Başvuru, Kara Harp Okulundan çıkarılma işlemine karşı açılan davada işlemin tesis edilme sürecinde dahli olan kuruma bilirkişi incelemesi yaptırılması nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Kara Harp Okulundan çıkarılma işlemine karşı açılan davada işlemin tesis edilme sürecinde dahli olan kuruma bilirkişi incelemesi yaptırılması nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 8/2/2018 tarihli yazısı ile görüş bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2011 yılında Askerî Liseden mezun olmuştur. İzmir Asker Hastanesi tarafından yapılan muayenesinde harp okulu öğrenciliğine engel bir hâlinin bulunmadığı tespit edilen başvurucu, Kara Harp Okuluna kabul edilmiştir. Kara Harp Okulu öğrencisi iken psikolojik rahatsızlık nedeniyle başvurucuya 2012 yılı içinde olmak üzere farklı tarihlerde toplam beş buçuk ay izin verilmiştir. Bu istirahat izinleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) tarafından üç uzman tabip imzalı sağlık raporu ile verilmiştir. İzinler sonrasında başvurucu için GATA tarafından organik olmayan psikoz, tanımlanmamış-kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk tanısı konularak askerî öğrenci olamayacağı yönünde 14/11/2012 tarihli rapor düzenlenmiştir. Başvurucunun söz konusu rapora itiraz etmesi üzerine sevk edildiği Beytepe Asker Hastanesi de GATA tarafından düzenlenen raporla aynı içeriğe sahip olan 24/1/2013 tarihli raporu tanzim etmiştir.Bu tespitlerin ardından 5/8/2013 tarihli işlemle başvurucunun Kara Harp Okulu ile ilişiği kesilmiştir. Diğer taraftan başvurucunun kendi imkânlarıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinden aldığı 2/10/2012 tarihli sağlık raporunda "Kişinin herhangi bir psikiyatrik yakınması yoktur." ibaresine yer verilmiştir. Başvurucunun yine kendi imkânlarıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesinden aldığı belgede "Psikotik bozukluk tanısı muayene ve testlerde öngörülmedi." ifadesi yer almaktadır. Başvurucu, ilişik kesme işleminin iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, sağlığının yerinde olduğunu ve psikolojik durumunun tespiti için farklı bir sağlık kurumuna sevki hâlinde psikolojik rahatsızlığının bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürmüştür. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 10/9/2014 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle, işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilebilmesi için başvurucunun okulla ilişiğinin kesilmesine neden olan rahatsızlığın mevcut olup olmadığının, mevcut ise askerî öğrenci olmasına engel teşkil edip etmeyeceğinin tespit edilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Sağlık koşulları yönünden askerî öğrenciliğe elverişli olup olmama konusunda nihai karar merciinin GATA Profesörler Kurulu olduğu ifade edilerek anılan Kuruldan başvurucunun psikolojik durumuna ilişkin sağlık raporu talep edildiği belirtilmiştir. İstem üzerine GATA Profesörler Kurulu tarafından düzenlenen 7/7/2014 tarihli raporda başvurucu için "Kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk (halen rezidüel bulgular mevcut) - askeri öğrenci olamaz." tespiti yapıldığı ifade edilmiş ve buna göre başvurucunun askerî öğrenciliğe devam etmesinin mümkün olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç olarak Mahkeme, GATA raporu uyarınca hukuka uygun olarak tesis edildiği sonucuna vardığı ilişik kesme işlemine yönelik iptal isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucu karar düzeltme isteminde bulunmuş ve dilekçesinde farklı bir sağlık kurumuna sevk edilmesi talebinde bulunduğu hâlde yargılama sürecinde yine GATA'dan sağlık raporu aldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Karar düzeltme istemi Mahkemenin 18/2/2015 tarihli hükmüyle reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 11/3/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 7/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu'nun "Disiplin ve okuldan çıkarılma" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi şöyledir:"Harp okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar;....e) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak sağlık durumları bakımından harp okulu öğrenimine devam imkânı kalmayanlar," 27/9/2001 tarihli ve 24536 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Harp Okulları Yönetmeliği'nin "Mahkeme kararı, sağlık ve başarısızlık nedeniyle okuldan çıkarılma" kenar başlıklı maddesinin (b) bendi şöyledir:"b) Sağlık nedeniyle çıkarılma : Sağlık nedeni ile iki yıldan fazla devre kaybedenler ile sağlık kurulunca verilecek raporlara dayanılarak sağlık durumları bakımından Harp okulu öğrenimine devam olanağı kalmayanların, Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu kararı ile okulla ilişkileri kesilir." 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.'' 1602 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.'' 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsuru, yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanmasıdır (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin maddesinin fıkrasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde hakkaniyete uygun yargılanma hakkını güvence altına aldığını ve mahkeme tarafından dinlenen bir bilirkişinin ise aynı gereksinimleri karşılamasınınzorunlu olmadığını açıkça kaydetmektedir. AİHM; bununla birlikte dava ile gündeme getirilen soruları ele almak için yetkili mahkeme tarafından görevlendirilen bir bilirkişi görüşünün söz konusu mahkemenin davayı değerlendirme biçiminde belirgin bir rol oynayabileceğini, bazı koşullarda bir mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin tarafsız olmamasının adil yargılanma kavramının içindeki silahların eşitliği ilkesini ihlal edebileceğini, özellikle bilirkişinin yeri ve rolü gibi etkenlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca AİHM, uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak görüşü istenen kurumun konumu ve oluşumu nedeniyle başvuranın kaygılanabileceğini ancak önemli olan noktanın bu kaygının objektif olarak kanıtlanabilmesi olduğunu belirtmiştir (Sarıdaş/Türkiye, B. No: 6341/10, 7/7/2015, §§35, 36).