Başvuru, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi ve devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle yaşam hakkının; 27/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan başvuruda görev yapan Zarar Tespit Komisyonunun tarafsız olmaması, Zarar Tesit Komisyonunca verilen kararın iptali için açılan davada adli yardım talebinin reddedilmesi, maku
Başvuru, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi ve devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle yaşam hakkının; 27/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan başvuruda görev yapan Zarar Tespit Komisyonunun tarafsız olmaması, Zarar Tesit Komisyonunca verilen kararın iptali için açılan davada adli yardım talebinin reddedilmesi, makul sürede yargılama yapılmaması ve yargılamanın sonucunun adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; 5233 sayılı Kanun uyarınca başvuru yapanlara savaş, iç savaş, terör, kargaşa ve benzeri olağanüstü koşullara sahip ülkelerde uluslararası taşıma yaparken saldırıya uğrayıp hayatını kaybeden şoför ve beraberindeki Türk vatandaşlarının varislerine ödenecek tazminatlara nazaran daha az tazminat verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları ile 5233 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu savına ilişkindir. Başvuru 26/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Yeter Karababa'nın eşi, diğer başvurucuların ise babası olan İ.K.nın cesedi 27/11/1993 tarihinde, üç cesetle birlikte Bitlis'in Ahlat ilçesi sınırlarında bulunan Nazik köyü yakınında bulunmuştur.A. Ölüm Olayı İle İlgili Ceza Soruşturması Süreci Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili olarak derhâl soruşturma başlatmıştır. Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekimce yapılan ölü muayenesi neticesinde ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı kalp ve solunum durmasından ileri geldiği tespit edilmiştir. Kolluk görevlileri olay yerini incelemiş ve olay yerinin basit bir krokisini çizmişlerdir. Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığı 27/12/1993 tarihinde görevsizlik kararı vererek soruşturma evrakını Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 26/6/1997 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma evrakını Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 2/10/1997 tarihinde (Kararın hangi yılda verildiği tespit edilememiş ise de başvuru formunda kararın 1997 yılında verildiği ifade edilmiştir.) kimlik bilgileri tespit edilemeyen terör örgütü mensuplarınca başvurucuların yakınının öldürüldüğünü belirterek daimî arama kararı vermiştir. Soruşturmanın akıbeti belirlenememiştir.B. Başvurucuların Tazminat Talepleriyle İlgili Süreç 5233 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Zarar Tespit Komisyonu) 2/5/2005 tarihinde müracaat eden başvurucular "devletin, pozitif ve negatif yükümlülükler altına alınarak vatandaşının haklarını korumakla yükümlendiğini" ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Zarar Tespit Komisyonu 9/8/2005 tarihinde, uğradıkları zararlara karşılık başvuruculara 560 TL teklif etmiştir. Başvurucular, Zarar Tespit Komisyonunca belirlenen tazminatın destekten yoksun kalma tazminatına nazaran düşük olduğunu belirterek Zarar Tespit Komisyonunca verilen kararın iptali ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi için Van İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde dava açmışlardır. Başvurucular dava dilekçelerinde, manevi zararları kapsam dışı bırakan ve maddi zararın tazminat hukukunun genel ilkelerine göre hesaplanmamasını önleyen 5233 sayılı Kanun'un maddesi ile maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu da ileri sürmüşlerdir. Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bulmadığı için işin esasını inceleyen İdare Mahkemesi 28/11/2007 tarihinde, yakınlarının öldürülmesi nedeniyle başvurucuların 5233 sayılı Kanun uyarınca tazminat istedikleri, 5233 sayılı Kanun'a göre ödenecek tazminatın hesaplanma yönteminin mevzuatta açıkça gösterildiği, tazminatın genel hükümlere göre hesaplanmasının olanaklı olmadığı ve 5233 sayılı Kanun'un manevi zararları kapsamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve 325 TL vekâlet ücretinin başvuruculardan alınarak Bitlis Valiliğine verilmesine karar vermiştir. Başvurucuların temyiz talebini inceleyen Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) 28/11/2014 tarihinde, temyize konu kararın Zarar Tespit Komisyonunca teklif edilen tutarın ödenmesine engel oluşturmayacağının açık olduğunu ve herhangi bir bozma nedeni bulunmadığını belirterek İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmını onayıp vekâlet ücretine ilişkin kısmını bozmuştur. Başvurucuların karar düzeltme istemini Daire 11/6/2015 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 3/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. 5233 sayılı Kanun’un "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir." 5233 sayılı Kanun’un "Kapsam" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar....” 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik "Karşılanacak zararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:...b) Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri...." 5233 sayılı Kanun'un "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde yapılacak ödemeler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;...e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,Nakdî ödeme yapılır.Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir....Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir...." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir...."