T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/4413 KARAR NO : 2025/2017 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : 2025/88 Esas 2025/562 Karar DAVANIN KONUSU : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) KARAR TARİHİ : 07/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/11/2025 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Dikili 1.Asliye Hukuk Mahke…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/4413 KARAR NO : 2025/2017 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2025 NUMARASI : 2025/88 Esas 2025/562 Karar DAVANIN KONUSU : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) KARAR TARİHİ : 07/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/11/2025 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Dikili 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi. DAVA: Davacılar vekili 18/12/2024 tarihli dilekçesi ile; Davalının, müvekkil ....A.Ş. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğünün 2023/873 Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 50.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile müvekkil şirkete ödenmesine, Davalının, müvekkili ... A.Ş. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı Dikili İcra Müdürlüğünün 2023/874 Esas sayılı dosyasında, takip tarihinden önce işletilen faizler ve bu faiz miktarına bağlı masraf ve vekalet ücretleri, takibe konu ipotek sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğundan, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile (miktarın kesin olarak belirlenmesini müteakip, iddia ve savunma yasağına tabi olmadan artırılabilmek kaydı ile) şimdilik 100.000,00 TL fazla ödemenin 20.09.2024 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalıdan istirdatı (tahsili) ile müvekkil şirkete ödenmesine, Takiplere konu borç ödenmiş olmakla müvekkillerinin paylı mülkiyetindeki..., ..., .... mahallesi ... ada ... parsel üzerindeki 01.06.2018 tarihli 5333 ve 5335 Yevmiye numaralı ipoteklerin TMK m.883 ve TBK m.131 hükümleri uyarınca kaldırılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın tam değer üzerinden açılması gerekirken bu yola gidilmesinin açıkça hakkın kötüye ve daha az harç ödemek için kullanıldığını gösterdiğini, davacının dayanağı olarak ileri sürdüğü her bir vakıayı hangi delillerle ispatlayacağını açıklamakla yükümlü olduğunu, davacı yanın dava dilekçesi ile her ne kadar "Takip dosyalarına konu borç ödenmiş olmakla, ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini" talep etmişse de davacının bu talebinin, ipoteğin dayanağı olan borcun tamamının ödenmemiş olması dolayısıyla İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/795 E. sayılı dava dosyası ile vekil edenin cezai şarta yönelik talep ettiği alacağının tahsil imkanını ortadan kaldırmak amacıyla kötü niyetli, haksız ve hukuka aykırı nitelikte olup yapılacak olan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu süreçte davacıların cezai şart bedeli alacağının dayanağının "Alacağın Temliki Sözleşmesine" konu bonoları vadesinde ödememesi üzerine resmi senetlerle "... İli, .... İlçesi, ...Mahallesi,.... Mevkii, ... Ada, ... Parsel"de kayıtlı taşınmaz üzerinde vekil eden lehine ipotek tesis edildiği, temlik edenlerin sözleşmesel yükümlülüklerini gereği şekilde yerine getirmeyerek bonoları vadesinde ödememesi üzerine takip yoluna gidildiğini, Dikili İcra Müdürlüğü'nün 2019/932 Esas ve 2019/933 Esas sayılı dosyaları üzerinden başlatılan takiplerde ise henüz kıymet takdir aşamaları tamamlanmadan davalı yan tarafından asıl alacaklar ve faiz bedeline ilişkin ödeme gerçekleştirilerek ipoteklerin kaldırılmasının talep edildiğini, Türk Medeni Kanunu İpoteğin Terkinini İsteme Hakkı başlıklı 883.maddesi "Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir." şeklinde olduğunu, işaret edilen maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere ipoteğin terkininin talep edilebilmesi için alacağın sona ermiş olması gerektiği ancak davada taraflar arasında akdedilen Alacağın Temliki Sözleşmesinden doğan cezai şart bedeli alacağının vekil edene ödenmemiş olup alacağın sona ermediğini, bu bağlamda davacının ipoteğin terkini talebinin olumlu karşılanmasının mümkün olmadığını, cevap dilekçesi ekinde sundukları Alacağın Temliki Sözleşmesinde "Ödeme Biçimi" başlığı altında " açıkça "... İpoteklerin faizsiz olması, ipotek verenlerin faizden ya da gecikme bedelinden müstesna tutulması anlamında değerlendirilemez. Bonolar vadesinde ödenmediği takdirde her koşulda gecikme bedeli tahakkuk edecek ve ipotek yükü azalmış ise azalan kısım kadarı faizin ya da gecikme bedelinin teminatı olarak dikkate alınacaktır..." ifadelerine yer verildiğini, ipoteğin sadece ana para borcunun değil, sözleşmeden doğan tüm borçların teminatı olduğunu, cezai şart da sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülük olduğundan, ödenmemesi halinde borcun tamamen sona ermiş sayılmayacağını, ipoteğin, borcun tamamı için tesis edildiğini, davacı yan üçüncü kişilerin alacaklarını engellemek amacıyla taşınmazı elden çıkarmaya yönelik eylemler içerisinde olduğunu, davacı yanın davaya konu taşınmazın satışını gerçekleştirmesi halinde vekil edenin davacısı olduğu İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/795 E. sayılı yargılama sonucunda hükmedilecek kararın yerine getirilmesinin oldukça güçleşeceğini, davacının, ipotek ile teminat altına alınmış bir borç varken ipoteğin kaldırılmasını talep etmek suretiyle hakkını kötüye kullandığını, önceki takip düşmüş olsa bile borçlu tekrar ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş sayıldığını, dolayısıyla Dikili İcra Dairesi 2019/932 E. Ve Dikili İcra Dairesi 2019/933 E. Sayılı takiplerde esas alınan faiz başlangıç tarihleri Dikili İcra Dairesi 2023/873 E. ve Dikili İcra Dairesi 2023/874 E. Sayılı takipler için de geçerli olduğunu, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 150’ye göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte rehinle teminat altına alınan borcun vadesi geldiğinde ve borçlu ödemezse, takip başlatılabileceği, rehinli alacak zaten muaccel hale gelmişse, faiz başlangıcının borcun vade tarihinden itibaren hesaplanacağını, davacı yanın Dikili İcra Müdürlüğü ' nün 2019/932 E. ve Dikili İcra Müdürlüğü ' nün 2019/933 E. sayılı dosyaları üzerinden başlatılan takiplere dayalı düzenlenen ödeme emirlerinin borçlu yana tebliği ile temerrüt tarihi esas alındığını, İİK m. 78/son gereği, takip dosyası düşse bile alacak hakkının sona ermeyeceğini yalnızca takibin prosedürel devamlılığının kesintiye uğrayacağını, bu nedenle, önceki takip düşmüş olsa bile borçlunun borcu ve temerrüdünün devam edeceğini, bu doğrultuda, yeni takipte ilk takipte belirlenen faiz başlangıç tarihini esas almanın hukuken mümkün olacağını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, temerrüt oluşmuş ve borçlu daha önce temerrüde düşürülmüşse, yeni takipte de aynı temerrüt tarihi esas alınabileceğini, önceki takip düşmesiyle borç sona ermediğinden, yeni takip bağımsız olsa bile temerrüt kesintiye uğramayacağını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2015/10379 E. 2015/16503 K. ve 25.06.2015 tarihli kararı da aynı yöndedir: “İlk takibin düşmesi borcu ve temerrüdü sona erdirmez. Alacaklı tarafından yeniden başlatılan takipte, faiz başlangıç tarihi olarak borçlunun daha önce temerrüde düştüğü tarih esas alınabilir.” borçlunun itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yeni takip, önceki takibin doğal devamı niteliğinde olup, borçlunun temerrüdünün devam ettiğini, faiz başlangıcının önceki ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı yanın ipotek senedinde faiz oranı belirlenmediğinden, davalının ancak yasal faiz talep hakkına sahip olduğunu bu nedenle faiz oranı farkından dolayı da davalı vekil edenin haksız zenginleştiğini iddia etmişse de söz konusu iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, dilekçe ekinde sundukları Alacağın Temliki Sözleşmesinde "Ödeme Biçimi" başlığı altında açıkça "... İpoteklerin faizsiz olması, ipotek verenlerin faizden ya da gecikme bedelinden müstesna tutulması anlamında değerlendirilemez. Bonolar vadesinde ödenmediği takdirde her koşulda gecikme bedeli tahakkuk edecek ve ipotek yükü azalmış ise azalan kısım kadarı faizin ya da gecikme bedelinin teminatı olarak dikkate alınacaktır..." ifadelerine yer verildiğini, bu bağlamda öncelikle ipoteklerin faizsiz olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, İİK m. 150/ı hükmü uyarınca, ipotekli alacaklarda sözleşmede özel bir faiz oranı belirlenmemişse, alacaklı temerrüt tarihinden itibaren kanuni faize hak kazanacağını ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte alacağın niteliği dikkate alınarak ticari işlerde ticari faiz uygulanması gerektiğinin yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2018/4352 E. ve 2018/7654 K. sayılı kararında, ticari iş niteliğindeki alacaklarda Merkez Bankası avans faizinin uygulanmasının hukuka uygun olduğu açıkça vurgulandığı, davacı borçlu, faiz farkından dolayı haksız zenginleşme yaşandığını iddia etmekte ise de; haksız zenginleşmenin unsurları oluşmadığını, haksız zenginleşmenin gerçekleşmesi için karşılıksız bir kazanç sağlanmış olması gerekeceğini, alacaklı taraf olarak alacaklarını mevzuata uygun faiz oranıyla talep etmiş bulunduklarını belirtmiş, davanın öncelikle usulden reddine, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI: Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ' nin 20/12/2024 tarih 2024/527 Esas 2024/563 Karar sayılı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin İzmir ili mülki idare çevresi olarak belirlenmesi ile birlikte, İzmir ili mülki idare sınırları içinde bulunan iş bu mahkememiz dava konusu somut uyuşmazlık bakımından görevsiz hale geldiğinden işbu davada İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç ve kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/88 Esas ve 2025/562 karar sayılı 03/07/2025 tarihli görevsizlik kararında, davanın yasal dayanaklarının 6098 sayılı TBK ' da düzenlenen alacağın temliki hükümleri , 4721 Sayılı TMK ' da düzenlenen ipoteğin terkinini isteme hakkı hükümleri ile 2004 sayılı İİK da düzenlenen istirdat davası hükümleri olduğu dolayısıyla mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı, davalı ...'un dolayısıyla davanın taraflarından birinin tacir sıfatına haiz olmadığı gerekçesiyle; davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesini teminen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava dosyası merci tayinini gerektiği gerekçesiyle dairemize gönderilmiştir. Somut olayda; dava, tüzel kişi tacirler arasında gerçekleştirilen alacağın temliki sözleşmesi sebebiyle, taraflar arasında birden fazla bono hazırlandığı ve karşılığında davacıların gayrimenkul hisselerini davalı lehine ipotek ettirdiği olayda, davalının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurduğu, davacıların ise istirdat ve ipoteğin fekki talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, "Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)" yazılarak verilen dava dilekçesini inceleyen Dikili Asliye Hukuk Mahkemesince dosyanın, İzmir İl Merkezinde Ticaret Mahkemesi Bulunması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de, Davanın "Asliye Ticaret Mahkemesi" yazılarak verilen dava dilekçesi ile açıldığı, Dikili Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın görevsizlik değil, gönderme kararı olduğu İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince de Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verdiği görülmekte olup; teknik olarak merci tayini gerektiren karşılıklı görevsizlik kararı bulunmamaktadır. Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesince açılan davada öncelikle; görev yönünden tarafların tacir olup olmadıkları, davanın ticari işletme ile ilgili olup olmadığı, davanın mutlak ticari dava olup olmadığı konularında gerekli delilleri resen toplayıp davaya Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılıp bakılmayacağına dair inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Her iki Mahkeme davadan el çekmiş olup netice olarak Dairemizce dosyanın Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; Dosyanın Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere, Dosyanın yargı yeri belirlenmesini talep eden İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.