Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm olayı üzerine açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesi ve dava sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm olayı üzerine açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesi ve dava sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların oğlu H.A., askerlik görevini ifa etmek üzere Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığına 24/5/2006 tarihinde teslim olmuştur. Başvuru formu ve eklerine göre başvurucuların oğlu askere alınmadan önce bronşit ve zatürre hastalıklarından ilaç tedavisi görmüştür. H.A. 12/6/2006 tarihinde saat 40 sıralarında yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikâyeti ile Kütahya Asker Hastanesi Acil Servisine kaldırılmıştır. Hasta, burada ilaç tedavisi gördükten sonra taburcu edilmiştir. Başvurucuların oğlu bu tarihten sonra gerek birlik revirinde gerekse Kütahya Asker Hastanesinde birkaç defa daha ayakta tedavi görmüştür. Başvurucuların oğlunun sağlık durumu 27/6/2006 tarihinde ağırlaşmıştır. Bunun üzerine önce Kütayha Asker Hastanesine, oradan da sırasıyla Eskişehir Asker Hastanesine ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen hasta kurtarılamayarak 28/6/2006 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Olay hakkında Birinci Hava Kuvveti Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) tarafından resen bir soruşturma başlatılmıştır. Askerî Savcılık, bu kapsamda gerek kesin ölüm nedeninin gerekse askerî makamların kusurunun tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporları almıştır. Askerî Savcılık daha sonra görevsizlik kararı vermiş, bunun üzerine soruşturmaya Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı devam etmiştir. Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu raporlarını dikkate alarak bazı askerler hakkında kamu davası açmıştır. Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 1/12/2008 tarihli iddianamesinin ilgili kısmı şöyledir:"(...)(...) İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulu’nun (...) 2007 gün ve 2452 karar nolu karar raporundan anlaşıldığı üzere mütevveffanın ölüm nedeninin “pnömoni ve gelişen komplikasyonlar” olarak belirlendiği, müteveffanın ölüm nedenindeki sorumluluk ile ilgili olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun yaptığı incelemede anılan kurumun 2007 gün ve 7243 karar nolu ve yine aynı kurumun 2008 gün ve 5359 karar nolu raporlarından anlaşıldığı üzere müteveffayı 2006 tarihinde muayene eden Hv. Tbp E.İ.nin, 2006 ve 2006 tarihinde muayene eden Hv. Tbp Atğm. E.nin, 2006 tarihinde hastaya müdahale eden Hv. Tbp. Yb. Ş.Ç.nin ve Hv. Tbp. Bnb. S.K.nin, hastaya Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde müdahale eden tabiplerin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, ancak 2006 tarihinde müteveffayı muayene eden Hv. Tbp Ütğm. A.S.nin tıbbi belgelere hastanın yakınmalarını ve ayrıntılı fizik muayenesini kayıt altına almayarak 1219 sayılı Tabebet ve Şuabati Sanatlarının Tarzı icrasına Dair Kanunun madde kurallarına aykırı davrandığı, bunun yanı sıra anılan personelin hastanın öncesinde önce lökositoz ve sedimentasyon değerlerinin yüksek olduğu ve bu nedenle intaniye polikliniğine sevk edildiği kayıtlarında mevcut iken, hastayı hastanede tutması ile tetkikin yapılması uygun iken ve bu durumda müteveffanın hastalığının erken evrede tespiti mümkünken bunu yapmayıp hastayı birliğine geri göndermesinin tıp kurallarına aykırı olduğu, yine hastayı 2006 tarihinde Hv. Tbp. Ütğm. A.A.nın kaşesini kullanarak Kütahya Asker Hastanesinde muayene Ter. Tbp Ütğm. A.K.nin daha öncesinde lökosit ve sedimantasyon yüksekliği ile birlikte İntaniye Polikliniğine sevk edildiği kayıtlarda görülmesine rağmen “Anoreksi”ön tanısıyla Psikiyatri Polikliniğine sevk etmesinin tıp kurallarına aykırı olduğu, yine müteveffanın 2006 tarihinde İntaniye polikliniğine sevk edilmesine rağmen hastayı hastaneye götürmesi gereken görevliler tarafından götürülmemiş olması ve 2006 tarihinde Psikiyatri Polikliniğine götürülmesine kadar geçen sürede hastanın tedavisinin gecikmiş olduğu, tüm aksaklıkların Er H.A.nın ölüm olayı ile ilgili illiyet bağının bulunduğu hususunun tespit edildiği, yukarıda belirtilen müteveffanın sevk işleminin gecikmesi ile ilgili yapılan değerlendirmede ise müteveffanın 2006 tarihinde intaniye polikliniğine sevk edildiği halde hasta takibi yapmakla görevli revir sorumluları Çvş. E.Y. ve Çvş. E.T. ile bölüğün sağlık işlemlerini yürüten bölük astsubayı Hv. P. Astsb. Bçvş. E.Ç.nin tedavi sonrası hastanın işlemlerinin kontrolünü yapmaması nedeniyle bu konuda sorumlu olduğunun anlaşıldığı, tüm bu değerlendirmeler ışığında Hv. Tbp. Ütğm. A.S., Ter. Hv. Tbp. Atğm. A.K., Ter. Hv. P. Çvş. E.Y. ve Hv. P. AstsbBçvş. E.Ç.nin gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmesi gerekip gerçekleştirmedikleri eylemleri neticesinde müteveffa Er H.A.nın ölümüne sebebiyet vererek taksirle öldürme suçunu işlemiş oldukları tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla; (...) şüphelilerin eylemlerine uyan TCK nun 85/1 maddesi gereğince hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, (...) karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur." İddianamenin kabul edilmesiyle ölüm olayında sorumluluğu bulunduğu değerlendirilen askerler hakkında Kütahya Asliye Ceza Mahkemesinde yargılama başlamıştır. Kütahya Asliye Ceza Mahkemesi bu kapsamda başvuruculardan Haci Akgül'ün ifadesinin alınması için Midyat Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazısı göndermiştir. Kütahya Asliye Ceza Mahkemesi, talimat yazısına Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesini de eklemiştir. Bunun üzerine Midyat Asliye Ceza Mahkemesi 12/2/2009 tarihinde iddianameyi okuyup davanın vasıf ve mahiyetini anlattıktan sonra başvuruculardan Haci Akgül'ün ifadesini almıştır. Haci Akgül'ün ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Müteveffa benim öz oğlum olur. Oğlum askere gitmeden yaklaşık bir yıl önce ciğerlerinden rahatsızlanmıştı, rahatsızlığından dolayı onu İslanbul Zeytinburnu'na hastaneye götürdük. İlaç tedavisinden sonra iyileşme kaydetmişti. Yanlış hatırlamıyorsam 2006 mayıs ayında Kütahya Hv. Er Egtm. K.lığına askerlik görevini yapmak üzere gıtti. Askere gittikten sonra kendisi ile birkaç kez telefonla görüştüm. Kendisiyle görüştüğümde de bana hep rahatsız olduğunu. nefes alıp vermekte zorlanıyorum şeklinde şikâyetlerde bulunuyordu, doktora gittiğini ve kendisine ilaç verdiklerini, verilen ilaçları kullandığını söylüyordu. Benim olaya dair görgüm yoktur. Ancak tarafıma okunan iddianamede ilgililerin ihmalleri söz konusudur. Ben kimsenin günahını almıyorum, çünkü görgüye dayalı bilgim yoktur. Ancak iddianamede anlatılanlar görevi ihmaldir. Sanıklar hakkında şikâyetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum. Oğlum en büyük oğlumdu. Ailenin geçiminde büyük katkısı vardı, İstanbul iline çalışmaya gidip ailenin geçimini sağlıyordu. Öldükten sonra ailece mağdur olduk ve ölümünden dolayı ailce çok üzüntü duymaktayız. Oğlumun maddi olarak hakkı varsa oğlumun hakkını talep ediyorum. Beyanım bundan ibarettir."Başvurucuların vekili Rudi Sümer, talebi üzerine 3/5/2011 tarihinde Kütahya Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyasının bir örneğini almıştır. Başvurucular vekilinin dava dosyasının bir örneğini almasından sonra devam eden yargılamada Kütahya Asliye Ceza Mahkemesi 6/10/2011 tarihli kararla sanıklar hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu karar 8/5/2013 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Başvurucular, dava dosyasının bir örneğini aldıktan sonra 24/5/2011 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açmıştır. Bunun üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) 22/6/2011 tarihli kararıyla dava dilekçesinin görevli idari mercie tevdiine karar vermiştir. İdare tarafından altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerinebaşvurucular 23/9/2011 tarihinde yeniden dava açmıştır. Başvurucular özetle oğullarının ölümünde idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek toplam 000 TL tazminat talebinde bulunmuştur. AYİM İkinci Dairesi 18/12/2013 tarihli kararla davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir. Dava, eylemin idariliğinin en geç iddianamenin Haci Akgül'e tebliğ edildiği 12/2/2009 tarihinde öğrenildiği ancak bu tarihten itibaren bir yıl içinde davalı idareye başvurulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararda ayrıca başvurucular aleyhine 490 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir (Millî Savunma Bakanlığı, lehine hükmedilen vekâlet ücretinden feragat etmiştir).Başvurucular 13/2/2014 tarihli dilekçe ile karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Başvurucular dilekçelerinde özetle ilk başta oğullarının ölümünün askerlik öncesindeki rahatsızlığından kaynaklanabileceğini düşündüklerini, 3/5/2011 tarihinde dava dosyasını aldıktan sonra davalı idarenin sorumluluğunu gerektirir derecede ihmali olduğuna kanaat getirdiklerini, Midyat Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen talimat yazısına bilirkişi raporlarının eklenmediğini belirtmişlerdir. Karar düzeltme dilekçesinde ayrıca iddianamenin başvurculardan Ramziye Akgül'e tebliğ edilmediği, Ramziye Akgül'ün soruşturma ve kovuşturma aşamasında ifadesinin de alınmadığı, bu sebeple en azından Ramziye Akgül yönünden davanın esasına geçilmesi gerektiği ifade edilmiştir. AYİM Dairesi 16/4/2014 tarihli ve E.2014/627, K.2014/562 sayılı kararlabaşvurucuların karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir. AYİM, Ramziye Akgül ile ilgili olarak ileri sürülen itirazı ayrıca değerlendirmiştir. AYİM bu bağlamda aynı adreste ikamet eden Haci Akgül ile Ramziye Akgül'ün ayrı yaşadıklarına dair bir iddia ve belgenin dava dosyasında bulunmadığını belirterek bu itirazı da yerinde görmemiştir.Bu karar 16/5/2014 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ edilmiştir.Başvurucular 9/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Menendiz ve diğerleri, B. No: 2014/5235, 6/7/2017, §§ 17-