Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4719 E. , 2024/6850 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/4719 Karar No : 2024/6850 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- Kendisine asaleten, kardeşi ...'e vesayeten ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4719 E. , 2024/6850 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/4719 Karar No : 2024/6850 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- Kendisine asaleten, kardeşi ...'e vesayeten ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 14/12/2023 tarih ve E:2020/5935 K:2023/8315 sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; ...'in, Samsun ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, ... tarihinde polis memuru olan arkadaşının silahlı saldırısı sonucu yaralandığından bahisle, zararlarının tazmini istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 900.000,00 TL (miktar artırımı ile 1.245.346,73 TL) maddi, 250.000,00 TL manevi, babası ... için 50.000,00 TL, annesi ... için 50.000,00 TL, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 20/02/2015 tarih ve E:2010/4625, K:2015/629 sayılı kısmen gerekçeli onama, kısmen bozma kararı üzerine bozmaya ilişkin kısma uyularak, davacılar tarafından 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte olmaması nedeniyle işlemin incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının kabulüne, 1.245.346,73 TL maddi tazminatın davacı ...'e ödenmesine, manevi tazminat istemi yönünden ... için 100.000,00 TL, anne ... için 25.000,00 TL, baba ... için 25.000,00 TL, kardeş ... için 10.000,00 TL, kardeş ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin kısmın reddine, hükmedilen tazminat miktarlarının idareye başvuru tarihi olan 07/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davalı idare tarafından İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına, davacılar tarafından ise manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı ile dava konusu işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının onanmasına, davacılardan ...'in vefat etmesi üzerine mirasçılarının davaya devam edeceği bildirildiğinden, Mahkemece yeniden yapılacak yargılamada bu hususun dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca ... yönünden bozulmasına, davacı ...'in maddi tazminat istemi yönünden ise tazminat hesabının yeniden yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından; manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulü gerektiği, reddedilen manevi tazminatlar yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, ödenen miktarların tazminattan mahsup edilmesi gerektiği, manevi tazminatın yüksek olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacılar tarafından, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemlerinin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Karar düzeltme istemine konu kararın İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmının bozulmasına yönelik kısmı dışındaki kısımlarının incelenmesi: Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, taraflarca yapılan kararın düzeltilmesi istemlerinin İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmının bozulmasına yönelik kısım dışındaki kısımlar yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. B) Karar düzeltme istemine konu kararın İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmının bozulmasına yönelik kısmının incelenmesi: Davalı idarenin kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 14/12/2023 tarih ve E:2020/5935, K:2023/8315 sayılı kararının davacılardan ...'in maddi tazminat istemine ilişkin kısmı kaldırılarak, bu kısma ilişkin olarak temyiz istemi yeniden incelendi; İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1-Gelir Kaybı Yönünden: Tazminatın amacı, uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla, hesaplanacak tazminatın azami miktarı, gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan, dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple, aktüerya yönden tazminat hesaplanması gereken davalarda genel itibarıyla bilirkişinin görüşünün alınması zorunlu bulunmaktadır. Temyize konu İdare Mahkemesi kararına esas alınan 09/03/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; PMF yaşam tablosunun esas alındığı, ayrıca aktif dönemde davacının çalışmaya devam etseydi alacağı görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki farktan, pasif dönemde ise emekli aylıkları ile vazife malulü aylıkları arasındaki farktan vazife malullüğü aylığı ile adi malullük aylığı arasındaki farkın yarar olarak kabul edilip düşüldüğü ve mükerrer tenzilata neden olunduğu, bu itibarla bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir. Her ne kadar anılan bilirkişi raporunda yer verilen ve yukarıda isabetsiz bulunduğu belirtilen hususlar, daha önce Dairemizce kabul edilen esaslara uygun bulunmakta ise de, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan ilke kararı gereğince bahse konu uygulamadan dönülmüştür. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38). Bu itibarla, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca dava konusu olay nedeniyle davacıya ödenecek gelir kaybına ilişkin maddi tazminatın, aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Kamu görevlilerine, vazife malullüğüne sebep olan olaydan dolayı prim ödemek suretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak bağlanan vazife malullüğü aylığının, adi malullük aylığını aşan, bir başka ifade ile adi malullük aylığına yapılan zamma ilişkin kısmının, vazife malullüğüne sebep olan olay nedeniyle sağlanan yarar olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu zam, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden yarar kabul edilip hesaplanan zarardan indirim yapılacak bir kalem değildir. Aksine bir yaklaşım, vazife malullüğüne sebep olan olaydan dolayı kamu görevlilerine/hak sahiplerine bağlanan vazife malullüğü aylığının idarenin bir lütfu, kamu görevlileri/hak sahipleri yönünden ise gerçekleşmesi istenilen ve beklenilen bir olay olduğu sonucunu ortaya çıkarır. Bu sonucun hayatın olağan akışına uygun olmadığı ise açıktır. Diğer taraftan, davacının muhtemel ömrünün ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, davacının gelir kaybı nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zarar, aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır. Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, Mahkemece verilecek ara kararı tarihi itibarıyla davacının emsali kamu görevlisinin almakta olduğu görev aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün davalı idareden istenilmesi, yine aynı tarih itibarıyla davacının almakta olduğu vazife malullüğü aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün Sosyal Güvenlik Kurumundan istenilmesi, gelen cevaplara göre görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın, davacının aktif dönemde işlemiş dönem zararı olduğu kabul edilmelidir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan döneme ilişkin zararı ifade etmektedir. Bu dönemde davacının zararı, emsalinin almış olduğu görev aylıkları ile bu dönem içerisinde de almaya devam ettiği vazife malullüğü aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, her iki aylıkta meydana gelen artışlar ile zararın peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemdeki zarar, Mahkemece ara kararının verildiği tarih itibarıyla davacı yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığının tutarı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak gelen cevaba göre, emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, davacı kamu görevlisi olduğundan, geliri maaş katsayısına bağlı olarak belirli dönemlerde artmaktadır. Zararın tespitinde, yeniden düzenlenecek rapor tarihine kadar, gelirde meydana gelen artışların da dikkate alınması gerekir. Başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında maaşında bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni maaşa göre hesaplama yapılmalıdır. Öte yandan, davacıya ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılarak şayet ödenmiş ise olay nedeniyle sağlanan yarar olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihinde yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenecek değerlerinin düşülmesi gerekmektedir. Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının gelir kaybından kaynaklanan maddi zararlarının bilirkişi marifetiyle hesaplanması suretiyle bu konuda yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. 2-Bakıcı Gideri Yönünden: 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 77. maddesinde, "Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir. ... Birinci fıkra kapsamında bulunanlardan, başkasının yardım ve desteği olmadan yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak derecede malul olanlara, 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilmiş olan otuz günlük asgari ücretin net tutarının iki katı, aylıklarıyla birlikte ayrıca ödenir." hükmü bulunmaktadır. Anılan hüküm uyarınca öncelikle, davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında bakıcı ücreti bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerekmekte olup bakıcı ücreti ödenmekte ise davacının bakıcı gideri zararı bulunmayacağından bakıcı gideri hesabı yapılmayacağı sonucuna varılmaktadır. Ancak, bakıcı ücreti ödemesi yapılmıyorsa aşağıda belirtilen hususlara göre bakıcı giderinin hesaplanması gerekmektedir. Buna göre; bakıcı gideri olarak ödenecek tazminatın toplu olarak ödenmesine karar verilen durumlarda, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine bir sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatlar geri istenebilmektedir. Bu türden bir soruna yer verilmemesi açısından, bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat hesabının, Bölge İdare Mahkemesince, aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılması gerekmektedir. - Bakımı üstlenilen kişinin hayatta olduğu belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması, - Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması, - Bakımı üstlenilen kişinin bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması, - Anılan kriterler dikkate alınarak, olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için bakıcı gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu tutarının yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi ve bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, - Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, davalı idarece re'sen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davacı ... için hesaplanacak bakıcı giderine ilişkin tazminat tutarının, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, davacılar tarafından ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı sadece reddedilen manevi tazminat yönünden temyiz başvurusunda bulunulduğu, maddi tazminat yönünden temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşılmakta olup aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince davacı ... için yeniden hesaplanacak maddi tazminatın İdare Mahkemesince hükmedilen 1.245.346,73 TL'yi geçemeyeceği de açıktır. Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek olan kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların karar düzeltme isteminin REDDİNE, 2. Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 3. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.