3. Hukuk Dairesi 2018/6868 E. , 2019/2324 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, süresi içinde davalı ve davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş olup, 5219 ve 5236 sayılı Yasalar ile HUMK'un 428. maddesinde öngörülen duruşma sınırı 01.01.2018 tarihinden itibaren 26.610 TL'ye çıkarılmıştır. Temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının …
**3. Hukuk Dairesi 2018/6868 E. , 2019/2324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, süresi içinde davalı ve davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş olup, 5219 ve 5236 sayılı Yasalar ile HUMK'un 428. maddesinde öngörülen duruşma sınırı 01.01.2018 tarihinden itibaren 26.610 TL'ye çıkarılmıştır. Temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının altındadır. Bu nedenle duruşma isteğinin miktar yönünden reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ... şirketinin, düzenlediği faturalar ile kendisinden hukuka aykırı olarak kayıp-kaçak vs. bedeller adı altında fazladan ücret tahsil ettiğini ileri sürerek bu bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, kayıp-kaçak bedelinin ilgili mevzuat çerçevesinde abonelere yansıtıldığını ve uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davalı ve davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Davacı tarafından, davalıdan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış hizmeti ve sayaç okuma bedellerinin tahsilinin talep edildiği davada, “konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi, yargılama sırasında yürürlüğe giren yasa değişikliğinin bir sonucudur. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. O halde; mahkemece, dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.