(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/12701 E. , 2008/14014 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ile müdahil davacı ve davalılardan Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın kad…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/12701 E. , 2008/14014 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ile müdahil davacı ve davalılardan Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın kadastro sırasında tapulama harici bırakıldığını, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini talep etmişlerdir. ... ... ..., davacıların 1998 yılında satış vaadi sözleşmesi ile çekişmeli taşınmazı kendisine satarak zilyetliğini devrettikleri iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli 485 ada 26 ve 28 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ile müdahil davacı ve davalılardan Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1996 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazların yörede 1998 yılında yapılan genel kadastro çalışmasında 1951 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle 3402 Sayılı Yasanın 22/son maddesi gereğince kadastro tespit tutanağı düzenlenmiyerek aktarılmak sureti ile orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, mahkemece yapılan uygulamada yaşlı orman ağaçları ile kaplı eylemli biçimde orman olduğu gibi 1951 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe göre dava açmakla ilgili hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği, davacıların dayandıkları tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uymadığı, bir an için uyduğu kabul edilse dahi kesinleşen orman kadastrosu karşısında hiç bir yasal değerinin bulunmadığı gözönünde tutularak mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişilerin ve müdahilin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı Orman Yönetimi yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.