, B.G.nin de ona yardım ettiği, E.nin ise yardımı söz konusu olmamakla birlikte rastlantı eseri bombanın hazırlanmasına tanıklık ettiği şeklindedir. Olayla ilgili soruşturma evresinin tamamlanması üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/6/2009 tarihli ve 2009/857 sayılı iddianame ile H.T., B.G. ve E. hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde kamudavası açılmıştır. İddianamede H.T. ve B.G.nin devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi, mala zarar verme suçlarından; E.nin ise H.T. ve B.G. tarafından olayda kullanılan el yapımı bombanın hazırlanması eylemine bilfiil katılarak tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi suçu ile devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme suçlarına yardım etme suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 17/5/2012 tarihli ve E.2009/405, K.2012/102 sayılı kararı ile sanıklar B.G. ile E.nin sorgu savunmasında ifadelerinden vazgeçmekle birlikte mahkeme aşamasında yeniden kolluk ve Cumhuriyet Savcısı huzurundaki ifadelerini samimi ve istikrarlı bir biçimde verdikleri, sanık H.T.nin ise ikrar yönündeki ifadelerini sorgu ve mahkeme aşamalarında reddetmek, bu ifadelerin baskı ve şiddet sonucu zorla alındığını belirtmekle birlikte savcı huzurunda, müdafi eşliğinde ve kamera önünde işkence yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanıkların tamamının ikrar içeren ifadelerinde anlattıkları olayların birbirleriyle örtüştüğü gibi olayın oluşumu ile de birebir uyumlu olup saat, dakika ve zamanlama itibarıyla ifadelerin gerçeği yansıttığının açıkça anlaşıldığı, sanıkların olaydan sonraki eylem ve davranışları, gittikleri yerler, yapılan araştırmalar sonucu elde edilen HTS raporları, sinyal bilgileri, tanık beyanları da dikkate alındığında maddi bulguların anlatımları desteklediği sonucuna ulaşıldığı, sanık H.T.nin inkar yönünde verdiği ifadelerin askıda kaldığı ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bomba düzeneğini nasıl hazırladığını uygulamalı olarak Cumhuriyet Savcısı huzurunda ayrıntılı olarak anlattığı, bomba konusunda deneyimli ve uzman bir kişi olduğunun anlaşıldığı belirtilerek sanık H.T. ve B.G.nin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 302/ maddesi gereğince ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına; TCK’nın 82/1-a-c maddesi gereğince ayrı ayrı on kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, TCK’nın 82/1-a-c maddesi gereğince ayrı ayrı on dört kez on beş yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, TCK’nın 174/ maddesi gereğince ayrı ayrı altı yıl sekiz ay hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık E.nin ise TCK’nın 314/ maddesi gereği yedi yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 174/ maddesi gereği beş yıl hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanıklar müdafileri, Cumhuriyet Savcısı ve katılanların vekilleri tarafından temyiz edilen karar Yargıtay Ceza Dairesinin 6/12/2013 tarihli ve E.2013/4628, K.2013/14930 sayılı kararı ile H.T. ve B.G. hakkında verilen hükümler yönünden onanmış ve söz konusu hükümler aynı tarihte kesinleşmiştir. E. hakkındaki karar ise silahlı terör örgütüne yardım etme ve patlayıcı madde bulundurma suçlarından kurulan hüküm yönünden suçun vasfında yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle bozulmuştur. E. hakkındaki bozma kararından sonra yargılamaya devam eden Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 18/9/2014 tarihli ve E.2014/229, K.2014/269 sayılı kararı ile E.nin TCK’nın maddesi gereğince örgüte silah sağlama suçundan on beş yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. E. tarafından temyiz edilen karar hakkında Yargıtay tarafından hâlihazırda bir karar verilmemiştir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, ve maddeleri, maddesinin(3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrası. 5233 sayılı Terör Kanun’un “Amaç” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.” 5233 sayılı Kanun’un “Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması” kenar başlıklı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:“Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.Komisyon, zarar görenlerle yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir.” 5233 sayılı Kanun’un “Karşılanacak Zararlar” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:...b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.…" 5233 sayılı Kanun’un "Zararın tespiti" başlıklı maddesi şöyledir: “7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir. Taşınmaza ilişkin zarar tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen kıymet takdiri esasları kıyasen uygulanır.” 5233 sayılı Kanun’un “Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;…e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,Nakdî ödeme yapılır.Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir.…Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.” 5233 sayılı Kanun’un “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname” kenar başlıklı maddesi ise şöyledir:“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararın tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir.Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”