7. Ceza Dairesi 2025/2356 E. , 2025/6574 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/892 E., 2025/23 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğ…
**7. Ceza Dairesi 2025/2356 E. , 2025/6574 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/892 E., 2025/23 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bodrum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/203 Esas, 2024/28 Karar sayılı kararı ile sanığın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110/4. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52, 58, 63. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis ve 16.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/892 Esas, 2025/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri I. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Husumetli tanık ...'in beyanları esas alınarak karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, yargılama makamının Aristo mantığı ile hareket ettiğine, o dönemde Türkiye genelinde birçok orman yangını mevcut olduğuna, sanığın da o tarihlerde telefonundan orman yangını haberlerini takip etmesinin sorumluluk sahibi her bireyin yapması gereken bir davranış olduğuna, sanığın orman yangını haberlerini izlediğine göre yangın çıkardığı şeklindeki mantıkla hüküm kurulmasının akla ve mantığa aykırı olduğuna, kamera inceleme tutanağında sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin bir görüntü bulunmadığına, tanık beyanı ile kamera inceleme tutanağı arasında çelişki mevcut olduğuna, bu nedenle kamera inceleme tutanağının hükme elverişli olmadığına, sanık aleyhine istinaf başvurusunun masumiyet karinesi ve eşitlik ilkesine aykırı olduğuna, sanık hakkındaki iddianın haksız ve asılsız olduğuna, olay esnasında aracın sürücü koltuğunda oturan sanığın bu eylemi gerçekleştirmesi için sağ kolunu kullanması gerektiği ancak sanığın sağ kolundan fizik tedavi gördüğüne ve bu tedaviye ilişkin evrakların celp edilmediğine, sanığın sağ tarafında ... oturmakta olup sağ pencereden torpil atmasının imkansız olduğuna, sanığın sağ kolu ile aracın sol penceresinden sağda bulunan orman alanına torpil atmasının uzuvları sağlıklı bir insan için dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, yangın çıkış sebebi belirlenmeden mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine, raporda olay yerinden elde edilen parçaların aynı bütüne ait parçalar olmadığının tespit edildiğine, somut delil bulunmadığına, ölçülülük ilkesi ve hakkaniyet gereği sanığın tahliyesi gerektiğine ve sanığın beraatine karar verilmesinin talep edildiğine ilişkindir. II. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Uygulama imkanı olmayan olası kast hükümleri uygulanarak eksik ceza tayin edildiğine, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bodrum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E 6831 sayılı Kanun'un 110/4. maddesine muhalefet ettiği iddiası ile hakkında açılan kamu davasında, sanığın atılı suçu olası kastla işlediğinden bahisle cezalandırılmasına ilişkin Bodrum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin hükmün temyizi üzerine heyetimizce yapılan inceleme neticesindeki sayın çoğunluğun temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına dair görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki; olası kast ile doğrudan kast arasındaki fark Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/12-189 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararında "Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir." şeklinde ifade edilmiştir. Neticenin gerçekleşmesinin mutlak olması karşısında, artık olası kasttan bahsedileyemecektir. Bu nedenle, temyiz incelemesine konu dosyada, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve uygulamasına göre, sanığın sevk ve idaresindeki araç ile seyrederken Güllük bağlantı yolu kavşağına geldiğinde ani bir şekilde yavaşladığı, araçta bulunan tanık beyanları ve kamera inceleme tutanağından anlaşılacağı üzere sanığın araç içinden fitilini ateşlediği patlayıcı maddeyi yangının başladığı yol kenarındaki otluk alana fırlatıp yoluna devam ettiği ve sanığın olay yerinden ayrılmasından 1 dakika 30 saniye sonra ateş parlaması başladığı gerekçesiyle sanığın olası kastla hareket ettiğinin kabulü ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 14.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda yangının ziraat arazisinde başladığı ve güney istikametindeki bölmelere rüzgârın da etkisiyle yayıldığının belirtilmesi karşısında, mahallinde yapılacak keşif sonucu yangın başlangıç noktası ile yanan orman alanı arasındaki mesafenin net olarak tespiti ile sonucuna göre mesafenin yakınlık durumunun tespiti halinde, sanığın hareketiyle hedeflediği doğrudan neticenin mutlak sonucu olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tespiti ile sanığın hukukî durumunun ve eyleminin vasıflandırılması gerektiğinden dosyanın eksik soruşturma nedeniyle bozulması gerektiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 07.05.2025