Başvurucu, hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıyla yürüttüğü bir soruşturma dosyası kapsamında adli kontrol kararı olması sebebi ile 2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde dikey geçiş sınavına (DGS) girerek kazandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan üniversiteye devam edememesi nedeniyle eğitim ve öğretim hakkının ihlal edildiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıyla yürüttüğü bir soruşturma dosyası kapsamında adli kontrol kararı olması sebebi ile 2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde dikey geçiş sınavına (DGS) girerek kazandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan üniversiteye devam edememesi nedeniyle eğitim ve öğretim hakkının ihlal edildiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile 21/11/2012 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/3/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 12/2/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için 12/2/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 16/4/2014 tarihli görüş yazısı 22/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz etmemiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/996 soruşturma numara sayılı dosya kapsamında yasa dışı KCK örgütüne üye olmak iddiası ile 25/12/2009 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve adli kontrol istemiyle serbest bırakılmıştır. Sorgu hâkimliğince aynı tarihte başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı kararı verilmiştir. Diyarbakır CMK madde ile yetkili Cumhuriyet savcılığınca aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde E.2010/444 sayılı dosya kapsamında dava açılmıştır. Dava halen derdesttir. Başvurucu 2012/2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde DGS’ye girerek Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmaya hak kazanmıştır. Başvurucunun yurt dışı yasağı bulunması sebebi ile avukatı tarafından adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi için 14/9/2012 tarihli dilekçe ile Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine talepte bulunulmuştur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucu 25/9/2012 tarihli ara karar ile başvurucu hakkında delil durumunda bir değişiklik bulunmadığından ve başvurucunun adli kontrol altına alınması kararında bir isabetsizlik olmadığından talep reddedilmiştir. Başvurucunun yaptığı itiraz incelemesini değerlendiren Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 8/10/2012 tarih ve 2012/504 değişik iş sayılı kararı ile itiraz başvurusunu kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Karar 22/10/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adli kontrol” başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.…(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:a) Yurt dışına çıkamamak.…(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde belirtilen hallerde uygulanmaz.(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında (…) adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler” başlıklı maddesi şöyledir: (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.(3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.” 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararının kaldırılması” başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.”