(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/8801 E. , 2009/14941 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalının avukatı olarak dava dosyalarını takip ettiğini, davalı adına takip ettiği ... 1. As…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/8801 E. , 2009/14941 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalının avukatı olarak dava dosyalarını takip ettiğini, davalı adına takip ettiği ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/394 esas sayılı dava dosyasında kendisinin onayı olmadan ve bilgisi dışında davalının başka bir avukata vekalet vermesi üzerine 4.4.2006 tarihli ara kararı ile davadan çekildiğini, takip ettiği dava dosyalarından hak ettiği vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek vekalet ücretinin tahsili için yapılan takibe davalının haksız itirazının iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, eldeki davasında hem hasma tahmil olunan ücreti vekaleti hem de müvekkili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretini talep etmektedir.Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda hangi tarihteki düzenlemenin uygulanacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. 5043 sayılı Yasa ile Avukatlık Kanununda 164. maddenin dördüncü fıkrası değiştirilmiş, 164/4. maddede; “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci 2009/8801-14941 tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Yine 5043 sayılı yasa nın Madde 7’si ile geçici 21. madde eklenmiş olup, anılan maddede; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır.” Düzenlemesi getirilmiştir. Ne varki, 1136 sayılı Avukatlık Yasası’na 5043 sayılı Yasayla eklenen Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesi’nin 7.2.2008 günlü kararı ile iptal edilmiştir. Öyle olunca,artık geçici 21.maddenin, dolayısıyla 5043 sayılı yasa’nın 164. maddesinde yapılan değişikliklerinde uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, hukuki yardımın başladığı, tarihteki yürürlükte bulunan Avukatlık Yasası’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Hukuki yardımın ne zaman başladığı konusu ise değişken olup her işlemin özelliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, dava açılmış ise, dava açıldığı, yada tespit yapıldığı tarih, müvekkilin aleyhine dava açılmış ise cevap verme tarihi, yada vekaletnamenin verilme tarihi hukuki yardımın başladığı tarih olarak esas alınmalıdır. Eldeki davada da, bilirkişi tarafından bu konuda bir ayırım yapılmamış ve geçici 21.madde dolayısıyla Avukatlık Yasası’nın 5043 sayılı yasa ile değişik 164./4. maddesi yürürlükte imiş gibi dava dosyalarının kesinleştiği tarih baz alınarak ücreti vekalet hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından incelemesi yaptırılan dosyaların dava tarihleri yada cevap dilekçesi verilmiş ise, cevap dilekçelerinin tarihleri gibi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak esas numaralı bulunan dosyaların 1999 yılı ile 2005 yılları arasında olduğu anlaşılmaktadır. Öyle olunca her bir davanın hukuki yardımın ne zaman başladığı ayrı ayrı saptanarak buna göre ücretin bu tarihteki yürürlükte bulunan 1136 sayılı Yasanın ücrete ilişkin maddeleri uygulanarak belirlenmelidir. Ancak bu arada ücrete ilişkin yasal düzenlemelerin de hatırlatılmasında fayda bulunmaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Yasanın bazı hükümlerini değiştiren 4667 sayılı Yasa 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu yasa yürürlüğe girmeden önceki uyuşmazlıklarda sözleşme var ise, sözleşme hükümleri, yok ise yada sözleşme geçerli değil ise, 163. maddenin son fıkrası hükümleri uygulanmaktaydı. 163. maddenin son fıkrasında ise “Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Böylelikle, sözleşmenin yapılmamış olması yada geçersiz olması hallerinde hukuki yardımın başladığı tarihteki asgari ücret tarifesinin uygulanacağı açıktır. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. Yine 4667 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden itibaren ise, Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin 4. fıkrası uygulanacaktır. Madde sözleşmenin yapılmamış olması halinde “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise 2009/8801-14941 asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” düzenlemesini getirmiştir. Bu düzenlemeye göre 2.5.2001 tarihinden sonra hukuki yardıma başlayan avukat emeğine göre yüzde beş ile yüzde on arasındaki bir miktarı ücret olarak hak edecektir. Yine 1136 sayılı Avukatlık Yasasında 20.1.2004 tarihinde 5043 sayılı Yasayla değişiklikler yapılmış ve Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin dördüncü fıkrası değişikliğe uğramış ve “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” Düzenlemesi getirilmiştir. Böylece 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda sözleşme bulunmaması halinde yada sözleşmenin belirgin olmaması, tartışmalı bulunması yada sözleşmenin geçersiz sayıldığı hallerde ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yirmisi arasındaki bir miktar avukatın emeğine göre verilmelidir. Halen de yürürlükte olan düzenleme bu şekildedir. Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bu madde ancak 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda uygulanabilecektir. Özetlemek gerekirse değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde hukuki yardımın başladığı tarihteki yürürlükte olan yasa hükümleri uygulanarak hukuki yardımın yapıldığı tarih 2.5.2001 tarihinden önce ise asgari ücret tarifeleri, bu tarih ile 20.1.2004 tarihleri arasında hukuki yardım başlamışsa yüzde beş ile onbeş, bu tarihten sonra ise, yüzde onu ile yüzde yirmi arasındaki bir oran tatbik edilecek, değeri para ile ölçülemeyen davalarda ise avukatlık asgari ücret tarifeleri uygulanacaktır. Somut olaya gelince; Davacı, eldeki davasında hem yukarıda açıklanan şekilde müvekkili ile arasında kararlaştırılan ücret düzenlemesi uyarınca vekalet ücretini talep etmekte hem de, takip ettiği dosyalar nedeniyle hasma tahmil olunan ücretleri istemektedir. Davacının, Davalı adına takip ettiği ... 1. Asliye ticaret Mahkemesi’nin 1999/1100 esas ve 2003/1195 karar sayılı dava dosyasında hukuki yardım (dava açma tarihi) 16.11.1999 tarihi olup, bu tarihte yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi dikkate alınıp hem müvekkilinden hem de hasma tahmil olunan ücret hesaplanmalıdır.Yine ... Asliye Mahkemesinin 1999/1102 esas ve 2002/1185 karar sayılı dava dosyasında hukuki yardım (dava açma 2009/8801-14941 tarihi) 19.11.1999 tarihidir. Bu dosya içinde o tarihte yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi dikkate alınmalıdır. Yine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Sıfatıyla bakıp) sonuçlandırdığı 2005/177 esas ve 2005/417 karar sayılı dava dosyasında ise, davanın açılış tarihi ise 2.10.2002 tarihi olup, yürürlükte bulunan Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu tarih uyarınca Avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanarak hem vekilinden alacağı ücret hem de hasma tahmil olunan ücret hesaplanmalıdır. Yine ... 3. Asliye hukuk Mahkemesi’nin 2005/178 esas ve 2005/418 karar sayılı dava dosyasında da hukuki yardımın başladığı (dava açma tarihi) 7.11.2002 olup, bu tarih itibariyle Avukatlık Yasası’nın 164. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu tarih uyarınca Avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanarak hem vekilinden alacağı ücret hem de hasma tahmil olunan ücret hesaplanmalıdır. ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/394 esas sayılı dava dosyasının ne zaman açıldığı anlaşılamamakta olup, bu dosya için de dava açıldığı tarihin saptanarak o tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesinin uygulanarak davacının kendi müvekkilinden hak edeceği ücret hesaplanmalı, talep de dikkate alınarak, sonucuna uygun karar verilmelidir.Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.