(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2006/4943 E. , 2006/8265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davalılardan ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Kadastro sırasında 118 ada 8 parsel sayılı 11684.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıla
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2006/4943 E. , 2006/8265 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davalılardan ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Kadastro sırasında 118 ada 8 parsel sayılı 11684.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar murisi ... ... adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı ... ve müşterekleri vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece kadastro tesbitinin iptaline, tesbitin 1271 doğumlu ... mirasçıları adına payları oranında yapılmasına tescil ile ilgili talep yönünden genel mahkemelerde değerlendirilmesi gerektiğinden reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz vergi kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak ... ... adına tesbit edilmiş, davacılar taşınmazın ortak miras bırakan ...’den kaldığını ve miras payları bulunduğunu ileri sürerek dava açmışlardır. Davalılardan ... vekili taşınmazın, ...’den değil, müvekkilinin miras bırakanı babaannesi ...’dan kaldığını ve tesbitin doğru olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın ortak miras bırakan 1930 yılında ölen ...’den mi yoksa ... kızı ...’dan mı kaldığı, ...’den intikal etmesi halinde mirasçılar arasında terekesinin taksim edilip edilmediği yönlerinde toplanmaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın ...’dan kaldığını bildiğini ...’den kaldığı konusunda bir bilgisinin olmadığını bildirmesine karşın tanık ... aksine taşınmazın miras bırakan ...’den kaldığını ve zaman zaman mirasçılarının kullandıklarını söylemiştir. Tutanak bilirkişilerinin dinlenmesi yolunada gidilmemiştir. Ayrıca tesbit sırasında nazara alınan 28 tahrir nolu vergi kaydının uygulaması ile ilgili yerel bilirkişi sözleride soyut içerikli olup uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Vergi kayıtları mülkiyet belgesi olmadığından, taşınmazın vergide ... veresesinden ... vs. adına tesis edilmiş olması, tek başına taşınmazın ...’dan kaldığının kabulü için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tesbit bilirkişileri vede taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak tutanakta geçen 1938 tarih 28 tahrir nolu vergi kaydının yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılarak taşınmaza uyup uymadığı kesin olarak saptanmalı, yerel bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanık bilgisine başvurulmalı, komşu 9 nolu parselin tesbitine esas alınan 1938 tarih 24 ila 27 tahrir nolu vergi kayıtlarının taşınmaz yönü olan güney sınırlarının ... vereseleri okuması uygulamada göz önünde bulundurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın 1930 yılında ölen ortak miras bırakan Musa oğlu ...’den mi yoksa ...’in kızı ...’dan mı kaldığı, ...’den intikal etmesi halinde ölümünden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, edilmişse hangi tarihte taksim edildiği her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiği, dava konusu taşınmazın kime isabet ettiği, yine dava konusu taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesine çalışılmalı, taşınmazda davalıların babası ... ...’in ...’in ölümünden itibaren tesbit tarihine kadar zilyet bulunması ve bu duruma diğer mirasçıların sessiz kalıp çekişme yaratmamalarının taksimin karinesi sayılması gerektiği ilkesi de göz önünde bulundurulmalı, taksimin olmaması durumunda mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceği düşünülmeli, yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamayı ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, Kabule göre de; düzenli sicil oluşturmakla görevli kadastro hakiminin davaya konu edilen taşınmazın paydaş ve pay oranlarıda belirtilerek kimler adına tesciline karar verildiğini hüküm yerinde göstermesi gerekirken bu yön göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere infazda duraksama yaratacak biçimde karar verilmiş olmasıda doğru değildir. Davalılardan ... vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 9.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.