Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: A adlı kişinin içinde bulunduğu aracın uzun süre İstanbul Esenyurt'ta Sokak üzerinde terk edilmiş hâlde görülmesi üzerine çevredekilerce kolluk görevlilerine haber verilmiştir. Kolluk görevlileri tarafından yapılan incelemede A.nın (maktul) karnından tek bıçak darbesi ile öldürüldüğü, başkaca bir darp izinin olmadığı, maktulün domuz bağı yöntemiyle bağlanıp bir çuvala konulduğu, çuvalın da aracın arka koltuğunda ateşe verildiği ancak yanmadığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucu kullandığı telefonun HTS kayıtlarından maktulün en son gün sanıklardan Y.Ç. ile görüştüğü tespit edilmiştir. Maktulün telefon kayıtları incelendiğinde 10/5/2016 tarihinde 33 ile 35 saatleri arasında Y.Ç.yi art arda iki defa aradığı ve bu görüşme dışında başka bir görüşme yapmadığı, telefonunun olay günü öğle saatlerinden akşam 35’e kadar Y.Ç.nin evinin bulunduğu baz istasyonundan sinyal aldığı tespit edilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve diğer iki kişi (S.Ç., Y.Ç.) hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede, ilişkisi olduğu maktulü konuşmak için eve çağıran S.Ç.nin yanında eşi Y.Ç. ve başvurucunun da birlikte beklediği, Y.Ç.nin başvurucunun yardımıyla evde bulunan bıçakla A.yı karnından bıçaklayarak öldürdüğü tespitlerine yer verilmiştir. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 19/9/2016 tarihli otopsi raporunda; cesedin yanında bir bölümü yanmış beyaz renkte çuvalın bulunduğu, cesedin battaniyeye sarılmış, ayak bilekleri ve boyun bölgesinden arkadan domuz bağı tabir edilen pozisyonda bağlanmış olduğu, ölümün karın bölgesine vurulan tek bıçak darbesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Otopsi raporunda belirtilen Biyoloji İhtisas Dairesinin 18/7/2016 tarihli raporunun (F) ve devamı maddelerinde; elde edilen bulgu ve sürüntü örneklerinde maktul ve sanık Y.Ç.nin DNA profilinden farklı erkek cinsiyetli DNA profilinin tespit edildiği, yine en az biri erkek, birden fazla şahsa ait olabilecek karışık DNA profili tespit edildiği, elde edilen DNA profilinin maktul, sanıklar Y.Ç. ve S.Ç.nin DNA profilini içermediği tespitlerine yer verilmiştir. 6/3/2017 tarihli bilirkişi raporunda;i. Maktul A.nın kullanımında olan GSM hattının öldürme olayının gerçekleştiği 10/5/2016 tarihinde saat 13 itibarıyla olay saatine (30-00) kadar olan süre içinde sanık S.Ç. ve eşi Y.Ç.nin ikametgâhının bulunduğu baz istasyonundan sinyal verdiği,ii. Sanık Y.Ç.nin kullanımında olan GSM hattının öldürme olayının gerçekleştiği 10/5/2016 tarihinde saat 25 itibarıyla olay saatine (30-00) kadar olan süre içinde Y.Ç ve eşi S.Ç.nin ikametgâhının bulunduğu baz istasyonundan sinyal verdiği,iii. Olay gerçekleştikten sonra saat 03'te sanık S.Ç.nin başvurucuyu aradığı ve 57 saniye görüştükleri,iv. Başvurucunun kullanımında olan GSM hattının öldürme olayının gerçekleştiği 10/5/2016 tarihinde saat 19 itibarıyla sanık S.Ç. ve eşi Y.Ç.nin ikametgâhının bulunduğu baz istasyonundan sinyal verdiği tespitlerine yer verilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 29/3/2018 tarihli kararıyla başvurucunun suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:"... maktul ile sanıklar [S.Ç. ve Y.Ç.nin] olaydan çok önceki tarihlere dayanan tanışıklıklarının olduğu, maktul ile sanık [S.Ç.] arasında gayri ahlaki bir ilişki olduğunun dosya kapsamından anlaşılabildiği, olay tarihinde tanık [S.K.nın] beyanları, tüm sanıklar ve maktulün iletişim tespit dökümleri de göz önünde bulundurulduğunda, olay günü maktulün, arkadaşından ödünç aldığı [P.] marka aracı ile sanıklar [Y.Ç ve S.Ç.nin] evinin önüne geldiği, sanık [Y.Ç.nin] aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre maktulün kesin sebebi bilinmemekle birlikte sanık [Y.Ç.] ile [Y.Ç.nin] ikametinde kavga ettiği, bu sırada sanık [Y.Ç.nin] bıçakla maktulü bir bıçak darbesi vurmak suretiyle öldürdüğü, akabinde yine iletişim tespit dökümünden anlaşıldığı üzere sanık [S.Ç.nin], [başvurucuyu] olay yerine çağırdığı, bunun üzerine olay yerine gelen [başvurucunun] sanık [Y.Ç.] ile birlikte maktulün cesedini arabaya taşıdığı ve aracı olay yerinden uzak bir yere götürerek bıraktıkları, iletişim tespit dökümlerine göre olay günü olan 10/5/2016 tarihinde maktulün baz istasyonu bilgisinin saat 12:13 ila 19:00 saatlerine kadar sanıklar [S.Ç. ve Y.Ç.nin] ikametinin bulunduğu baz istasyonlarından sinyal verdiği, [başvurucunun] olayın olduğu saatlerde olay mahallinde bulunmadığının baz istasyonu bilgisinden anlaşıldığı, saat 20:03'de sanık [S.Ç.nin] [başvurucuyu] arayıp 57 saniye görüşmesinden sonra [başvurucunun] cep telefonunun saat 21:19 itibariyle sanık [S.Ç.nin] ikametinin bulunduğu baz istasyonundan sinyal vermeye başladığı, yine son olarak sanık[lar] [Y.Ç. ve başvurucunun] kullanımında olan cep telefonlarının olayın hemen akabinde 11/5/2016 günü saat 03:11'de maktülün araç içerisinde bulunduğu mahalden baz istasyonu sinyali verdiğinin anlaşıldığı, oluşun bu şekilde gerçekleştiği kabul edilerek;Her ne kadar sanık[lar] [başvurucu ve S.Ç.nin], sanık [Y.Ç.] ile birlikte iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; adı geçen sanıkların sanık [Y.Ç.nin] eylemine doğrudan ya da yardım eden sıfatıyla iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanık[lar] [başvurucu ve S.Ç.nin] kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları mümkün görülmemiş ancak; sanık [S.Ç.nin] olaydan hemen sonra suç delillerini yok etmek için [başvurucuyu] olay mahaline çağırdığı ve bu suça azmettirdiğinin, ayrıntılı dökümü alınarak bilirkişi raporu düzenlenen HTS kayıtlarından sabit olduğu anlaşılmakla, tanık [S.nin] de olay günü [başvurucuyu] diğer sanık [Y.Ç.] ile birlikte evden çıkarken gördüğünü beyan ettiği, ayrıca sanık [Y.Ç.nin] 30/11/2017 tarihli celsedeki beyanında kendisinin maktulü öldürdükten sonra [başvurucunun] kendisine yardım ettiğini, evi temizlediklerini söylediği hususu da göz önünde bulundurulduğunda; her ne kadar sanıklar [S.Ç. ve başvurucu] üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmemiş iseler de, sanıkların kendilerini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik ve çelişen savunmalarına itibar edilmeyerek; sanıklar [S.Ç. ve başvurucunun] sabit olan eylemlerinin suç delillerini yok etme gizleme veya değiştirme suçuna uyduğu anlaşılmakla sanıkların sabit olan bu suçundan dolayı eylemlerine uyan, 5237 sayılı TCK'nun 281/ maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanıkların suç sebep ve saikleri ile dikkate alınarak takdiren ve teşdiden ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumları, geçmişi ve sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları ile cezanın fail üzerinde göstereceği olası etkileri sanık lehine hafifletici sebep kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nun 62/ maddesi gereğince ceza taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanıkların 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ..." Tanık S.K.nın hükme de esas alınan 30/11/2017 tarihli celsedeki beyanı şu şekildedir:"... sanıklar [S.Ç. ve Y.Ç.yi] tanırım, aynı binada komşuyduk, benim üst katımda bulunan dairede ikamet ediyorlardı, [başvurucuyu] da gelip giderken gördüm, ben olay günü akşam 17:30 veya 18:00 civarıydı, çocukları okuldan almıştım, evin önüne geldiğimde siyah renkli [P.] marka bir araç evin önünde duruyordu, içinde bir şahıs eve bakıyordu, daha sonra eve girdim, başka da kimseyi görmedim, aynı gün akşam bir iki saat sonra üst kattan bir gürültü geldi, bağrışma tepinme gibi sesler geliyordu, polisi arayacaktım, sonra kapıyı açtım, [S.Ç.] ile çocuklarını merdivenlerden inerken gördüm, [S.Ç.ye] ne olduğunu sordum, eşim ile abisi tartışıyorlar karışma dedi, [S.Ç.nin] de üstü başı düzgündü ve herhangi bir panik hali yoktu, sonra kapıyı kapattım, sesler kesildi, ben de polisi aramaktan vazgeçtim, sonra ne olduğuna bakmak için kapıyı açtım, [Y.Ç.yi] merdivenlerde gördüm, ne olduğunu sordum, o da bana abimle tartıştık dedi, herhangi bir garip hali yoktu, üstü başı düzgündü, [başvurucu] da [Y.Ç.nin] arkasından geliyordu, onunla herhangi bir konuşmam olmadı, birlikte aşağıya indiler, daha sonra herhangi bir gürültü duymadım, bu olaylar çarşamba günü olmuştu, pazartesi günü polisler beni aradığında cinayetten haberdar oldum ..." İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin (Ceza Dairesi) 24/12/2018 tarihli kararı ile kaldırılmış ve başvurucunun müşterek fail sıfatıyla kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza Dairesi, gerekçesinde;i. Sanık Y.Ç.nin eşi S.Ç.yle Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığına giderek maktul A.yı öldürdüğünü söyleyip eşiyle birlikte teslim olduğu, her iki sanık ile yapılan şifahi görüşmede sanık Y.Ç.nin maktulün 11/5/2016 gecesi 30 sıralarında elinde bıçakla kapısına dayandığını ve kapıyı açınca üzerine saldırdığını, bunun üzerine kendini korumak için mutfaktan eline geçirdiği bıçakla onu öldürdüğünü, sonrasında çuvala koyup bir araca taşıdığını, cesedi yakmak istediğini ancak bunda başarılı olamadığını beyan ettiği,ii. Sanık Y.Ç. ve S.Ç.nin ikamet ettikleri dairenin alt katında oturan ve apartmanın yöneticisi olan tanık S.K.nın 16/5/2016 tarihinde alınan ifadesinde 11/5/2016 tarihinde saat 00-00 sıralarında üst kattan bağrışma sesi duyduğunu, bakmak için dış kapıdan çıktığında sanık S.Ç.nin üç çocuğu ile evden ayrılmakta olduğunu görüp ne oluyor diye sorduğunda S.Ç.nin "Sen karışma abisi ile tartışıyor sorun yok." diye cevap verdiğini, bunun üzerine aile meselesi diye düşünüp tekrar evine girdiğini ancak bir süre sonra tekrar bağrışma sesleri geldiğinde dışarı çıkıp baktığında sanık Y.Ç. ile aynı eve sık sık gelip giden Trabzonlu olarak bildiği ve daha sonra teşhis ettiği başvurucuyu gördüğünü söylediği,iii. Bilirkişi beyanı ve HTS kayıtlarına göre başvurucunun kullanmakta olduğu 0542736**** numaralı GSM hattının takılı bulunduğu telefonun 10/5/2016 günü saat 19'dan itibaren diğer sanıklar Y.Ç. ve S.Ç.nin ikametgâhının bulunduğu baz istasyonundan sinyal verdiğinin tespit edildiği,iv. Neticede gelişen olaylar nedeniyle başvurucunun da bulunduğu sırada sanık Y.Ç. ile birlikte A.yı Y.Ç.nin evinde domuz bağı ile bağlayıp tek bir bıçak darbesiyle öldürdükleri, daha sonra maktulü battaniyeye sarıp eve gelirken kullandığı ve emaneten aldığı otomobile koyup kapılarını kilitleyerek uzak bir mesafede terk ettikleri sırada ateşe verdikleri ancak cesedin tutuştuysa da yanmadığı, bilahare her iki sanığın evdeki kanları temizledikleri, bu suretle başvurucu ve Y.Ç.nin irade birliği içinde maktulü asli fail sıfatıyla öldürdükleri, v. Her ne kadar başvurucu suçlamayı inkâr etmekte ise de tanık S.K.nın her iki sanığı olay anında merdivenlerden inerken görmesi, HTS raporlarına göre başvurucunun Y.Ç. ile birlikte aynı evde bulunduğunun anlaşılması, ayrıca domuz bağı olarak bilinen bağlamanın bir kişi tarafından yapılamayacağı da dikkate alındığında başvurucunun da öldürme eylemine asli fail sıfatıyla katıldığı anlaşıldığından katılan vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği hususlarına dayanmıştır. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 15/1/2020 tarihli ilamıyla kasten öldürme suçu yönünden Ceza Dairesi kararının onanmasına, bir üyenin başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince hüküm kurulması gerektiğine dair ayrık görüşü ile karar vermiştir. Başvurucu 27/3/2020 tarihinde başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. 5237 sayılı Kanun'un , , ve maddeleri.