8. Hukuk Dairesi 2013/427 E. , 2013/18749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.10.2012 gün ve 61/493 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı 2 parça taşınmazın kadastro çal
**8. Hukuk Dairesi 2013/427 E. , 2013/18749 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.10.2012 gün ve 61/493 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı 2 parça taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, 20 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini, aralıksız çekişmesiz malik sıfatı ile zilyet olduğunu açıklayarak yaklaşık 72 ve 12500 dönümlük yerlerin TMK'nun 713. maddesi gereğince vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, 03.03.2008 tarihli cevap dilekçesinde, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden bulunduğunu, bu nedenle kazanma koşullarının davacı yararına oluşmadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine, 22.02.2010 tarihli dilekçesiyle de uyuşmazlık konusu yerin TMK'nun 713/6. fıkrası gereğince ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde davalı gösterilen ... Köyü Tüzel Kişiliği ile dahili davalı edilen ... Köyü Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır. Mahkemece, “… teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen 19.10.2011 havale tarihli rapor ve krokisinde A harfiyle işaretli 13253,81 ve B harfiyle gösterilen 69031,40 m2'lik yüzölçümlü taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. ... Kadastro Müdürlüğü'nün 30.12.2009 tarih 101.030/3411 sayılı karşılık yazılarında, ... köy sınırları içerisinde iken, köy ayrımı sonucu ayrılan ... köy sınırları içerisinde dava konusu taşınmazların kaldığını, tapulama çalışmaları sırasında kayalık ve taşlık vasfı ile tapulama harici bırakıldığını bildirmiştir. Davacı vekili de dava dilekçesinde, dava konusu yaptığı yerlerin taşlık olduğunu bildirdiğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan imar ve ihya ile ilgili tüm olumlu ve olumsuz koşulların saptanması zorunludur. Kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinmenin diğer koşulları yanında tescili istenen taşınmazların aynı zamanda tapuda kayıtlı yerlerden olmaması gerekir. Bu nedenle teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerine eklenmek suretiyle tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının çifte tapunun oluşmasının önlenmesi bakımından Tapu Sicil Müdürlüğü’nden sorulması gerekir. Mahkemece ilk keşif dava konusu taşınmazların yerlerinin belirlenmesi açısından yapıldığı, ikinci keşif te ise, bir yerel bilirkişi ile iki davacı tanığının dinlendiği, yerel bilirkişi listesinde birden fazla bir kişi ve davacının tanık listesinde ikiden fazla tanık olduğu halde mahkemece vazgeçme olmadığı gibi herhangi bir gerekçe de gösterilmeden diğer yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenilmemesi usule aykırıdır. Zilyetlik, maddi olaylardan olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları özellikle imar ve ihya koşullarının saptanması bakımından yetersiz olup, taşınmazın niteliği konusunda duraksama bulunduğundan bu beyanlarla sonuca ulaşmak mümkün değildir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre taşınmaz bölümleri kayalık ve taşlık niteliğinde 1960 yıllarında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan yerlerden olduğuna göre, taşınmazların niteliği konusunda oluşan duraksamanın giderilmesi açısından davanın açıldığı 22.01.2008 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arasında) ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, dava konusu her iki taşınmaz bölümünü kapsayan ve komşu parselleri gösteren birleşik paftanın Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, getirtilecek pafta üzerinde yapılacak inceleme sonucu komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revüzyon gören tapu ve vergi kayıtları da ilgili yerlerden istenilmesi, keşif gününün belirlendiği 18.07.2011 tarihli yargılama oturumunda keşif ile ilgili ara kararı üzerinde yapılan incelemede, sadece 06.10.2011 tarihinde keşif yapılmasına denilmiş, yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği konusunda bir açıklamaya yer verilmemiştir. 02.12.2009 tarihli ara kararı ile de keşif günü belirlenmiş ancak bu tarihte belirlenen keşif gününde keşfin yapılmadığı, yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenilmesi konusunda herhangi bir uyarının ara kararında yer almadığı daha sonraki ara kararlarında da yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde çağrılıp dinlenmesi konusunda bir bilginin içerilmediği saptandığından bu şekilde belirlenen keşif ara kararının yöntemine uygun olduğu söylenemeyeceğinden yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması halinde keşif yerinde dinlenmeleri, hava fotoğrafları ile Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilen paftalar jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi yada bilirkişiler aracılığıyla komşu parsellere ait kayıt ve belgelerle birlikte zemine uygulanması, hava fotoğraflarının ve Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilen paftaların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu taşınmazların kayalık veya taşlık niteliğinde bulunup bulunmadıkları, imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilip getirilmedikleri, anılan belgelere ve fotoğraflara göre imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, yaklaşık hangi tarihte tamamlandıkları, yerel bilirkişi ve tanıklardan da yararlanılarak komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisinin üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, davacının dava konusu taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte imar ve ihyasına başladığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü, emek ve para masrafını nasıl yaptığı ve böylece imar ve ihyayı hangi tarihte tamamladığı hususlarının ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmesi, teknik bilirkişi ve bilirkişilerden gerekçeli, denetime açık rapor ve kroki istenilmesi, bunun dışında üniversitenin toprak kürsüsünde toprak konusunda uzman daha önce götürülmeyen ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz bölümleri ile çevrelerinin toprak yapısı incelenmek suretiyle dava konusu yerlerin yaklaşık hangi tarihten itibaren kültür arazisi olarak tasarruf edildiklerini, yaklaşık imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı konusunda görüşlerini içerir gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı ... vekili'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.