T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/868 Esas KARAR NO : 2025/1714 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2024 NUMARASI : 2021/251 Esas, 2024/115 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/868 Esas KARAR NO : 2025/1714 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2024 NUMARASI : 2021/251 Esas, 2024/115 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkil aleyhine 15/01/2018 tanzim tarihli 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli bonoya dayanılarak ihtiyati haciz talep edildiği, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/205 D.iş sayılı dosyadan ihtiyati haciz kararı alındığını, müvekkilin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin ... Enerji Sistemleri ... Makine Üretim Pazarlama İhracat İthalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini 20/05/2019 tarihinde devraldığını, yani ..., ticari hayatına ... ... Teknolojileri San ve Tic AŞ olarak devam ettiğini, davalının ihtiyati haciz kararı aldırdığı senedin tanzim tarihi 15/01/2018 olduğundan o tarihte senedin keşidecesi müvekkil tarafından devralınmamış olan ... olduğunu, ancak senedin vade tarihi olan 10/01/2020 itibariyle şirket ...'yi devraldığından senet bedeli müvekkil şirketten talep edildiğini, ancak senet 15/01/2018 tanzim tarihi olmadığını, gerçekte eski tanzim tarihi atılarak yeni yaratıldığını ve yaratılması dolandırıcılık kastı taşıdığını buna ilişkin olarak davalı ve senet üzerinde imzası bulunan kişiler ve tüm ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, zira müvekkil şirketin ...'yi devralma öncesinde tüm ticari defterlerini, alacaklarını, borçlarını ve şirketin mali durumunu incelediğini, bir senedin şirketin ticari defterlerine işlenmemiş olması TTK'da açıklanan "basiretli tacir" olma hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, ancak taraflarınca menfi tespit talebinin dayanağı ticari deftere işlenmeyen senedin geçersiz olacağı iddiası değil; davalı ve eski ... ortağı ... tarafından geçmiş tarihli senet düzenlenmiş olması iddiasına dayandığını, bu nedenle senede karşı yazılı ispat kuralından muaf olduğunu, menfi tespit talebinin konusu olan senedin ...'nin ticari defterlerine işlenmemesinin sebebi davalı ile ... arasında öyle bir senedin 15/01/2018 tarihinde tanzim edilmemiş olması olduğunu, davalı ve senet keşidecisi eski ... yetkilisi ... aralarında anlaşarak geçmiş tarihli senet düzenleyerek kaşe ve imza atmış olduğu, sonrasında davalı senedin ödenmediği iddiası ile müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığı hakkında duyumlar alındığını, zira davalı ... senedin tanzim tarihinde ...'nin çalışanı olduğunu, ..., müvekkil şirket ile birleştiğinde davalı ..., müvekkil şirketin çalışanı haline geldiğini ve uzun bir süre de müvekkil şirkette çalıştığını, bir şirketin kendi çalışanına 750.000-USD borçlanması , bu hususun ticari defterlerine dahi geçirmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, öyle aykırı bir durum ki bu hususta ispat yükünü davalı üzerine çevirdiğini, davalı, müvekkili şirketten ayrılınca müvekkili şirketin kendisini 750.000-USD dolar tutarlı bir senedin varlığı ile karşı karşıya bulduğunu, eski şirket çalışanı 750.000-USD 'lik şirket kayıtlarına işlenmeyen sözde senedin dayanağını ispatlamakla yükümlü olduğunu, senet üzerinde Adli Tıp Kurumunca inceleme yaptırılmasını talep ettiklerini, senet üzerindeki yazının kaç yıl önce yazıldığının tespiti oldukça zor hatta mümkün değil ise de, bu hususun tespit edilebilmesi halinde davadaki iddiaların tartışmasız şekilde kanıtlanacağını, zira iddialarının bu senedin 2018 yılında doldurulmadığı olduğunu, ayrıca senet üzerindeki imzanın ...'in kendi imzası olup olmadığının da incelenmesini talep ettiklerini, imzanın ...'e ait çıkmaması halinde de iddiaların kanıtlanmış olacağını, ancak imzasının kendisine ait çıkması halinde önemli olanın yazının yaşının belirlenmesi olacağı unutulmaması gerektiğini, ayrıca Elazığ ilinde kurulu olan şirkette çalışan davalının lehine düzenlenen senedin dava yerinin İstanbul ili olarak belirlenmesi bir diğer şüpheli husus olduğunu, açıklanan işbu sebeplerle müvekkil şirketin davalıya 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli senetten doğan hiçbir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle ; davaya konu senetten ötürü ihtiyati haciz kararının uygulanması ve fabrika makinelerinin muhafaza altına alınmasının yarattığı infialin etkisiyle alelacele dava açılmasının bir çok usuli işlemin eksik yapılmasına ve müvekkil lehine mevcut iddiaların ileri sürülememesine sebep olduğunu, müvekkil şirketin Elazığ ilinde rüzgar tribün motoru başta olmak üzere her nevi ... ve ... parçası üretmek amacıyla dahili davalı ...'in yakın zamanda vefat eden babası ... ...'inde katkısı ile 2017 yılında fabrika kurduğunu, daha sonra 24/01/2018 tarihinde aynı anda ve aynı yerde davalı ...'nın yetkilisi ve ortağı olduğu ... ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.ve dahili davalı ...'in yetkilisi ve ortağı olduğu ... Enerji Sistemleri ... Pazarlama İhracat ve İthalat San ve Tic Ltd Şti'nin bütün hisseleri her iki davalının da aynı anda ve aynı masada attığı imzalar ile müvekkil şirkete devredildiğini, 20/04/2021 tarihinde fabrikaya hacze gelindiğini, müvekkil şirketin adeta şok etkisi yaratan haczin dayağının ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ...Esasında takibe konulan keşidecisi devralınan ... Enerji , lehtarı ise davalı ..., keşide tarihi 15/01/2018, vade tarihi 15/01/2020, bedeli 750.000-USD olan davaya konu senet oluşturduğunu, senet üzerindeki imzanın ise dahili davalı ...'e ait olabileceği / olduğu ve şirket birleşme gazete ilanının dosyaya konularak müvekkil şirkete borcun yöneltildiğinin görüldüğü, akabinde müvekkil şirketce İstanbul CBS'nın 2021/77775 sayılı dosyası ile sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetinde bulunulduğunu, takibin açılmasını sağlayan gerek alacaklı görünen davalı ...'in gerekse senedi imzaladığı anlaşılan davalı ...'in senedin tanzim tarihi olarak görülen tarihten hemen sonra yapılan hisse devirlerinin yapıldığı sırada böyle bir borcu olmadığını beraberce taahhüt ettiklerini, alacaklı / davalı ...'in ... enerji hisse devrilerinin yapıldığı anda orada olmasına ve sözleşmeleri imza etmesine rağmen böyle bir alacağı olduğunu belirtmediği aksine böyle bir alacağının olmadığı yönünde sözleşme imzaladığını, davalı ...'in davalı ... ve ... ailesi kontrolünde olan bir kişi olduğunu, senedin geriye dönük olarak, ...'in imza yetkisinin olduğu bir döneme denk getirilerek sahte tanzim edildiğini, hayali bir borç yaratıldığı delilleri ile beraber izah edileceğinin, sözleşmelerin her ikisinin de davalıların isimleri haricinde noktasına ve virgülüne kadar tamamen aynı olduğu, her iki sözleşmenin de 4.1 maddesine hisse devir kapanış tarih ve saatine kadar belinlendiğini, her iki sözleşmenin 2.3 maddesinde müteveffa ... ...'in kefil olarak zikredildiğinin görüleceğini, ... ..., davalı ...'nın ortağı ve yetkilisi olduğu ... 'deki payı ve yetkisi olmadığı halde devirlerde sağlanan teminata kefil olduğunun zikredilmesi ve her iki şirketin de aynı anda ve aynı saatte kapanışının birebir aynı sözleşmelerle yapılması karşısında işbu sözleşmelerin davalı ..., davalı ..., müteveffa ... ..., diğer ortak Halit Yılmaz ve müvekkil şirket yetkilisi Abder Adeen Alsaeed'in bir arada ve birlikte imzaladığının sabit olduğunu, davalı ... sözleşme hükümlerini görmesine rağmen herhangi bir alacağı olduğunu belirtmediğini, çekince veya şerh koymadığını, sözle alacağını kimin ödeyeceğini sormadığını, sözleşmelerde de görüldüğü üzere ... hisselerinin tamamı 50.000-USD'ye ve yine ... hisselerinin tamamı 100.000-USD bedelle aynı anda davalıların birlikte katılımı ile devralındığını, bu devir imza eden davalı ...'in sözde senedinin sahteliği grofoloji incelemesine ispatlanamasa dahi 750.000-USD alacağı olduğunu belirtmemesi TMK m.2'de ki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, nitekim böyle bir borç senedin varlığı gerçek olsa ve davalı ... bildirse idi müvekkil şirketin hisseleri devralmayacağının açık olduğunu, zira sözleşme bedelinin yedi katı ederinde bir borçtan söz edildiğini, en ince ayrıntısına kadar düzenlenen devir işlemlerinde 750.000-USD'lik bir senedin unutulmayacağı yahut bu konuda sessiz kalınmayacağının açık olduğunu, tüm bu hususların 24/01/2018 tarihinde yapılan hisse devri sırasında takibe konu 15/01/2018 tanzim tarihli sözde senedin sonradan tanzim edildiğine açıkça karine teşkil ettiğini, davalı ... müvekkil şirkete hisseleri devredilen ...'nın ortağı ve yetkilisi olarak görünse de aslen ... ailesinin akrabası, ... ailesinin bağlı şirketlerinin çalışanı ve ... ailesinin kontrolünde olan birisi olduğunu, bahsedilen tüm devir ve temlik işlemlerinden gün be gün haberi olan biri olduğunu, üçüncü kişi olmadığını, davalı ...'nın müvekkil şirketten ayrılışında tazminatını alarak müvekkili ibra ettiğine ilişkin 03/1/2019 tarihli ibraname, istifa beyanı ve önceden çalıştığı ... ...'e ait ... Su Motorları Ltd Şti'nin ticaret sicil gazetesi de ayrıca dosyaya sunulduğunu, ... hisselerinin devrinde müteveffa ... ...'in ... 'da resmi hiçbir ortaklığı ve yetkilisi olmadığı halde devirde kefil gösterildiği, ... ... A.Ş.'nin hisse devrinden sonra yapılan ... ... A.Ş.genel kurulunda ...'nın imzasının yanında ... ...'in de imza verdiği ve hatta divan başkanlığına müteveffa ... ...'in seçildiği, davalı ...'in müvekkil şirketten 03/12/2019 tarihinde ayrılmasına müteakip kendisine ödenen tazminatın ... ... hesabından düşülmesi yönünde 11/12/2019 tarihinde karar alındığı ve ... ...'in imza ettiğini, ... ve ... hisselerinin hemen devrinden sora ...'de yetki verilen müteveffa ... ...'in şirketin bir kısım işlerinin takibi için davalı ...'ya vekalet verdiğini, tüm bu resmi evraklara bakıldığında müvekkil şirkete devredilen ... ile ...'nin aslında kardeş şirketler olduğu, asıl söz sahibinin ... ailesi olduğu, ...'nın davaya konu senedi tanzim eden ... ve ailesinin bağlı çalışanı ve bunların kontrolünde biri olduğu, davalı ...'in ... hisselerinin borçsuz ve ileride borç çıkmayacağı taahhüdü veren kişilerle aynı safta olan biri olduğunu, davalı ...'in anılan taahhütlere iştirak ettiği sözleşmelerle sabit olduğunu, söz konusu senedin geçmişe dönük olarak sahte tanzim edildiği konusunda Adli Tıp Kurumu veya diğer İhtisas makan ve kişilerinden alınacak raporla ispatında tereddüt yaşansa dahi unutulmamalıdır ki takibe konu senet üzerine atılan tanzim tarihi ... ve ... hisselerinin müvekkil şirkete devrinden dokut gün öncesine ait olduğunu, davalıların hisse devir iradesi ortaya konulduktan sonra hisse devri aşamasında senet düzenledikleri, hisse devri sırasında da bu senedi müvekkil şirketten sakladıkları gerçeği ile karşılaşıldığını, nitekim ilgili senedin şirket defterlerine yer almadığı mali müşavirden alınan raporda da sabit olduğunu, dolasıyla takibe konu senedin sahteliği / imza ve yaşı yazı tespit edilemese dahi şirket devri iradesinin ortaya konulmasından sonra ve senette alacaklı görünen davalı ...'in anılan devir iradesini bilerek senedi aldığı ve davalı ...'in de hisseleri devredeceğini bilerek senet tanzim ettiği ve senedin müvekkil şirketten saklandığı gerçeği ortaya çıktığını, ... ile diğer davalı ... zorunlu dava arkadaşı olduklarını, imzanın gerçekten davalı ...'e ait olup olmadığı ancak davalı ...'in mahkeme huzurunda atacağı imzaların mukayese edilmesi ile anlaşılabileceğini, davanın ihbarı yolu ile davalı ...'in imza atmaya zorlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca senedin geçmiş tarihli olarak düzenlendiği hususunda da sahtecilik ve dolandırılıcılık, muvazaa ve diğer haksız fiil halleri işbu iki davalının ortak iş güzarlığı vesilesi ile meydana geldiğini, sadece birinin katılımı ile değil beraberce hareketlerinin sonucu olduğunu, bu sebeple zorunlu dava arkadaşlığının maddi hukuka göre belirlenmesi karşısında müvekkilin karşı karşıya kaldığı takibin müsebbibi olan davalı ...'in davada taraf olmaması düşünülemeyeceğini, aksi takdirde senedi tanzim eden ...'in davaya dahil edilmesini talep ettiklerini beyanla 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli senetten ötürü müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı borçlu şirket tarafından ileri sürülen geçmiş tarihli senet düzenlendiği iddiasının gerçek olmadığını HMK m200 gereğince yazılı delile ispatı gerektiğini, ancak somut uyuşmazlıkta davacı borçlu vekili tarafından geçmiş tarihli senet düzenlenmiş olması iddiasına yönelik olarak herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediğini, diğer yandan davacı borçlu şirket dava dilekçesinde açık bir imza inkarında bulunmadığını, zira davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm beyanlar açık bir imza inkarı anlamına gelmediğini, ispat külfetinin karşı tarafta olduğunu, ileri sürdüğü iddialarını yazılı delillerle ispatlamasının zorunlu olduğunu, zira ... ile davalı alacaklı ... arasında bir anlaşma olduğu ve bu anlaşmaya dayalı olarak geçmiş tarihli senet tanzim edildiği iddiası, tarafların bu şekilde muvazaalı bir işlemde bulunduğu iddiası anlamına geldiğini, bu şekilde şirket yetkilisi ...'in davalı alacaklı ... ile anlaşarak muvazaalı şekilde davaya konu senedi keşide ettiği şeklindeki afaki iddia, HMK m. 200 gereğince yazılı delille kanıtlanmak zorunda olduğunu, davacı borçlu şirketin geçerli bir kambiyo senedi ile borçluluğu sabit iken borçtan kurtulma amacına yönelik olarak soyut ve afaki nitelikteki iddialar ile huzurdaki menfi tespit davası açılmış olup işbu davanın reddi gerektiğini, yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere de imza yaşının tespiti günümüzde teknik olarak mümkün olmayıp davacı borçlu şirketin soyut ve dayanaksız nitelikte kalan iddialarına dayalı huzurdaki davanın reddi gerektiği, senetteki yazı ve imzaların yaş tayinine yönelik incelenmesi teknik olarak mümkün olmadığını, muvazaa iddiasına yönelik olarak ispat külfeti davacı yana düştüğünü, huzurdaki davaya konu olan bono, davalı alacaklı müvekkil ...'nın, davalı şirkete yapmış olduğu 750.000,00 usd'lik borç olarak verilen nakit ödeme karşılığında tanzim edildiğini, dava konusu senet müvekkil asile, eski ünvanı ... Enerji olan davalı şirkete yapmış olduğu 750.000-USD nakit ödeme (borç verme) karşılığında şirket yetkilileri tarafından verilmiş olup, senet bizzat ... Enerji' (... ...)nin ilgili tarihteki yetkilisi ... tarafından 15.01.2018 tarihinde tanzim edilerek alacaklı müvekkil ...'ya teslim edildiğini, Önemle belirtmek gerekirse davaya konu senedin üzerinde taraflar arasındaki ilişkiye uygun olarak yazılan "nakden" kaydı mevcut olduğundan dolayı senedin nakit ödeme karşılığında tanzim edildiği karine olarak kabul edilmekte olduğunu, dolayısıyla senedin nakit ödeme karşılığında tanzim edildiğinin ispat külfeti davalı alacaklı müvekkile düşmemekte olup bu karinenin aksini iddia eden tarafa ispat külfeti düşmekte olduğunu, dava konusu senedin düzenlendiği tarihte senedi tanzim eden şirket yetkilisi ... olup mezkur senette yer alan imza bu şirket yetkilisine aittir. dolayısıyla ortada hukuken geçerli şekilde tanzim edilmiş senet mevcut olup davalı şirketin kötü niyetli iddialarına itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde alınacak bilirkişi raporunda da senet üzerindeki imzanın yetkili müdür ...'e ait olup imzanın ...'in eli ürünü olduğu hususları açıklığa kavuşacağını, davalı alacaklı müvekkil ... sadece ... enerji'nin çalışanı olmayıp aynı zamanda ... ... sanayi ve dış ticaret a.ş.'nin de kurucusu olduğunu, davaya konu olan senedin ticari defterlerde kayıtlı olmaması durumu senedin geçerliliğine etki etmediğini, davalı alacaklı asilin ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, davacı borçlu şirketin ticari defterlerinde mezkur senedi kayıt altına almaması davalı alacaklı müvekkili bağlayan bir durum olmadığını, bono üzerinde istanbul mahkemelerinin yetkili kılındığının kararlaştırılmış olması, bononun sahte olarak düzenlendiği anlamına gelmediğini, yetki sözleşmesiyle taraflar, yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili kılarak o mahkemede dava açabilme imkânına sahip olduğunu, öyle ki, yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemenin sadece ticari muameleme merkezindeki mahkeme olma zorunluluğu da bulunmadığını, taraflar yetkili mahkeme olarak istedikleri herhangi bir mahkemeyi seçmekte özgür olduklarını, bu husus senedin sahte olarak tanzim edildiğinin bir göstergesi de olamayacağını, tüm bu nedenlerle huzurdaki haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Dosya kapsamına göre, 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli, 750.000,00 dolar tutarlı senedin keşidecisinin ... Enerji olduğu, adı geçen şirket adına yetkilisi ... tarafından imzalanmış olduğu, lehtarın ... olduğu, senet üzerinde NAKDEN kaydının bulunduğu çekişmesizdir..... davacı borçlunun davalı ile olan borçlanma iradesini inkar ettiği, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu sonucuna varılmış olup somut olayın değerlendirilmesinde, dava konusu bononun 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli olduğu, keşidecisinin dava dışı ... Enerji, lehtarın ise davalı olduğu, davacı yanın adı geçen ... Enerji Sistemleri Ltd. Şti.ni 24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi devraldığı, devir işleminin 08.02.2018 tarihinde tescil edildiği, davacı yanın iddiasını teyit eden bilirkişi raporu mali tespitlerine göre dava konusu 750.000 USD tutarındaki senedin dava dışı ... Enerji Sistemleri Ltd. Şti'nin ticari kayıtlarında yer almadığı, bono lehtarı olan ...'nın ... Enerji Sistemleri Ltd. Şti'nin devir öncesinde ve devir sonrasında çalışanı olduğu, davalının aynı zamanda ... ... A.Ş'nin sahibi olup bu şirketini de 24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı ... ... Teknolojileri A.Ş'ne devredildiği görülmüştür.Merkezi İstanbul'da bulunan ... ... A.Ş. şirketinin vergi dairesi işe başlama yoklama tutanağının şirket yetkilisi sıfatıyla davalı ... tarafından değil, şirkette pay sahibi dahi olmayan ... ... tarafından imzalanmış olması, şirkette pay sahibi olarak görünmeyen ...'e şirket yetkilisi sıfatıyla davalı tarafından şirket adına her türlü işlemi yapmak üzere vekaletler verilmiş olması, şirkete ait çok sayıda fatura, antetli kağıt ve sözleşmelerde ...'in isim ve imzasının bulunması, ilk 6 aylık süre haricinde davalının çalışma hayatının tamamının ... ailesine ait şirketlerde geçmiş olması, şirketin 50.000 USD karşılığında devredilmiş olmasına rağmen davalının banka hesaplarına bu tutarda her hangi bir para girişinin olmaması gibi somut olgular, ... ... A.Ş. şirketinin gerçekte davalıya değil, ... ailesine ait bir şirket olduğu kanaatini doğurduğu, "... isimli şirketin gerçek sahibinin ... ... olmasına rağmen resmiyette ... tarafından işletildiği, ancak işin başında ...'in oğlu ...'in bulunduğu", "...'nın şirket çalışanı olup, şirkete sürekli gidip geldiği, ... beyin manevi oğlu gibi olduğu, çok varlıklı biri olmadığı, ... ...'u çalıştıran ve işleten kişinin ... ...'in oğlu ... olduğu", "Davalının ... ... şirketinde normal bir personel olarak kaynak ve döküm işleri ile uğraştığı, ... bey ile samimi olduğu, onun manevi oğlu olarak bilindiği, ... ...'un sahibi olarak görünse de, ... ...'la ... beyin ilgilendiği, davalının ... ... ile fiilen bir ilişkisinin olmadığı" yönündeki tanık beyanlarının da bu kanaati pekiştirdiği, kaldı ki, ... şirketi çalışanı olması hasebiyle Elazığ'da ikmet etmek durumunda olan davalının, merkezi İstanbul'da bulunan ... ... A.Ş. şirketini sevk ve idare edebilmesi fiilen mümkün olmadığı, diğer taraftan ücret gelirleriyle bu ölçekte bir ekonomik güce ulaşmak mümkün olmadığı gibi, 750.000,00 USD tutarında borç verebilecek mali imkanlara sahip olan bir kişinin asgari ücretin biraz üzerinde bir ücret karşılığında hizmet akdiyle bağlı olarak çalışması da hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden davacı yanın bononun geçmiş tarihli ve muvazaalı olarak doldurulduğu iddiasının yasal delillerle kanıtlandığı, davalı yanın taraflar arasında bono tanzimini gerektiren hukuki ilişkinin ispatına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından davanın kabulüne, davacının İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000 Dolar bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu kabul edildiğinden takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;1-Davanın KABULÜNE,Davacının İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000 Dolar bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,2-Takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davada ispat yükü davacı borçlu tarafta olup muvazaalı işlemler ile geçmiş tarihli senet tanzim edildiği yönündeki iddianın HMK M. 200 vd. senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde ispat yükünün davacı borçlu tarafından ispatlanması gerektiğini,Davacının senedin geçmiş tarihli senet düzenlendiği iddiasının gerçek olmadığını, kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik ilkesi geçerli olduğunu, geçmiş tarihli senet düzenlendiği iddiasına yönelik olarak herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediğini, muvazaalı şekilde davaya konu senedi keşide ettiği şeklindeki afaki iddianın da HMK m. 200 vd. gereğince senet taraflarının imzalarını da içeren yazılı delille kanıtlanması geretiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin E. 2015/4178, K. 2016/962 sayılı ve 27.1.2016 tarihli ilamı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/13-590 K. 2017/899 sayılı ve T. 3.5.2017 tarihli ilamında da bu hususların vurgulandığını, Senet borçlusu olan ... Enerji'nin kambiyo senedinden doğan borcu, hisse devri ile ... ...'a intikal etmiş ve külli halefiyet yoluyla davaya konu senedin tarafı haline geldiğini, iddiaya göre "taraf muvazaası" söz konusu olduğunu, mahkeme tarafından senede karşı senetle ispat kuralının uygulanmamasının hatalı olduğunu, Cevap dilekçesi ekinde sunulan 25 Ocak 2016 tarihli ve 8996 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile sabit olduğu üzere, davalı alacaklı ..., ... ... Sanayi Ve Dış Ticaret A.Ş.'nin kurucusu olduğunu, 3 Temmuz 2018 tarihli ve 9612 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer aldığı üzere davalı ...'nın, mezkur şirketin tek pay sahibi konumundayken hisse devri sonucunda 09.02.2018 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile bu durum değişerek şirketin tek pay sahibi ... ... Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. Olduğunu, ticaret sicil kayıtları ile de sabit olduğu üzere ... ...'un sahibi davalı ... olduğunu, yerel mahkeme tarafından ... ...'un davalı müvekkile ait olmadığı kabul edilmiş ise de yerel mahkemenin bu husustaki değerlendirmesi hatalı olduğunu, resmi kayıtlara dayanan olguyu çürütecek nitelkte bir delil olmadığını, gerçeğe aykırı ve afaki nitelikteki tanık beyanları esas alınmasının hatalı olduğunu, ticaret sicil kayıtları açıklayıcı mahiyette olup işbu kayıtların aksinin ileri sürülmesi, 3. Kişi konumunda olan davalıyı bağlamadığını, ... ...'un ... ailesine ait olduğu ve ... Enerji ile ... ...'un kardeş şirketler olduğu yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, ... ..., ... Enerji'den bağımsız ve tamamen ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, her iki şirketin adresleri, ortakları, yetkilileri, yönetim kurulları tamamen farklı olup üretim, pazarlama ve ihracat-ithalat faaliyetleri tamamen bağımsız şekilde yürütüldüğünü, ... Enerji Sistemleri ... Makine Üretim Pazarlama İhracat ve İthalat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ile ... ... Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesinin "Yükümlülüklerin üstlenilmesi" başlıklı 2.1 maddesi;"Devredilen Hisselerden Sorumluluk. Satıcı, ...'nin işbu sözleşmenin imza tarihinden önce doğmuş ve/veya bu dönemden kaynaklanan ileride doğabilecek bütün zararlardan/potansiyel zararlardan/borçlarından ... ... ile birlikte müteselsilen sorumludur. Satıcı, söz konusu zararların/potansiyel zararların yaratacağı risklerin bertaraf edilebilmesi için adına ... ...'a, ... ...'un belirleyeceği bir teminatı sağlamakla yükümlüdür. Teminat miktarı ... ... tarafından belirlenecektir." Şeklinde olduğunu, Mezkur hisse devir sözleşmesinin ilgili hükümü ile hisse devrinin tarafları şirket bilançolarında kayıt altına alınmayan potansiyel bir borcun var olabileceğini ikrar ettiklerini, senedin ticari defterlerde yer almaması hususu senedi hükümden düşürmediğini, Bilirkişi raporunun muhalefet şerhinin neden dikkate alınmadığının gerekçelendirilmediğini, davalı alacaklı asilin ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, davacı borçlu şirketin ticari defterlerinde mezkur senedi kayıt altına almaması davalı alacaklı müvekkili bağlayan bir durum da olmadığını, Mahkeme kararında davalının maddi gücünün olmadığı kabul edilmiş ise de davalının, ... Enerji'de tam yetkili müdür ve işveren vekili olarak çalıştığını, Yaklaşık 13 sene gibi bir süreçte ... Enerji'nin sahibi ... ..., müvekkil ...'ya her yıl takdir ettiği bir parayı cebinden prim olarak da verdiğini, ...'nın resmi maaş haricinde geliri ortalama 60-70 bin dolara tekabül etmekte olup dolayısıyla ... burada asgari ücretle çalışan sıradan bir personel olmadığını, ... ...'u kuran ve bunu daha sonrasında ... ...'a satan müvekkilinin senedi tanzime konu borç ödemesini yapacak maddi gücü olduğunu, bu hususların mübrez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/77775 Sor. No sayılı dosyasında müvekkili tarafından dile getirildiğini, Yargıtay kararlarında ekonomik durum, senette yer alan damga pulu gibi hususların nakden kaydı taşıyan bono karşısında hiçbir hüküm ifade etmediğinin belirtildiğini, Hakimin tecrübe kurallarına dayalı olarak yorum getirerek delilleri takdir edebilmesi, o konuda açık bir düzenleme olmamasına ve yasa koyucunun yargıca açıkça delilleri serbestçe takdir etme hakkı tanımış olmasına bağlı olduğunu, kambiyo senetlerinde senede karşı senetle ispat kuralı olup, ttk’da yer alan kambiyo hukukuna ilişkin ilkelerin hayatın olağan akışına aykırılık kavramından hareketle bertaraf edilemeyeceğini,Kesin delil ile ispat kuralına rağmen tanık dinlenilmesi ve tanık beyanlarının karara esas alınmasının yerinde olmadığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/77775 Sor. no. 2023/106002 K. sayılı dosyasındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve borca itiraz dosyası olan İstanbul 39. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/129 Esas. 2023/304 Karar sayılı davanın reddi kararlarının yargılama aşamasında hiçbir surette dikkate alınmasının hatalı olduğunu, hukuki dinlenilme hakkının ihlali edildiğini,Hiçbir surette kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydı ile kötüniyet tazminatına ilişkin hiçbir gerekçe kurulmadığını, kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydıyla davaya konu olan icra takibi konusu alacak yabancı para takibinde, kötüniyet tazminatına, yabancı para asıl alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenen Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplama yapılması gerekirken "takip konusu alacağın" denilmek suretiyle hükmedilmesinin de usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı iddiasında; senedin, şirketin eski yetkilisi tarafından geçmiş tarihli olarak düzenlendiğini, davalı ile eski şirket yetkilisinin birlikte hareket ettiğini, davalının senet miktarı tutarında borç verecek ekonomik durumunun olmadığını, senedin şirket defterlerinde yer almadığını ileri sürmüş, davalı ise senedin borç karşılığı olduğunu ve iddianın yazılı delil ile ispatı gerektiğini savunmuştur. İstanbul CBS 2021/7775 soruşturma sayılı dosyasında; müştekinin davacı, şüphelilerin davalı ile dava dışı ... olduğu, şüpheliler hakkında iş bu davaya konu bono yönünden sahtecilik ve dolandırıcılık iddiası ile başlatılan soruşturmada; neticeten "... şüpheliler ... ve ...'den şirketi devraldığı sırada şirketin alacakları/borçları-aktif ve pasiflerine dair araştırma da yapması gerektiği, müşteki şirket yetkilisinin bu yönlü bir denetim ve araştırmada bulunmaksızın şirketi devralarak basiretli bir tacir gibi davranmadığı, bu şekilde araştırma yaptığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, şikayete konu senedin şirket devrinden sonra tanzim edildiğinde dair de herhangi bir delile ulaşılamadığı gibi bu hususu iddia eden müşteki tarafça da bu doğrultuda ibraz edilen somut bir delil olmadığı, senet üzerinde herhangi bir sahteciliğin de tespit edilemediği dikkate alındığında şüphelilere atılı suçların yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı, gelinen aşamada taraflar arasındaki ihtilafın müşteki şirketin daha önceye dayalı borçlarından kaynaklı hukuk mahkemelerinde halli gereken hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, kamu adına takibatın devamını gerektirir başkaca somut bir delil de bulunmadığı...." gerekçeleri ile KYOK verilmiştir.Dosyada mevcut 24.01.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinde ... ve ... ile davacı ... ... ...ŞTİ nin taraf olduğu, ... hisselerinin ...' e devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2.1. Maddesinde "sözleşmenin imza tarihinden önce doğmuş ve veya bu dönemden kaynaklanan ileride doğabilecek bütün zararlardan satıcının ... ile birlikte sorumlu olacağına" yer verildiği görülmektedir. 24.01.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinde ise davalı ... ve ... ... SAN DIŞ TİC AŞ ile davacı ... ... ...AŞ'nin taraf olduğu, ... hisselerinin ...'e devrinin kararlaştırıldığı, ... ile yapılan sözleşmenin aksine iş bu sözleşmede net bir miktar belirtilerek ... yönünden doğmuş ve doğacak toplam borç miktarının 250.000TL olduğunun taahhüt edildiği, ... ve ...'in hisselerin tamamının satışı için 50.000USD satış bedelinde mutabık olduklarına yer verildiği, davalının ... ŞİRKETİ'nin pay sahibi olduğu görülmektedir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Somut olayda; kambiyo senetlerinde illetten mücerretliği kaldıran bir hususun olmadığı, davacının iddiaları yönünden İstanbul CBS dosyasında KYOK verildiği, bononun ticari defterlerde kayıtlı olmamasının bonoyu hükümden düşürmeyeceği, senedin geçmişe dönük olarak tanzim edildiğinin ispatlanamadığı, davalının savunmasının ispat yükünü değiştirmeyeceği, davalının senedin kaynağını ispat yükümlülüğünün olmadığı, taraflar arasındaki 24.01.2018 Tarihli hisse devir sözleşmesinde davalının bizzat dava dışı ... ...Şirketinin hissedarı olarak yer aldığı ve hissesini 50.000USD karşılığı davacı şirkete devrettiğinin belirtildiği de dikkate alındığında mevcut delil durumuna göre davacının iddiasının bu aşamada ispat olunamadığının kabulü gerekir. Ancak davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından, ilk derece mahkemesince davacının bedelsizlik iddiası yönünden davalı yana yemin teklif edip etmeyeceği hususunda süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2024 tarih, 2021/251 Esas, 2024/115 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 290TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/12/2025