12. Ceza Dairesi 2021/6886 E. , 2023/5743 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/259 E., 2019/1455 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’…
**12. Ceza Dairesi 2021/6886 E. , 2023/5743 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/259 E., 2019/1455 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı 11.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı örgüt suçlarından 16.07.2016 tarihinde gözaltına alınmasına karar verildiğini, 21.07.2016 tarihinde tutuklandığını belirtmiş, hakkında yürütülen soruşturma sonunda anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüş suçundan 23.10.2017 tarihinde takipsizlik kararı verildiğinden bahisle haksız tutuklama, arama ve el koymadan doğan maddi ve manevi zararlarının tazmini kapsamında tutuklu kalınan her ay için 10.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın haksız işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 02.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkeme açılmadığını, mükerrer dava ve dava süresinin araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, davacı hakkında derdest dava bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. 3. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2018/2161 Esas, 2018/333 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/259 Esas, 2019/1455 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırma suçundan takipsizlik kararı verilmesi nedeniyle tazminat şartlarının oluştuğuna dolayısıyla tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ve haksız arama ve elkoymaya yönelik tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Davacı ...'un Sivas Sulh Ceza Hakimliğinin 21/07/2016 tarih ve 2016/145 sorgu sayılı kararı ile '' Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma '' ve '' Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek '' suçlarından tutuklandığı , Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunun 23/10/2107 tarih ve 2017/172549 soruşturma sayılı kararı ile '' Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek '' suçundan hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği , '' Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma '' suçundan ise cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamanın devam ettiği anlaşılmış , her ne kadar davacı hakkında '' Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek '' suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ise de , aynı soruşturma kapsamında '' Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma '' suçundan açılan kamu davasının yargılamasının devam ettiği, tutukluluğunun bu suç kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu , söz konusu derdest dava sonucuna göre davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilebileceği nazara alınarak , açılan maddi ve manevi tazminat davasının 5271 sayılı CMK.nın 141 ve 142 maddeleri uyarınca dava açma şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm hüküm tesisi cihetine gidilmiştir." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/172549 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından 16.07.2016 tarihinde tutuklandığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 23.10.2017 tarihinde hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/371 Esas - 2018/203 Karar sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 05.11.2020 tarihinde kesinleştiği UYAP'tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır. Yukarıda izah edildiği üzere davacının aynı sorgu ile davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından tutuklandığı, her ne kadar Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği; dolayısıyla tutuklandığı suçlardan birinden mahkumiyetine karar verilmesi ve mahkumiyeti aşan tutukluluk süresi bulunmaması nedeniyle tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Davacının ölçüsüz arama ve haksız el koyma nedenlerine ilişkin olarak iddiasıyla ilgili olarak ise; manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçları, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlamaktadır. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile, gerekse iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin manevi zararının giderilmesini gerekli kılmaktadır. Tutuklanan kimseye verilecek manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak manevi zarar ödenmesi gerektiği el koyma nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı, yine 5271 sayılı Kanunun 141 nci maddesinin birinci fıkrasının ( i ) bendinde düzenlemeye göre aramanın ölçüsüz şekilde gerçekleştirilmesi halinde ancak tazminat talep edilebileceği, davacı hakkında uygulanan arama tedbirinin ölçüsüz olarak gerçekleştirildiğine dair bir delil bulunmadığı gibi bundan kaynaklı bir zarar da ileri sürülmemiş olup yine bu zarar ancak maddi zarar olabileceğinden, bu konuda koşulları oluşmayan tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/259 Esas, 2019/1455 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.