Başvuru, mahkeme kararına istinaden hesaplanan geçici vergiye ilişkin gecikme faizi için düzenlenen 2 No.lu İhbarnameye karşı açılan davanın reddedilmesi, temyiz ve karar düzeltme kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, mahkeme kararına istinaden hesaplanan geçici vergiye ilişkin gecikme faizi için düzenlenen "2 No.lu İhbarnameye" karşı açılan davanın reddedilmesi, temyiz ve karar düzeltme kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/6/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 20/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 10/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 30/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 8/4/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ortamında elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket hakkında yapılan vergi incelemesi sonucu 3/6/1949 tarihli ve 5422 sayılı mülga Kurumlar Vergisi Kanunu'nun maddesine istinaden2000 yılı 7-9 dönemi içingeçici vergi salınmış, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna karşı açılan davada İstanbul Vergi Mahkemesi 11/6/2003 tarihli ve E.2002/2044, K.2003/1440 sayılı kararıyla cezalı geçici verginin kaldırılmasına karar vermiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi 27/4/2004 tarihli ve E.2003/2007, K.2004/920 sayılı ilamıyla kararı bozmuş; karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. İstanbul Vergi Mahkemesi, bozma kararına uyarak 10/3/2005 tarihli ve E.2005/399, K.2005/376 sayılı kararıyla, yapılan incelemeler sonucu geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak gecikme faizi ve cezaların tahsil edileceğinin açıklandığı, olayda geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiği tespit edildiğinden kesilen cezada yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle geçici vergi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, geçici vergi için kesilen cezaya yönelik davanın reddine karar vermiştir. Karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 5/10/2005 tarihli ve E.2005/809, K.2005/1675 sayılı ilamıyla onanmıştır. Bu karara göre idarece tespit edilen tutar6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin (5) numaralı fıkrasına istinaden başvurucuya tebliğ edilmiş, bunun dışındahesaplanan gecikme faizi için de 25/4/2005 tarihli ve 2005042501-6 sayılı "2 No.lu İhbarname" ayrıca düzenlenerek tebliğ edilmiştir. Başvurucu gecikme faizi için düzenlenen 25/4/2005 tarihli ve 2005042501-6 sayılı 2 No.lu İhbarname'yi dava konusu yapmıştır. İstanbul Vergi Mahkemesi 25/5/2006 tarihli ve E.2005/1954, K.2006/1221 sayılı kararıyla, Mahkeme kararı üzerine düzenlenen dava konusu ihbarnamenin idari davaya konu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/6/2007 tarihli ve E.2006/4174, K.2007/2271 sayılı ilamıyla; anılan ihbarnamenin, amacının Mahkeme kararına göre belirlenen vergi ve ceza tutarının davacıya bildirilmesine yönelik olmakla birlikte aynı zamanda vergi, ceza ve karar harcının davacıya bu şekilde bildirildiği ve ödemede bulunulmaması hâlinde cebren tahsil yoluna gidileceğinden davacının menfaatinietkileyen, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. İstanbul Vergi Mahkemesi bozma kararına uyarak 9/5/2008 tarihli ve E.2007/2908, K.2008/1809 sayılı kararıyla geçmiş dönemlere ait geçici verginin%10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde eksik beyan edilen kısım için resen veya ikmalen vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceğinin tartışmasız olduğu, başvurucudan kesinleşen Mahkeme kararı üzerine söz konusu ihbarnameyle verginin normal vade tarihi olan 15/11/2000 tarihinden kurumlar vergisinden mahsup edilebileceği 1/4/2001 tarihine kadar olan dönem için 029,50 TL gecikme faizi istenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2009 tarihli ve E.2008/8808, K.2009/5751 sayılı ilamıyla "temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların bozulması istenen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmediği" gerekçesiyle onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 31/1/2013 tarihli ve E.2010/4724, K.2013/230 sayılı ilamıyla reddedilmiş ve nihai karar 10/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5422 sayılı mülga Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Kurumlar vergisi mükellefleri, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci maddesinde belirtilen esaslara göre % 20 oranında geçici vergi öderler.” 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun "Geçici vergi" kenar başlıklı mükerrer maddesi şöyledir: “Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin altışar aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, 103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler. Geçici vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal mevcutları, kayıtlar üzerinden tespit edilebilir. (Mülga son cümle: 9/4/2003-4842/37 md.)....Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin % 10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir. ...” 2577 saylı Kanun'un "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir." 25/2/2003 tarihli ve 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına karşı dava açılmış olması halinde; vergi aslına bağlı cezaların, verginin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci maddede öngörülen şekilde ödenmesi şartıyla, vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen cezaların ise herhangi bir şart aranmaksızın tahsilinden vazgeçilir." Danıştay Dördüncü Dairesinin 24/3/2008 tarihli ve E.2007/5590, K.2008/1035 sayılı ilamı şöyledir:"2003 günlü ve 25033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun 3 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına karşı dava açılmış olması halinde, vergi aslına bağlı cezaların verginin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci maddede öngörülen şekilde ödenmesi şartıyla vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen cezaların herhangi bir şart aranmaksızın tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiş olup, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak tarh edilen geçici verginin mahsup süresi geçtiği için tahsilinden vazgeçileceğinden bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik temyiz istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.Bu nedenle, temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına 2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi."