T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/830 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/275 Esas, 2024/21 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen …
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/830 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/275 Esas, 2024/21 Karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... ....İnş.Taah.Gıda Mad.ve Pet.Ür. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.Şti. yetkilisi olan ...'ın T.C. ... Üniversitesi ...Tıp Merkezi Yakutiye Araştırma Hastaneleri Başhekimliğinin 14.11.2006 tarih ve ... sayılı raporu doğrultusunda ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/.... Esas 2007/.... Karar sayılı İlamı ile kısıtlandığını, diğer davacı ...'ın vasi olarak atandığını, son olarak 01.07.2020 tarihinden itibaren kısıtlılık halinin 2 yıl daha uzatılmasına karar verildiğini, Erzurum ...İcra Müdürlüğü'nün 2017/..., 2017/...Esas sayılı dosyası ile kısıtlı ...'ın yetkilisi olduğu firma ile müvekkili ... aleyhine icra takibi yapıldığını ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Talimat sayılı dosyası ile kıymet takdiri talep edildiğini, davalının 655.000,00 TL asıl alacağı kalmasına rağmen Erzurum...İcra Müdürlüğü'nün 2017/... ve ...Esas sayılı ile talep edilen tutarın bugün itibariyle yaktaşık 6-7 Milyon TL dolayında olduğunu, ödeme emirlerinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin olmadığını, TMK. 9. madde hükmüne göre fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir hükmünün mevcut olduğunu, tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemlerin kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersiz olduğunu, ... ....Tük.Mal... Ltd.Şti. kendiliğinden kurulmadığına göre kısıtlı biri tarafından kurulan şirketin zaten başından beri hukuken ölü doğduğunu, dolayısıyla ... ...Tük.Mal... Ltd.Şti ile ...'ın borçlu olduğunun kabulünün kanunun ruhuna aykırı olduğunu, ... Fonu Erzurum Şubesi'nin kefaleten verdiği krediyi bankanın basiretsizliği veya menfaati gereği hem vasi ...'ı hem de aileyi maddi ve manen büyük sıkıntılara soktuğunu, huzursuzluğa ve sefalete sevk ettiğini, ilgili bankanın ... Fonu'nu da yanılttığını, hukuken geçersiz olduğu aşikâr olan bir sözleşme dolayısıyla verilen ipotek ve düzenlenen ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak ileride telafisi imkânsız sonuçlar doğurmaması amacıyla Erzurum...İcra Müdürlüğü'nün 2017/...-...Esas sayılı dosyasında takibin tedbiren durdurulmasına, devamla haklı davasının kabulü ile Erzurum...İcra Müdürlüğü'nün 2017/...-...Esas sayılı dosyalarında yapılan takipler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile takiplerin iptali ve ipoteğin fek'kine, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın ve davacı tarafın iddialarının tam anlamıyla kötü niyetli olduğunu, davacı ...'ın ...’nın babası olduğunu ve dava sebebiyle öğrendiklerine göre aynı zamanda ...’ın 2007 yılından beri vasisi olduğunu, davacı şirketin 2014 yılında kurulduktan sonra 2015 yılında müvekkili kuruma başvurarak bankalardan kullanacağı kredilere kefalet vermesini talep ettiğini, bu talebin değerlendirildiğini ve 22.01.2015 tarihli kefalet sözleşmesi ve taahhütnamesi imzalandığını, bu sözleşmeye davacı ... ve davacı şirket sahibi ...'ın müteselsil kefil olarak imza attıklarını, aynı gün kefalet sözleşmesi ve taahhütnamesi gereği davacı ... Ltd. Şti., ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 22.01.2015 tarih ve ... yevmiye nolu işlemiyle adına kayıtlı Erzurum İli ... İlçesi ... Mah. ... pafta .... ada ... parseldeki arsasının üzerine müvekkili şirket lehine 1. dereceden 982.500,00 TL miktarlı limit ipoteği koydurduğunu, yine aynı gün kefalet sözleşmesi ve taahhütnamesi gereği davacı vasi ...'ın, ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 22.01.2015 tarih ve ... yevmiye nolu işlemiyle adına kayıtlı Erzurum İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ...parseldeki ... nolu ve .... nolu 2 adet bağımsız bölümleri üzerine müvekkil şirket lehine .... Dereceden 982.500,00 TL miktarlı müşterek limit ipoteği koydurduğunu, davacı şirketin bu kefalet sözleşmesi akabinde ... A.Ş. ve Türkiye ... Katılım A.Ş.den krediler kullandığını, davacının ... A.Ş den kullandığı kredinin geri ödemesini yapmaması üzerine ... A.Ş. 10.05.2017 tarihinde müvekkili kurumdan davacının kredi borcunun kefalet tutarının ödenmesini istediğini, müvekkili kurumca 22.06.2017 tarihinde 655.000,00 TL kefalet tutarının ilgili bankaya ödendiğini, davacı, Türkiye ... Katılım A.Ş den kullandığı kredinin de geri ödemesini yapmaması üzerine ... Katılım A.Ş. 15.04.2016 tarihinde müvekkili kurumdan davacının kredi borcunun kefalet tutarının ödenmesini istediğini, müvekkili kurumca 28.04.2016 tarihinde 41.418,77 TL kefalet tutarını ilgili bankaya ödediğini, akabinde müvekkili kurumca kefalet riskinin nakde dönmesi sebebiyle bu kefalet tutarlarının ödenmesi için davacılara Ankara .... Noterliğinin 20.07.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, davacıların bu ihtarnameye cevap vermemesi ve ödeme yapmaması üzerine Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2017/...esas sayılı dosyasıyla davacılar tarafından ipotek verilen taşınmazlar için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, yine Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2017/... esas sayılı dosyasıyla da davacılar aleyhine bu borçtan dolayı ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu icra takiplerine karşı davacılarca herhangi bir itiraz olmadığını ve takiplerin kesinleştiğini, ipoteklerin satış işlemlerine de halihazırda devam edildiğini, yaşanan süreçten de görüleceği üzere davacı şirketin, dava dışı şirket sahibi ... ve diğer davacı ...'ın hep birlikte hareket ettiklerini beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 15.01.2024 tarihli kararla; "...Davacı şirketin kısıtlı ... tarafından kurulduğu, şirketin kuruluş tarihinde tek ortağı olan ...'ın kısıtlı olduğu, şirket adına yetkilisi olan kişi tarafından taşınmaz edinildiği, yine şirket adına imzalanan genel kredi sözleşmelerini şirket yetkilisinin imzaladığı ve şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirildiği, diğer davacı ...'ın ise oğlu olan ...'ın kısıtlı olduğunu ve bu kişiye kendisinin vasi olarak tayin edildiğini bilmesine rağmen, imzalanan genel kredi sözleşmelerinin tamamına müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, kendisi adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine ipotek tesis ettirdiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kısıtlı olan şirket yetkilisinin kısıtlılık kararına uygun olmayacak şekilde işlemler gerçekleştirdiği, bu şekilde aktif mal varlığını artıracak nitelikte işlemler tesis ettirdiği, davacı vasisi ...'ın da bu işlemlere iştirak ettiği sonucuna varılmaktadır. Yapılan tüm bu işlemler esnasında ...'ın kısıtlı olduğu ve hukuki fiil ehliyetinin bulunmadığı bilinmesine rağmen işlemlerin tesis edilmesi sonrasında davalı tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen borcun tahsilinin istenmesi nedeniyle hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığının ileri sürülmesi davacıların kötü niyetini göstermektedir. Zira; dava konusu edilen borcun doğumuna kadar şirket kurulması, taşınmaz edinilmesi, taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi, genel kredi sözleşmesi imzalanması gibi resmi işlemleri gerçekleştiren davacıların daha sonra bu işlemler nedeniyle ortaya çıkan borcun geçerli olmadığını beyan etmeleri davacıların iyi niyetli olmadığı sonucunu doğurmaktadır. Kaldı ki; dava dilekçesinde davacılar toplam borç tutarının 655.000,00 TL kalmasına rağmen talep edilen tutarın daha fazla olduğunu beyan etmeleri göz önünde bulundurulduğunda davacıların esas itibariyle ortaya çıkan borcun bir kısmını ödedikleri anlaşılmaktadır. Hukuki fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığı ileri sürülen borcun bir kısmının ödenmesi de bu haliyle çelişkilidir. Yukarıda belirtilen emsal yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere davacıların faydalandıkları genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesine yönelik taleplerinde kötü niyetli oldukları, hakkaniyet sorumluluğu gereğince bu borçtan sorumlu bulundukları, yine sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda sorumluluklarının devam ettiği..." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davaları bir miktar paranın ödenmesi talebini içermeyip aksine ödenmemesi gerektiğinin tespiti talebiyle açıldığından ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının açılabilmesi için önce arabulucuya başvuru zorunluluğu olmadığını, söz konusu olayda yetki ve izin alınmadığını, hukuken geçersiz olduğu aşikar olan bir sözleşme dolayısıyla verilen ipotek ve düzenlenen ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılası ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davacı şirket yetkilisi olan dava dışı ...'ın şirket namına davalıyla yaptığı sözleşmenin adı geçen yetkilinin TMK 429. maddesi hükmünce kısıtlanmış olmasından kaynaklı olarak şirket yetkilisinin borçlandırıcı işlem yapamayacağı iddiasıyla baştan itibaren geçersiz olan sözleşme nedeniyle davacı şirket ve şirket lehine ipotek veren diğer davacı ... yönünden Erzurum ... İcra Müdürlüğü 2017/... esas ile Erzurum .... İcra Müdürlüğü 2017/...esas sayılı dosyaları kapsamında yürütülen takiplere ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar tarafından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TMK’nın 15. maddesinde, “Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz” düzenlemesinin yer aldığı ancak bu kuralın istisnalarından birinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesi olduğu, somut olayda dava konusu iptali istenilen sözleşme yanında şirketin kuruluşundan bu yana tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davacı şirketin (yetkilisi ...'ın) keza şirket yetkilisinin babası olan ve kredi temini için ipotek işlemi gerçekleştirilen diğer davacı ...'ın, borcun ifası istendiğinde şirket yetkilisinin ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınmasının hakkın kötüye kullanılmasının bir örneğini teşkil ettiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince esasa yönelik verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 04/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.