11. Ceza Dairesi 2017/13916 E. , 2018/4982 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.12.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında vergi suçu raporu ve mütalaaya uygun olarak 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından da dava açıldığı, bu suçlara ilişkin gerekçeli kararda "sanığın 2008, 2009 yıllarında 213 sayılı VUK'nun 359/b maddesinde tanımlanan kaçakçılık suç…
**11. Ceza Dairesi 2017/13916 E. , 2018/4982 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.12.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında vergi suçu raporu ve mütalaaya uygun olarak 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından da dava açıldığı, bu suçlara ilişkin gerekçeli kararda "sanığın 2008, 2009 yıllarında 213 sayılı VUK'nun 359/b maddesinde tanımlanan kaçakçılık suçunu oluşturmadığı" açıklamasına yer verilmesine rağmen bu suçlardan hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu suçlardan mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Sanık hakkında "2005, 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.01.2008 gün 193-7, 25.04.2006 gün ve 2-3-12 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 216. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen son sözün sanığa ait olduğu kuralının kovuşturmanın sona erdirilmesi, hükmün tesis ve tefhimine geçilmesi öncesinde son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olmasının gerektirdiği cihetle; hükmün açıklandığı 06.11.2014 tarihli oturumda iddia makamının esas hakkındaki mütalaasından sonra esas hakkındaki savunması sorulan ancak tutanakta savunmasına yer verilmeyen hazır olan sanıktan son sözü de sorulmadan yargılamanın bittiği belirtilip hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, CMK’nın 216/3. maddesine aykırı davranılması, 2-Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/970 Esas, 2014/236 Karar sayılı ilamı ile sanığın 01.10.2012 tarihinde işlediği basit yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından dolayı sanık hakkındaki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulduğu, bu ilamda sanığın işlediği TCK'nın 106/1-1.cümlesinde yer alan tehdit suçunun 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek uzlaşma kapsamına alınmış olduğu anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, tehdit suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,