Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/334 E. , 2024/553 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/334 Karar No : 2024/553 YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI Davacı ... vekili Av. ... tarafından, müvekkiline ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünün 21/01/2013 tarihinde sigara kaçakçılığında kullanıldığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve... D.İş sayılı kararı ile alıkonulduğu ve devam eden süreçte söz kon…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/334 E. , 2024/553 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/334 Karar No : 2024/553 YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI Davacı ... vekili Av. ... tarafından, müvekkiline ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünün 21/01/2013 tarihinde sigara kaçakçılığında kullanıldığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve... D.İş sayılı kararı ile alıkonulduğu ve devam eden süreçte söz konusu aracın ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki davacıya iade edilmesine karar verildiği, anılan karar gereği aracın iadesi için yapılan başvuruya cevaben Ticaret Bakanlığı Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün... tarih ve E... sayılı ve bila tarih ve E...- sayılı işlemleri ile davacıya ait aracın, Bakanlık Makamının ... tarih ve ... sayılı onayı ile satış işlemleri tamamlanıncaya kadar belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere geçici olarak Malatya Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiğinin öğrenildiğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın, Bakanlıkça geçici olarak tahsis edildiği 5 yıl 5 ay boyunca kullanılmasından kaynaklanan yıpranma bedelinin ve kullanma bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ticaret Bakanlığı'na karşı açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Van İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 08/09/2023 tarih ve E:2022/2045, K:2023/1526 sayılı karar ile Van 4. İdare Mahkemesi'nce verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 28/12/2023 tarih ve E:2023/2680, K:2023/3211 sayılı karar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanununun 14/3. maddesinde, dilekçelerin; a) Görev ve yetki b) İdari merci tecavüzü c) Ehliyet d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15/1-a maddesinde ise, Kanunun 14/3-a maddesine göre idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca aynı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasında, "Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir."; 36. maddesinde ise, "İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir.'' hükümleri yer almıştır. İdari yargıda görev ve yetki kamu düzeninden olduğundan, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından da re'sen göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. Uyuşmazlıkta, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/09/2023 tarih ve E:2022/2045, K:2023/1526 sayılı kararın istem özeti kısmında, davacıya ait araca el konulan tarihler arasındaki dönemde aracın değer kaybının da dava konusu edildiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinin konu kısmında, "Ticaret Bakanlığı Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün ... ve ... sayılı ekte sunulan tahsis işlemine ilişkin tazminat taleplerimizin sunulmasıdır."; sonuç kısmında ise, "Aracın davalı idare tarafından tahsis edildiği 5 yıl 5 ay boyunca aracın kullanılmasından kaynaklanan yıpranma bedelinin ve kullanma bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edildikten sonra ticari faiziyle tarafımıza ödenmesine," ibarelerinin yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle, Mahkemece davacının tazminat isteminde tereddüte düşülmesi halinde gerekirse dilekçe ret kararı verilerek davacının isteminin net bir şekilde ortaya konulabileceği, davacıya ait araca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararı ile el konulmasından kaynaklı bir tazminat talebinde bulunulması halinde öncelikle tazminat isteminin adli yargının görevine girip girmediği hususunun değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacıya ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünün 21/01/2013 tarihinde sigara kaçakçılığında kullanıldığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararı ile alıkonulduğu, ceza yargılaması devam ederken Bakanlık Makamının ... tarih ve ... sayılı onayı ile satış işlemleri tamamlanıncaya kadar belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere geçici olarak Malatya Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiği, davacı tarafından aracın Bakanlıkça geçici olarak tahsis edildiği 5 yıl 5 ay boyunca kullanılmasından kaynaklanan yıpranma bedelinin ve kullanma bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bu haliyle uyuşmazlığın, aracın satış işlemleri tamamlanıncaya kadar belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere geçici olarak Malatya Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmesine ilişkin Ticaret Bakanlığınca tesis edilen işlemden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, işbu davanın görüm ve çözümünde, 2577 sayılı Kanun’un yukarıda anılan 36. maddesinin (a) bendi uyarınca, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkeme olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dosyanın Ankara 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın Van 4. İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine, 06/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Davacı ... vekili Av. ... tarafından, müvekkiline ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünün 21/01/2013 tarihinde sigara kaçakçılığında kullanıldığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararı ile alıkonulduğu ve devam eden süreçte söz konusu aracın ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki davacıya iade edilmesine karar verildiği, anılan karar gereği aracın iadesi için yapılan başvuruya cevaben Ticaret Bakanlığı Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün ... tarih ve E...- sayılı ve bila tarih ve E...- sayılı işlemleri ile davacıya ait aracın, Bakanlık Makamının ... tarih ve ... sayılı onayı ile satış işlemleri tamamlanıncaya kadar belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere geçici olarak Malatya Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiğinin öğrenildiğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın, Bakanlıkça geçici olarak tahsis edildiği 5 yıl 5 ay boyunca kullanılmasından kaynaklanan yıpranma bedelinin ve kullanma bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ticaret Bakanlığı'na karşı açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Van İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 08/09/2023 tarih ve E:2022/2045, K:2023/1526 sayılı karar ile Van 4. İdare Mahkemesi'nce verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 28/12/2023 tarih ve E:2023/2680, K:2023/3211 sayılı karar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanununun 14/3. maddesinde, dilekçelerin; a) Görev ve yetki b) İdari merci tecavüzü c) Ehliyet d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15/1-a maddesinde ise, Kanunun 14/3-a maddesine göre idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca aynı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasında, "Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir."; 36. maddesinde ise, "İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir.'' hükümleri yer almıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlıklı 141. maddesinde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, ... eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, ... kişilerin, maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri; 142. maddesinde ise, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir. Anılan yasa maddelerinin gerekçesinde de, usul kurallarına uyulmaması ve keyfi adli işlemler nedeniyle uğranılan zararların karşılanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Yukarıda aktarılan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleriyle, yalnızca, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleştirilen adli kolluk işlem ve eylemlerinden kaynaklanan zararların tazminine yönelik davaların adli yargı yerince çözümlenmesi amaçlanmıştır. Nitekim, yasa gerekçesinde ve bölümün madde başlığında da (koruma tedbirleri nedeniyle tazminat) bu hususa vurgu yapılmaktadır. İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukukî sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idarî bir işlem veya eylemden meydana gelmesi, başka bir anlatımla, oluşan zararla idarî işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, idarenin idare hukuku ilkeleri çerçevesinde yürütülen faaliyetleri sonucunda tesis edilen işlem veya eylemi neticesinde ortaya çıkan zararların tazmini istemine ilişkin uyuşmazlıkların idarî yargı yerlerince, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleştirilen adli kolluk işlem ve eylemlerinden kaynaklanan zararların tazminine yönelik davaların adli yargı yerince incelenerek karara bağlanacağı açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait ... plaka sayılı yolcu otobüsünün 21/01/2013 tarihinde sigara kaçakçılığında kullanıldığından bahisle 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi uyarınca ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararı ile alıkonulduğu ve devam eden süreçte söz konusu aracın ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki davacıya iade edilmesine karar verildiği, anılan karar gereği aracın iadesi için yapılan başvuruya cevaben Ticaret Bakanlığı Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün ... tarih ve E...- sayılı ve bila tarih ve E...- sayılı işlemleri ile davacıya ait aracın, Bakanlık Makamının ... tarih ve ... sayılı onayı ile satış işlemleri tamamlanıncaya kadar belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere geçici olarak Malatya Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiğinin öğrenildiğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın, Bakanlıkça geçici olarak tahsis edildiği 5 yıl 5 ay boyunca kullanılmasından kaynaklanan yıpranma bedelinin ve kullanma bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenerek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdari yargıda görev ve yetki kamu düzenindendir. Bu nedenle, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından da re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bakılan uyuşmazlıkta, öncelikle, idari yargı yerlerinin, görev ve yetkiden hangisini daha öncelikli olarak inceleyeceklerinin tartışılması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; "görev" konusunun "yetki"den önce yazılması ve genel yetki kuralı belirlenirken göreve ilişkin hükümlerin saklı tutulmasından, mahkemelerce, önlerine gelen bir uyuşmazlıkta öncelikle görevli olup olmadıklarının incelenmesi gerektiği, yetkinin ise daha sonra inceleneceği sonucuna varılmaktadır. Olayda; uyuşmazlığın davacının aracına ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararı ile el konulmasından kaynaklandığı, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek yanlı olarak tesis ettiği idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan veya bu nitelikteki idarî işlemler nedeniyle doğan tazminat istemlerine ilişkin olmadığı açıktır. Bu durumda ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında yargısal faaliyetten veya yargı kararına istinaden gerçekleştirilen adli kolluk işlem ve eylemlerinden kaynaklanan zararın tazmini isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde adli yargı yerlerinde çözümlenmesi gerekeceği dikkate alındığında, Ankara 3. İdare Mahkemesince, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, Van İdare Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, dosyanın davanın görev yönünden reddine karar verilmek üzere Ankara 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyoruz.