(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1124 E. , 2008/2776 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, İİK.nın 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine davalı borçlunun vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. ... 6. İcra Müdürlüğünün…
**(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1124 E. , 2008/2776 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, İİK.nın 67.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine davalı borçlunun vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. ... 6. İcra Müdürlüğünün 2005/4169 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı davacının, davalı şirket hakkında, 12.000,00 YTL asıl alacak, 627,00 YTL işlemiş temerrüt faizinin tahsili için adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibine davalının süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşıldığı gibi; asıl alacak üzerinden itirazın iptali için açılan davanın da bir yıllık süresi içinde olduğu saptanmış bulunmaktadır. Mahkemece, davanın kabulüne ve takip konusu asıl alacak üzerinden davalının vaki itirazının iptaline ve davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davada, yanlar arasında “pencere ve kapı” imalatı hakkında “sözlü” olarak sözleşme yapıldığı davacı tarafından ileri sürülmüş ise de; davalı yanca varlığı ileri sürülen akdî ilişki inkâr olunmuştur. Kural olarak, eser sözleşmesi zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, somut olayda, uyuşmazlık konusunun miktarına göre, Borçlar Kanununun 355. maddesinde tanımlandığı üzere, bir eser sözleşmesi niteliğinde yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunun yüklenici davacının yasal ve yazılı delille kanıtlanması zorunludur. HUMK.nın 288.maddesi hükmü gereğince, davalının açık onayı bulunmadığından; aynı Kanunun 292.maddesi uyarınca da “yazılı delil başlangıcına” dayanılmadığından, akdî ilişkinin kurulmuş olduğu tanık delili ile kanıtlanamaz. Bu sebeple, mahkemece, tanıkların bilgilerinin alınması da hukuksal sonuç doğuramaz. Nevar ki, davacı dava dilekçesinde açıkça “yemin deliline” dayanmış bulunmaktadır. O halde, yanlar arasında eser sözleşmesinin yapılıp yapılmadığına yönelik olarak davalıya “yemin önerme” hakkının bulunduğu, davacıya hatırlatılmadan yazılı şekilde taraflar arasında akdî ilişkinin kurulduğu kabul edilerek mahkemece, sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, iş bedelinin tutarı bilirkişi incelemesi sonucu saptanmış olduğu ve İİK.nun 67.maddesi hükmünde öngörülen yasal koşullardan olan dava ve takip konusu alacağın likid yani davalı tarafça belirlenebilir olmadığı halde, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olması da kabul şekli bakımından doğru değildir.