T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/933 KARAR NO : 2025/1704 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 (Karar) NUMARASI : 2022/96 Esas, 2024/174 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen …
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/933 KARAR NO : 2025/1704 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 (Karar) NUMARASI : 2022/96 Esas, 2024/174 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili NİN (...) ... Day.Tük. Mal.Mob.İnş.Taah.Gıda Mad.ve Pet.Ür. İth.İhr.San.ve Tic.Ltd.Şti. yetkilisi olan ... hakkında T.C. ... Üniversitesi ... Tıp Merkezi ... Araştırma Hastaneleri Başhekimliğinin 14.11.2006 tarih ve ...sayılı raporu doğrultusunda Oltu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/. Esas 2007... Karar sayılı İlamı ile vasi olarak atandığını, son olarak 01.07.2020 tarihinden itibaren şirket yetkilisinin kısıtlılık halinin 2 yıl daha uzatılmasına karar verildiğini, Erzurum ...İcra Müdürlüğü'nün 2017/...Esas sayılı dosyası ile Kısıtlı ...'ın yetkilisi olduğu firma ile müvekkili ... aleyhine icra takibi yapıldığını ve Oltu İcra Müdürlüğü'nün 2017/... talimat sayılı dosyası ile satış yapıldığını, yapılan ihaleye ilişkin açmış oldukları ihalenin feshi davasının Oltu İcra Hukuk Mah.'nin 2016/... Esas, 2019/.. Karar sayılı İlamı ile reddedildiğini ve taraflarınca istinaf edilen dosyada Erzurum Bölge Adliyesi 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/...-2021/...Karar sayılı ilamı ile istinaf taleplerinin de reddedildiğini ve söz konusu kararın temyiz edildiğini, akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanların başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemlerin geçersiz olduğunu, ... Day.Tük.Mal... Ltd.Şti. kendiliğinden kurulmadığına göre kısıtlı biri tarafından kurulan şirketin zaten başından hukuken ölü doğduğunu, söz konusu şirketin hukuki hükmü olmadığı gibi vasinin de mahkeme kararı olmadan borçlandırıcı işlemler yapmasının hükümsüz olduğunu, bankanın basiretsizliği veya menfaati gereği hem vasi ...'ı hem de aileyi maddi ve manen büyük sıkıntılara soktuğunu, huzursuzluğa ve sefalete sevk ettiğini beyanla davanın kabulü ile Erzurum ... İcra Müdürlüğünün dosyasında yapılan takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptali ve ipoteğin fek'kine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın, ... Dayanıklı Tüketim Malları Taah. Gıda Mad. Pet. Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd.şti. yetkilisi olarak noter onaylı şirket kuruluş ana sözleşmesi ve süresiz münferit imza selahiyetinin tescil edildiğine dair ticaret sicil müdürlüğünün gazete mahiyetinde belgesi ile noter onaylı imza sirkülerini ibraz ederek müvekkili bankadan kredi kullandığını, davacı ... Dayanıklı Tüketim Malları Taah. Gıda Mad. Pet. Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd.Şti. ile müvekkili banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca; ... Dayanıklı Tüketim Malları Taah. Gıda Mad. Pet. Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd.Şti. Onb ... A.Ş. den nakdi/g.nakdi kredi kullandırıldığını, ...'ın kredi kullanırken; noter onaylı şirket kuruluş ana sözleşmesi ve şirket müdürü ...’IN süresiz münferit imza selahiyetinin tescil edildiğine dair Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün Gazete Mahiyetinde Belgesi, Noter Onaylı İmza Sirkülerini müvekkili bankaya ibraz ettiğini ve ... Dayanıklı Tüketim Malları Taah. Gıda Mad. Pet. Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd.Şti. yetkilisi olarak aynı zamanda Müşterek Borçlu / Müteselsil Kefil sıfatıyla Genel Kredi Sözleşmelerini imzalandığını, ...’ın vasisi olduğunu iddia eden babası ...'ın müşterek borçlu / müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzaladığını ve kendi taşınmazları üzerine ipotek tesis ettirerek kredilere teminat gösterdiğini, diğer davacı ...’ın babası ...'ın müşterek borçlu / müteselsil kefil sıfatıyla Genel Kredi Sözleşmesini imzaladığını ve ... Dayanıklı Tüketim Malları Taah. Gıda Mad. Pet. Ür. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. firmasının müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredilere karşılık adına kayıtlı üç taşınmazı teminat gösterdiğini ve taşınmazlar üzerine banka lehine ipotek tesis ettirdiğini, davacılar tarafından kat ihtarnamesine karşı süresinde itirazda bulunulmadığını ve menfaatlerine ters düşünceye kadar dava konusu iddialarda bulunmadıklarını, davacılar aleyhine açılan ipoteğin paraya çevirilmesi yolu ile icra takibine konu taşınmazların satış aşamasına kadar dava konusu iddiaların ileri sürülmemesinin kötü niyetin göstergesi olduğunu, daha önce açılan ihalenin feshi, ipoteğin kaldırılması, takibin iptali davalarının hepsinde mahkemece davanın reddine karar verildiğini, açılan menfi tespit davasının da icra dosyasını sürüncemede bırakmak maksadıyla mesnetsiz olarak açıldığını beyanla davanın reddine, davanın haksız ve davacının kötüniyetli olması nedeniyle alacağın % 40 ından az olmamak üzere davacılar aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 18.03.2024 tarihli hükümle; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; davacı ...'ın diğer davacı şirket yetkilisi ...'ın kısıtlanması sonrasında vasi olarak tayin edildiğini, davalı bankadan kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, bu kredi borcunun bir kısmının KGF tarafından ödendiğini, başlatılan icra takibi sonucunda taşınmazlarında bulunan ipotekler nedeniyle gayrimenkullerin satışının talep edildiğini, davacı şirket yetkilisinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlandığını, bu haliyle şirketin ölü doğduğunu, yapılan ipotek işlemlerinin de geçersiz olduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacılardan ... Limited Şirketi ile davalı arasında 14/01/2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup; bu sözleşmeyi şirket yetkilisi kısıtlı ... ile ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış, aynı zamanda ... Oltu ilçesi, Cumhuriyet mahallesi, ... ada, .. parselde bulunan .... numaralı bağımsız bölüm, ... numaralı bağımsız bölüm ve ... numaralı bağımsız bölüm üzerinde banka lehine ipotek tesis etmiştir. Yine davacı şirket ile ... ... arasında 22/01/2015 tarihli 1.064,375 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve şirket yetkilisi ... ile ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalamışlardır. Davacı şirket ile ... ... arasında imzalanan 04/11/2014 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini de şirket yetkilisi ... ile ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Şirket adına kayıtlı Erzurum ili, ... ilçesi, ....mahallesinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine alacaklı banka lehine ipotek tesis edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen belgelere göre davacı şirket yetkilisi ...'ın Oltu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/.. esas, 2007/.. karar sayılı ve 02/02/2007 tarihli kararı ile TMK'nun 405/1 maddesi uyarınca kısıtlanmasına, kısıtlıya babası olan ...'ın vasi olarak tayin edilmesine, kısıtlılık kararının 18/05/2020 tarihinden itibaren 2 yıl daha uzatılmasına karar verildiği görülmüştür. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2020/383 Esas ve 2020/4928 karar sayılı kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/6943 esas ve 2017/3181 karar sayılı kararında aynen ''TMK'nun 15.maddesine göre “ Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. ”Görüldüğü gibi kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemleri hükümsüzdür. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri TMK. 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesidir. Buna göre “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. TMK. 2.maddesi çerçevesinde 15.maddenin değerlendirilmesine geçmeden önce aynı yasanın 1/1.maddesi uyarınca anılan hükmün getirilmesindeki asıl gayenin ne olduğunun açıklanmasında fayda görülmektedir. Kanun tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yapmak, üçüncü kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı, normal zekalı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürerek hakkın kötüye kullanılması olacaktır ki, kanun bunu himaye etmez. 09.03.1955 gün 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği gibi mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idi ise, ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir. Somut olayda davacılar murisinin sözleşmenin imzalandığı tarihte fiil ehliyetine sahip değildir. Buna karşın ülkemizde tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadıkları banka kredisinden yararlanmış, aldığı tüketici kredisini kullanmak suretiyle bir menfaat elde etmiştir. Davacı bankanın ödeme talebine kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen murisin borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğidir. Tam ehliyetsizlere ilişkin TMK. 15.maddesi hükmüne getirilen ikinci sınırlama BK.nun 54.maddesi hükmüdür. Belirtilen yasa hükmüne göre “Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder.” BK.nun 98/2.maddesi yollamasıyla akte aykırılık hallerinde de uygulaması mümkün olan BK.nun 54/1 maddesi uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile doğan zarardan sorumludur. Öte yandan TMK.452/2.maddesinde; “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı” öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bütün bu açıklamalar yanında TBK.nun 77/82. maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira sebepsiz zenginleşme hükümleri gözetildiğinde, zenginleşenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir.'' denilmektedir. Davacılar, davacı şirket yetkilisi olan ...'ın kısıtlandığını, babası ...'ın vasi olarak tayin edildiği, imzalanan kredi sözleşmelerinin tarihlerinde şirket yetkilisinin hukuki işlem yetkisinin bulunmadığını belirterek sözleşmeler gereğince borçlu olmadıklarının tespitine ve bu sözleşmeler gereğince tespit edilen ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep etmektedirler. Davacı ... Limited Şirketinin 19/08/2014 tarihinde kurulduğu, ...'ın süresiz olarak imza yetkisi ile şirket müdürü olarak tayin edildiği ve tek ortağının ... olduğu, şirketin kuruluşundan itibaren tüm resmi işlemleri şirket müdürü olan ... tarafından yerine getirildiği, şirket tarafından edinilen Oltu ilçesi, ... mahallesinde bulunan ... ada ...parsel sayılı taşınmazın tapuya kayıt ve tescil edildiği, bu taşınmaz üzerinde 22/01/2015 tarihinde davalı bankadan kullanılan kredi nedeniyle KGF ile imzalanan sözleşme nedeniyle KGF lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yine davacı şirket yetkilisi olan ...'ın kısıtlı olmasına rağmen davalı ... ... ile kısıtlı olduğu tarihlerde kredi genel sözleşmeleri imzaladığı, şirket adına edinilen taşınmazı tapuya kayıt ve tescilini sağladığı, bu taşınmaz üzerine imzalanan kredi genel sözleşmelerinden dolayı KGF lehine ipotek tesis ettirdiği görülmektedir. Davacılardan ... ise davacı şirket yetkilisi olan oğlu ...'ın kısıtlı olduğunu bildiği halde davalı ve dava dışı bankalar ile genel kredi sözleşmelerine oğlu ile birlikte müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza atmış olup; aynı zamanda kendisine ait taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettirmiştir. Davacı şirketin kısıtlı ... tarafından kurulduğu, şirketin kuruluş tarihinde tek ortağı olan ...'ın kısıtlı olduğu, şirket adına yetkilisi olan kişi tarafından taşınmaz edinildiği, yine şirket adına imzalanan genel kredi sözleşmelerini şirket yetkilisinin imzaladığı ve şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirildiği, diğer davacı ...'ın ise oğlu olan ...'ın kısıtlı olduğunu ve bu kişiye kendisinin vasi olarak tayin edildiğini bilmesine rağmen, imzalanan genel kredi sözleşmelerinin tamamına müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, kendisi adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine ipotek tesis ettirdiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kısıtlı olan şirket yetkilisinin kısıtlılık kararına uygun olmayacak şekilde işlemler gerçekleştirdiği, bu şekilde aktif mal varlığını artıracak nitelikte işlemler tesis ettirdiği, davacı vasisi ...'ın da bu işlemlere iştirak ettiği sonucuna varılmaktadır. Yapılan tüm bu işlemler esnasında ...'ın kısıtlı olduğu ve hukuki fiil ehliyetinin bulunmadığı bilinmesine rağmen işlemlerin tesis edilmesi sonrasında davalı tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borcun tahsilinin istenmesi nedeniyle hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığının ileri sürülmesi davacıların kötü niyetini göstermektedir. Zira; dava konusu edilen borcun doğumuna kadar şirket kurulması, taşınmaz edinilmesi, taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi, genel kredi sözleşmesi imzalanması gibi resmi işlemleri gerçekleştiren davacıların daha sonra bu işlemler nedeniyle ortaya çıkan borcun geçerli olmadığını beyan etmeleri davacıların iyi niyetli olmadığı sonucunu doğurmaktadır. Kaldı ki; dava dilekçesinde davacılar toplam borç tutarının 655.000,00 TL kalmasına rağmen talep edilen tutarın daha fazla olduğunu beyan etmeleri göz önünde bulundurulduğunda davacıların esas itibariyle ortaya çıkan borcun bir kısmını ödedikleri anlaşılmaktadır. Hukuki fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığı ileri sürülen borcun bir kısmının ödenmesi de bu haliyle çelişkilidir. Davacılar tarafından gerek işbu dosya davalısı ... ... A.Ş gerekse dava dışı Türkiye ... A.Ş imzalanan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle ... Fonu ile imzaladıkları kefalet sözleşmelerinden dolayı yine borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takipler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine yönelik aynı iddialar ile mahkememizin 2023/... esas sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olup; mahkememizce yapılan yargılama neticesinde işbu dosyadaki gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen emsal yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere davacıların faydalandıkları genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesine yönelik taleplerinde kötü niyetli oldukları, hakkaniyet sorumluluğu gereğince bu borçtan sorumlu bulundukları, yine sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda sorumluluklarının devam ettiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında dava dilekçesi, safahatlardaki beyanları ile dosya içerisinde bulunan belge ve bilgilere aykırı eksik inceleme neticesinde karar verdiğini, müvekkili şirketin kısıtlı biri tarafından kurulan şirket olduğunu ve başından hukuken ölü doğduğunu, söz konusu şirketi hükmü hukukisi olmadığı gibi vasinin de mahkeme kararı olmadan borçlandırıcı işlemler yapmasının hükümsüz olduğunu, hukuken geçersiz olduğu aşikar olan bir sözleşme dolayısıyla verilen ipotek ve düzenlenen ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, KGF'nin kendi alacağı için başlattığı icra takibi ile ... ada ..parsel sayılı taşınmazı satışa hazırlık yaptığını görmezden gelerek gayrımenkullerin cebri icra yoluyla satışını satışını yaparak haksız kazanç elde ettiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davacı şirket yetkilisi olan dava dışı ...'ın şirket namına davalıyla yaptığı sözleşmenin adı geçen yetkilinin TMK 429. maddesi hükmünce kısıtlanmış olmasından kaynaklı olarak şirket yetkilisinin borçlandırıcı işlem yapamayacağı iddiasıyla baştan itibaren geçersiz olan sözleşme nedeniyle davacı şirket ve şirket lehine ipotek veren diğer davacı ... yönünden Erzurum İcra Müdürlüğü 2025/... esas (kapatılan Erzurum .... İcra Müdürlüğü 2017/...Esas) sayılı dosyası kapsamında yürütülen takibe ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar tarafından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) 01.01.2018 tarihli ...sayılı Resmi Gazetede 2017/... nolu ... Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararının 3. Maddesinin 1. Fıkrasında; Temerrüt sonrası takip süreci kredi verenlerce yürütüleceği yine aynı maddenin 5. fıkrasında ise temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği teminat tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi verenle kurum arasında sağlanan kefalet oranında paylaşılacağı" düzenlenmiştir. 2-) ... Fonu A.Ş., TTK'na göre kurulmuş bir anonim şirkettir. Teminat yetersizliği nedeniyle kredi imkanlarından yeterince yararlanamayan küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ'ler) müteselsil kefil olmak üzere, onların krediye erişimini sağlamaktadır. KOBİ, ... Fonu A.Ş.'nin kefaleti ile kullandığı krediyi bankaya ödemediğinde, banka ... Fonu A.Ş.'den tazmin talebinde bulunur ve ... Fonu A.Ş. kefaletten doğan sorumluluğunu bankaya karşı yerine getirmek suretiyle, kefil olduğu tutarı bankaya ödedikten sonra, tazmin edilen tutar kredi veren banka tarafından tahsil edilecek ve takipten para tahsil edilince kuruma aktarılacaktır. (bknz. Yargıtay 12. H.D. 2020/2740 E. 2021/298 K. Sayılı ilamı) Bu nedenle alacaklı bankanın Erzurum İcra Müdürlüğü 2025/... sayılı dosya nezdinde (kapatılan Erzurum ... İcra Müdürlüğü 2017/...Esas) ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Öte yandan davacı şirket adına yapılan kefalet bedeli ödemesi yönünden dava dışı KGF tarafından 2017/...Esas sayılı dosyanın açılmasından sonra Erzurum ... İcra Dairesi 2017/... Esas sayılı icra dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip talebinde bulunulduğu, huzurdaki dava yönünden Erzurum İcra Müdürlüğü 2025/... sayılı dosya nezdinde (kapatılan Erzurum ... İcra Müdürlüğü 2017/...Esas) davalı banka tarafından kredi veren sıfatıyla borcun tamamı üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte hukuka aykırılık görülmediğinden davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 3-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TMK’nın 15. maddesinde, “Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz” düzenlemesinin yer aldığı ancak bu kuralın istisnalarından birinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesi olduğu, somut olayda dava konusu iptali istenilen sözleşme yanında şirketin kuruluşundan bu yana tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davacı şirketin (yetkilisi ...'ın) keza şirket yetkilisinin babası olan ve kredi temini için ipotek işlemi gerçekleştirilen diğer davacı ...'ın, borcun ifası istendiğinde şirket yetkilisinin ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınmasının hakkın kötüye kullanılmasının bir örneğini teşkil ettiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince esasa yönelik verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.