T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2026 NUMARASI :... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : Çek İptali (Hasımsız) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 …
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2026 NUMARASI :... Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : Çek İptali (Hasımsız) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ..., Ticari Faaliyetleri Kapsamında ... Nezdinde Çek Defteri Kullanıcısı olduğunu, müvekkil Şirkete Ait Çek Defterinde Yer Alan Belirtilen Çek Seri No: ..., Çek Seri No: ... ve Çek Seri No: ... numaralı 3 Adet Çek Yaprağının şirket zilyetliğinde bulunmaktayken kaybolduğunu, söz konusu çek yaprakları, davacı şirketin işyeri değişikliği süreci esnasında, herhangi bir kusur ya da rıza söz konusu olmaksızın irade dışı şekilde zayi olduğunu, çeklerin kaybolduğunun anlaşılması üzerine, davacı şirket yetkilisi ... tarafından 18.12.2025 tarihinde karakola müracaat edilerek kayıp bildirimi yapıldığını, olay resmi tutanak altına alınmış olduğunu, kaybolan çek yapraklarının henüz tedavüle çıkarılmamış, üçüncü kişilere teslim edilmemiş ve herhangi bir ticari ilişkide kullanılmamış olduğunu, buna rağmen, çeklerin bulunması hâlinde üçüncü kişiler tarafından doldurularak bankaya ibraz edilmesi ve davacı şirketin bilgisi ve iradesi dışında borç altına sokulması riski bulunduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 651. Maddesi uyarınca, bir kıymetli evrakın zayi olması hâlinde, zıya anında hak sahibi olan kişi mahkemeden iptal kararı verilmesini talep edebileceğini, çekler bakımından ise TTK m.757 ve devamı hükümleri uygulandığını, somut olayda; çek yapraklarının zayi olduğunu, davacı şirketin zıya anında çek defterinin ve çek yapraklarının hak sahibi olduğunu, zilyetliğin yeniden kazanılmasının fiilen mümkün olmadığını, çeklerin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilerek tedavüle sokulması ve kötüye kullanılması ihtimali bulunduğunu, bu itibarla, kanunun aradığı iptal koşullarının tamamı gerçekleştiğini, çeklerin henüz doldurulmamış olmasının, iptal talebine engel teşkil etmediğini, zira çek yapraklarının, bankaca basılmış, seri numaraları belli ve tedavüle elverişli kıymetli evrak niteliğinde olduğunu, zayi hâlinde iptal kurumu, özellikle bu tür suistimal risklerinin önlenmesi amacıyla öngörüldüğünden ihtiyati tedbir niteliğinde ilgili çekler hakkında ödemeden men yasağı verilmesini talep ettiklerini, somut olayda ödeme yasağı, iptal talebinin tamamlayıcısı değil, zorunlu bir hukuki koruma aracı olduğunu, zira dava konusu çek yaprakları henüz bulunamamış olup, kimlerin eline geçtiği bilinmediğini, çeklerin; kötüniyetli kişilerce doldurulması, üçüncü kişilere ciro edilmesi, muhatap banka nezdinde ibraz edilmesi, ihtimalleri tamamen somut ve güncel olduğunu, bu durumda, yargılama süresi içerisinde çeklerin ödenmesi hâlinde davacı şirket telafisi imkânsız veya son derece güç zararlara uğrayacağını, çek iptali davalarının doğası gereği, ödeme yasağı konulmadan iptal davasının etkinliği kalmayacağını, bu nedenle, yargılama sonuçlanıncaya kadar, dava konusu çek yaprakları yönünden muhatap ...’na açık ve bağlayıcı şekilde ödeme yasağı konulması zorunlu olduğunu, aksi hâlde; davacı şirketin iki kez ödeme riskiyle karşı karşıya kalması, iptal davasının konusuz kalması, hukuki korumanın etkisiz hâle gelmesinin kaçınılmaz olacağını, bu nedenlerle; davacı ...’ne ait, ... nezdinde bulunan ..., ... ve ... numaralı çek yapraklarının zayi nedeniyle iptaline, yargılama sonuçlanıncaya kadar, anılan çek yaprakları yönünden Halkbankası’na derhal ve ayrıca bir karara gerek olmaksızın ödeme yasağı konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf dava dilekçesinde davacının çek defterinde yer alan 3 adet boş çek yaprağının davacı şirketin iş yeri değişikliği sırasında kaybedildiğini beyan ederek söz konusu kullanılmamış çek yapraklarının iptaline karar verilmesini talep ettiği, dava konusu çek defteri sayfaları TTK'nın 780. maddesinde düzenlenen zorunlu unsurları taşımayan boş çek yaprağıdır. Kambiyo vasfını kazanmayan boş çek yaprakları yönünden davacının yetkili hamil sıfatının bulunamayacağı açıktır. Öte yandan kıymetli evrak niteliğinde olmayan boş çek yaprakları hakkında zayi kararı isteminde davacının herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacının hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 651. maddesi uyarınca zayi halinde iptal talep etme hakkının, zıya anında hak sahibi olan kişiye tanındığını, çekler bakımından ise TTK m.757 ve devamı hükümleri uygulandığını, Kanun koyucu, iptal kurumunu yalnızca tüm unsurları eksiksiz şekilde doldurulmuş ve tedavüle çıkarılmış senetler için öngörmediğini, aksine, kıymetli evrakın zayi olması halinde hak sahibinin korunmasının amaçladığını, somut olayda çek yaprakları, banka tarafından basılmış, seri numaraları belirli, çek defterine kayıtlı ve tedavüle elverişli çekler olduğunu, bu çeklerin davacı şirketin iradesi dışında zayi olduğunun kolluk tutanağı ile sabit olduğunu, çeklerin henüz doldurulmamış olmasının onların hukuki mahiyetini ortadan kaldırmayacağını, zira 6102 sayılı TTK’nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, eksik unsurlu kambiyo senetlerinin sonradan tamamlanmasının da hukuken mümkün olduğunu, aynı ilke çekler bakımından da geçerli olduğunu, yerel mahkeme, Yargıtay’ın 2007 tarihli bir kararına dayanmış ise de, bu karar hem yeni TTK döneminden önceki içtihat yaklaşımına dayanmakta olup, hem de daha sonraki istikrar kazanmış kararlarla aşıldığını, özellikle açık senet düzenlenebilmesi ilkesi karşısında, henüz doldurulmamış bir çek yaprağının kıymetli evrak niteliğinde olmadığı ve bu nedenle iptal edilemeyeceği yönündeki yaklaşımın güncel içtihatlarla bağdaşmadığını, mahkemenin hukuki yarar değerlendirmesinin hatalı olduğunu, HMK m.114 ve 115 uyarınca hukuki yarar dava şartı olup, ancak hukuki yararın varlığı değerlendirilirken somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, çeklerin kötü niyetli kişilerce doldurularak bankaya ibraz edilmesi halinde davacı şirketin bilgisi dışında borç altına sokulması ve iki kez ödeme riskiyle karşı karşıya kalmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, Mahkemenin kabulü doğrultusunda davacıya menfi tespit davası açma yolunun işaret edilmesi ise hukuki korumayı geciktiren ve etkisiz hale getiren bir yaklaşım olduğunu, zayi nedeniyle iptal davasının amacı, tam da bu risk gerçekleşmeden önce hukuki güvenliği sağlamak olduğunu, iptal davasının varlık nedeni, hak sahibini muhtemel suistimale karşı önleyici şekilde korumak olduğunu, somut olayda çek yaprakları banka tarafından basılmış, seri numaraları belirli ve çek defterine kayıtlı olduğunu, bu haliyle tedavüle elverişli nitelikte olduğunu, bu nedenlerle; ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27.01.2026 tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararının kaldırılmasını, davanın esası incelenerek dava konusu ..., ... ve ... seri numaralı çek yapraklarının zayi nedeniyle iptaline karar verilmesini, yargılama sonuçlanıncaya kadar anılan çekler yönünden muhatap bankaya ödeme yasağı konulmasına ilişkin talepleri hakkında değerlendirme yapılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Talep, zayi nedeniyle çek iptali istemine yöneliktir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nun 651 ve TTK 'nun 818/s bendi yollaması ile aynı Kanunun 757 ve devamı maddelerine göre açılacak kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali istemine ilişkin davalarda, dava açma yetkisi hamile ait olup, keşidecinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Diğer yandan, zayi nedeniyle çek iptali davası açılabilmesi için öncelikle TTK'nın 780 ve 781. maddeleri uyarınca yasal unsurlara haiz bir çekin bulunması esastır. Bu unsurlara haiz olmayan bir belgenin kambiyo senedi vasfı taşımaması nedeniyle TTK hükümleri uyarınca zayi nedeniyle iptali istenilemez. TTK'nın 818. maddesinde poliçeye ilişkin hangi hükümlerin çek hakkında da uygulanacağına dair düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenlemede yapılan atıf uyarınca TTK'nın poliçenin iptaline dair 757 ilâ 763. maddeleriyle 764. maddesinin birinci fıkrası hükümlerinin çekin iptalinde de uygulanması zorunludur. Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde; davacı tarafça zayi belgesi istenen çeklerin boş çek koçanları olduğu anlaşılmıştır. TTK hükümlerince boş çek yaprağı henüz doldurulmadığından kambiyo vasfı niteliği taşımamaktadır. Zayi nedeniyle iptali istenilen boş çek yaprakları kıymetli evrak niteliği taşımadığından bu madde kapsamında iptali istenemez. (Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/04/2018 tarihli, 2016/9840 Esas - 2018/2362 Karar sayılı ilamı) Kaldı ki davacı tarafın çek hesaplarının sahibi yani keşideci olduğu, kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali istemine ilişkin davalarda, dava açma yetkisi hamile ait olup, keşidecinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan bu durum karşısında; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgeler uyarınca mahkeme kararının gerekçesinde ve dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2026 tarih,... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.16/04/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.