10. Hukuk Dairesi 2024/6773 E. , 2024/7528 K. MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/465 E., 2024/1 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/145 E., 2020/371 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil SGK…
**10. Hukuk Dairesi 2024/6773 E. , 2024/7528 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/465 E., 2024/1 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/145 E., 2020/371 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının, davalı Belediyeye devredilen ... Belediyesinde 24.05.2004 - 15.11.2011 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli çalıştığını, ancak hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini, kesinleşen Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/122-2015/293 E.K. sayılı dosyasında işçilik alacaklarının hüküm altına alındığını ileri sürerek, davacının 24.05.2004 - 15.11.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti ile anılan hizmetlerin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiş, 19.03.2019 tarihli dilekçesi ile davacının yaz ve kış aylarında asgari ücreti elden alarak şoför olarak çalıştığını, iş görme borcu altındayken kışın yolların kapalı olduğu zamanlarda doğal olarak çalışmadığını beyan etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini istemiştir. Feri müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, kamu kuruluşu olan belediyenin asli görevleri arasında olan temizlik hizmetlerinin süreklilik arz ettiği, davacının davalı ... başkanlığına ait iş yerinde 24.05.2004 - 04.01.2010 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı ve eylemli olarak günün asgari ücreti karşılığı çalıştığı; çalışanların sosyal güvenliklerinin işverenlerin tek taraflı irade bildirimlerine terk edildiği, tek taraflı yapılan işe giriş ve çıkışların çalışanları bağlamayacağı, işe giriş ile birlikte sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığı, sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı ve devredilemez bir Anayasal hak olduğu, ihtilaf konusu dönemde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmemesinde davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının davalı iş yerinde talep edilen dönemler arasında duraksamaya yer vermeyecek şekilde fiili çalışmasının yeterince açıklığa kavuştuğu gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabül kısmen reddi ile - Davacının davalı ... Başkanlığına devredilen Düzbağ Belediye Başkanlığı-Helete Belediyesi adlı iş yerinde 24.05.2004 - 04.01.2010 tarihleri arasında iş akdine tabi olarak kesintisiz ve günün asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, - Davacının 31.03.2011 - 15.11.2011 tarihleri arasındaki hizmet tespitine ilişkin talebinin esastan reddine, - Davacının 05.01.2010 - 31.03.2011 tarihleri arasındaki hizmet tespitine ilişkin talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tespit talepleri kabul edildiği halde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönüyle kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, çalışma olgusunun yöntemince yazılı delillerle ispatlanamadığını, salt tanık anlatımları ile sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, hak düşürücü sürenin nazara alınmadığını belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen kararın, dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Öte yandan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 3.Değerlendirme 1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı Belediyeye ait iş yerinde 24.05.2004 - 15.11.2011 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sürelerde şoför olarak çalıştığının tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, hükümde yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir. 2.Somut olayda, davalı ... iş yerinden davacı adına 26.05.1995, 15.03.1997, 15.04.1998, 01.03.1999 ve 14.06.2000 tarihli işe giriş bildirgelerinin verilerek 26.05.1995 - 1999/1 inci dönem arasında hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacının hizmet döküm cetvelinde 05.01.2010 - 31.03.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu 4/b tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, 9948.046 sicil sayılı Belediye iş yerinin 01.01.1974-30.03.2014 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, ihtilaflı dönem Belediye çalışanları dinlenerek karar verilmiş ise de; işbu davanın 12.02.2016 tarihinde açılmış olması karşısında, kabul kararı verilen 24.05.2004-04.01.2010 tarihleri arası dönemin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı irdelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla, 02.07.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hak düşürücü süre içinde işçilik alacakları istemi ile dava açan ve açılan işçilik alacaklarında çalışma süresi tespit edilen sigortalının hizmet tespitini hak düşürücü süre içinde açmaması halinde, hizmet tespiti isteminin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Somut uyuşmazlıkta davacı sigortalı Belediye işyerinde 24.05.2004 - 04.01.2010 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespiti istemi ile işçilik alacakları davası kesinleştikten sonra 09.02.2016 tarihinde dava açmıştır. 3. Davacı davalı işveren karşı aynı süre için işiçlik alacaklarının tespiti istemi ile hak düşürücü süre içinde dava açmış ve kesinleşen Pazarcık Asliye Hukuk (iş) Mahkemesinin 2015/122 Esas 2015/293 Karar sayılı ilamı ile anılan süre için kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiştir. 4. Çoğunluk kararı ile ayrılma tarihini takip eden yılın bitiminden itibaren dava açma tarihine göre hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 5. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 6. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... Emine Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 7. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 8. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13. Maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13. Maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar ve bir mahkeme kararı var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 9. Hak düşürücü sürenin dikkate alınmaması gereken bir olgu da kesinleşen mahkeme ilamıdır. Zira kesinleşen mahkeme ilamı bir kuvvetli belgedir. Bu belge bağımsız mahkemelerce verilmiştir. Bu ilamın varlığı karşısında kurum bu çalışmayı saptayabilir. Kesinleşen mahkeme kararının varlığı halinde hak düşürücü süre aranmamalıdır. 10. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmet süresi ayrılmadan itibaren hak düşürücü süre içinde açılan işçilik alacakları dosyasında tespit edilmiş, ilama bağlanmıştır. Bu ilam kuvvetli delil niteliğinde olup, kuruma intikal eden belgelerden daha önemlidir. Hak düşürücü sürenin kesinleşmiş ve kuvvetli delil olan mahkeme ilamının varlığı halinde aranmaması gerekir. 11. Sonuç itibari ile onama görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.