T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/188 KARAR NO : 2026/528 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2025 NUMARASI : 2025/849 E.-2025/796 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 15/04/2026 KA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/188 KARAR NO : 2026/528 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2025 NUMARASI : 2025/849 E.-2025/796 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 15/04/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 15/04/2026 Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili; müvekkili ile davalının yöneticisi olduğu dava dışı ... şirketi arasında inşaat yapım işi kapsamında % 50'şer paylı adi ortaklık kurulduğunu, ortakların 22 Haziran 2012 tarihinde yeniden düzenledikleri sözleşmeyle yönettiklerini, ancak ... şirketi yerine getirmesi gereken sermaye ve masraflara katılım gibi birçok yükümlüğünü müvekkilinin defaten ikazına ve taleplerine rağmen yerine getirmediğini, müvekkil şirketin bu yükümlülükleri tek başına yerine getirmek zorunda kaldığını, devam eden süreçte Hakem Heyeti kararı kapsamında, işveren tarafından escrow hesaba yapılan ve taraflarca yarı yarıya paylaşılan ödemenin, kendi hesaplarına geçen kısımlarının, geri ödenmesi konusundaki davalı tarafından yerine getirilmemesi ve müvekkili tarafından bahsi geçen paranın ... adına da ödenmesi nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, davalı tarafa düşen kısmını escrow hesaba ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davalı yöneticinin Türk Ticaret Kanunu kapsamında kusurlu hareketi ile alacaklı durumunda olan müvekkil şirketi doğrudan zarara uğrattığı için sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek; şimdilik 100.000 ABD Dolarının iade tarihi olan 12.10.2018 tarihinden itibaren işlemiş olan ve işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, 30/05/2023 tarihli dilekçesiyle, talebini 5.937.376,425 USD'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili; kesinleşmiş bir icra takibine veya kesinleşmiş bir mahkeme kararına konu bir alacağın bulunmadığını, şirkete ilişkin alacak talep edildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, tahkim şartı kabul edildiğini, şirket yöneticilerinin TTK'nın 553 üncü maddesine göre sorumlu olabilmesi için hileli davranış, zarara uğratma kastı ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmasının şart olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... şirketini yönetirken ana sözleşmeye, yasalara ve iyi niyet kurallarına aykırı hiçbir davranışı bulunmadığını, diğer taraftan TTK'nın 553.madde uyarınca alacaklıların zararının dolaylı zarar niteliğinde olması sebebiyle ancak şirkete verilmesi talebiyle alacak davası açabileceğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece;davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyadaki deliller ile bilirkişi raporlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, davaya konu alacağın davalı şirket yöneticisinin kusurlu ve kötü niyetli davranışları sonucu doğduğunu, tahkim kararı ile sabit olan ve müvekkil tarafından ödenmek zorunda kalınan emanete konu paranın davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle doğrudan zararın oluştuğunu, TTK 553 vd. maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğunun tüm unsurlarıyla gerçekleştiğini, davalının tek yetkili olması nedeniyle şirketin ödeme yapmamasının doğrudan kendi kusurundan kaynaklandığını, ayrıca ilk derece mahkemesince davacıya önce şirket aleyhine başvurma zorunluluğu yüklemesinin hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılması talep etmiştir. Davalı vekili; mahkemece esasa ilişkin karar verildiğini, usulden davanın reddedilmediğini, bu nedenle nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, adi ortaklık adına ödenen paradan adi ortaklığı oluşturan ... şirketinin hissesine düşen miktarın ortağı ve yöneticisi olan davalıdan tahsiline ilişkindir. Mahkemenin 01/11/2023 tarihli; davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairece verilen 14/10/2025 tarihli kararla; "..Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava dilekçesinde, davacı ve davalının ortağı olduğu dava dışı şirket arasında kurulan ortaklık kapsamında, davacı tarafından dava dışı şirket adına ödendiği belirtilen miktarın ödenmemesi neticesinde Türk Ticaret Kanununun 549 ila 553 üncü maddeleri uyarınca davalının yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklanan sorumluluğu olduğu iddiasına dayalı talepte bulunulduğu, mahkemece oluşturulan gerekçede ise, "..davacı tarafından adi ortaklığın diğer ortağı ... şirketinin yöneticisi ve hissedarı olan davalıdan TTK'nin 553 ve devamı maddelerindeki sorumluluk hükümlerine göre dava yoluna da gitmediği, bu açıklamalar ışığında davacının alacağını adi ortaklığı oluşturan ... şirketinden veya TTK'nın 553 ve devamı maddelerine yöneticilerin sorumluluğu hükümlerine göre davalıdan isteyebileceği, bu ilkelere riayet edilmeden adi ortaklık adına dava dışı şirketin payına düşeni ödeyen davacının, adi ortaklığı oluşturan ... şirketinin hissedarı ve yöneticisi olan davalıdan isteyemeyeceği, alacağını ancak adi ortaklığı oluşturan şirketten talep edebileceği" ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Bu itibarla; dava dilekçesinde TTK'nın 553 üncü maddesi kapsamında talepte bulunulmasına karşın, mahkemece oluşturulan gerekçede bu yönde dava yoluna gidilmediğinin belirtilmesinin gerekçenin kendi içerisinde çelişkili olduğunu gösterdiği anlaşılmakla, mahkemece gerekçede çelişki oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle, karar kaldırılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 644. maddesinin yollaması ile 553. maddesinde; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar hükmü düzenlenmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. ( TBK. 620/1 md. ) Adi ortaklıkta, ortakların yapmış oldukları masrafları ve uğradıkları zararları öncelikle ortaklık malvarlığından tahsil ederler. Eğer ortaklık malvarlığı masraf ve zararları karşılamaya yetmiyorsa diğer ortaklara başvurulabilecektir. İstinaf incelemesine konu karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı ortağın yaptığını beyan ettiği ödemeye ilişkin doğrudan dava dışı ortağın temsilcisi olan davalıya karşı talepte bulunamayacağı, adi ortaklık kapsamında yapılan masrafların ortaklık malvarlığı, olmadığı takdirde diğer ortaktan talep edileceği, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, tarafların istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflardan alınması gereken harçlar peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır