TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BÜLENT ÇELEBİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/3397) Karar Tarihi: 16/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Bülent ÇELEBİ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya gönderilen me ktup ve eklerine el konulması nedeniyle haberleşme hürriy
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BÜLENT ÇELEBİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/3397) Karar Tarihi: 16/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCIRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Bülent ÇELEBİ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya gönderilen me ktup ve eklerine el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ve savu nma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. 7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. III. OLAY VE OLGULAR8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar öz etle şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 39. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Dev let Yapılanmasına (PDY) -silahlı terör örgütüne- üye olma suçundan tutuklu olarak Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulu nmaktadır. 10. Eşi tarafından başvurucuya iki sayfadan oluşan bir mektup il e beş adet fotoğra f ve 85 sayfadan oluşan fotokopi evrak gönderilmiştir. 13/10/2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna ulaşan mektubun ön sayfasında başvurucunun eşinin sela m ve iyi dileklerini sunduğu, kendisinin ve çocuklarının genel durumları hakkında bi lgi verdiği, özlemlerini dile getirdiği, başvurucunun özgürlüğüne kavuşması için dua ve temen nide bulunduğu anlaşılmıştır. Mektubun arka sayfasında ise küçük yaştaki kızın ın çizdiği pasta figürü ile elinin şeklini temsil eden bir çizimin ve bu çizimlere ilişkin birkaç satır yazının yer aldığı görülmüştür. Son olarak başvurucu ve eşinin sanık olarak yargıl andığı Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine hitaben tahliye talebi ve savunmanın sunulması konu sunda yazılmış 85 sayfadan oluşan dilekçe fotokopisinin ve başvurucunun çocuğunun fotoğraflarının mektuba ekli olduğu belirtilmiştir. 11. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) 26/10/20 17 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiyle fotokopi evraka el konu larak mektubun alıcısına gönderilmesine karar vermiştir. Anılan kararda, mektup ekinde y er alan bilgisayar ortamında oluşturulmuş fotokopi evrakın mahkeme evrakı olmadığı ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) barkod numarası taşımadığı belirtilmiş, örgütsel şifreli mesajlaşma, haberleşme ve iletişimin engellenebilmesi amacıyla söz konusu evrakın sakınca lı olduğu değerlendirilmiştir. 12. Başvurucu, söz konusu karara karşı Osmaniye İnfaz Hâkimliğin e (İnfa z Hâkimliği) sunduğu şikâyet dilekçesinde; Disiplin Kurulu kararı nda mektupta nasıl bir şifreli haberleşme unsuru bulunduğunun açıklanmadığını, somut bir gerçe kten ziyade şüpheye dayalı olarak karar verildiğini belirterek haksız kararın iptal ini talep etmiştir. 13. İnfaz Hâkimliği, 13/11/2017 tarihli kararıyla şikâyetin redd ine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunun tutukluya yakını tarafından gönderilmiş olan evrakın doğrudan tutukluyu ilgilendiren veya tutukluya yönelik bir belge olmadığı, örgüt m ensuplarının mors alfabesi dâhil, sıradışı haberleşme ağlarını kullandıkları, kanun hükmün de kararnameler ile alınan önlemler dikkate alındığında Disiplin Kurulunca incelemeye konu belgenin sakıncalı ve yasak olabileceği yönünde verilen kararda hukuka aykırı bir yön ün bulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. 14. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Osmaniye 2. Ağır Ceza Ma hkemesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla ilgili mevzuat hükümlerine yer ver ildikten sonra İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmişt ir. 15. Nihai karar 19/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmişt ir. 16. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur . 17. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi 22/2/2018 tarihli kararıyla baş vurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezas ı ile cezalandırılmasına kara r vermiştir. Aynı kararla başvurucunun tahliyesine de hükmolunmuş tur. Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 418. Başvurucunun, mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf başvurusu Ada na Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 4/6/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun karara karşı temyiz başvurusu, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamıştır. 19. Disiplin Kurulu fotokopi evraka el konularak mektubun al ıcısına gönderilmesi yönünde karar vermesine karşın başvurucu mektup ve eklerin tama mının verilmediğini beyan etmiştir. Konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla Ceza İnfaz K urumuna müzekkere yazılmış, alınan 24/1/2020 tarihli cevapta söz konusu gönderini n hiçbir kısmının başvurucuy a verilmediği Mahkememize bildirilmiştir. IV. İLGİLİ HUKUK20. İlgili hukuk için bkz. ( Ahmet Temiz B. No: 2013/1822, 20/5/2015, 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327,10/3/2020, 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, 15-28; Ahmet Ka ğanarslan ve Di ğerleri , B. No: 2017/16227, 10/3/2020, 18-31). V. İNCELEME VE GEREKÇE 21. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Adli Yardım Talebi Yönünden 22. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayaca k gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. 23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ö lçüde güçleştirmeksizi n yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ba şvurucunun açıkç a dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir. B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü 24. Başvurucu; eşinin gönderdiği mektubun ve ekinde yer alan fot oğraf ve fotokopi evrakın tarafına verilmediğini, belge içeriğinin hangi somut ge rekçe ile sakıncalı bulunduğuna dair bilirkişi raporu olmadığı gibi açıklama da yap ılmadığını, bu kararları n sadece FETÖ/PDY şüphelilerine uygulandığını belirterek haberleş me hürriyetinin ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 25. Bakanlık görüşünde; idari ve yargısal mercilerin başvurucuya gelen mektubun sakıncalı bulunmasına sebep olarak mektupta yer alan ve bilgisa yar ortamında oluşturulan fotokopi evraklarının mahkeme evrakı olmamasına ve belgelerde U YAP barkod numarası bulunmamasına dikkat çekerek evrakların örgütsel mesaj içerebil eceğini değerlendirdiği, bu kapsamda mektubun denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapıldığı iddia oluna n müdahalenin kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenm esi amaçlarını taşıdığı Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 5belirtilmiştir. Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza M ahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğinde olduğu; Anayasa da yer alan hak ve özgürlükleri ihl al eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içerme diği değerlendirmesine yer verilmiştir. Ayrıca, başvurucu hakkındaki kararların olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı bir zamanda verilmiş olduğuna dikkat çekilerek başv urucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa nın 15. maddesi kapsamında yapılmas ı gerektiği ileri sürülmüştür. 2. Değerlendirme26. Anayasa nın "Haberle şme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir: Herkes, haberle şme hürriyetine sahiptir. Haberle şmenin gizlili ği esast ır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç i şlenmesinin önlenmesi, genel sa ğlık ve genel ahlâk ın korunmas ı veya ba şkalar ının hak ve özgürlüklerinin korunmas ı sebeplerinden biri veya birkaç ına bağlı olarak usulüne göre verilmi ş hâkim karar ı olmad ıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sak ınca bulunan hallerde de kanunla yetkili k ılınm ış merciin yaz ılı emri bulunmad ıkça; haberle şme engellenemez ve gizlili ğine dokunulamaz. Yetkili merciin karar ı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onay ına sunulur. Hâkim, karar ını kırksekiz saat içinde aç ıklar; aksi halde, karar kendili ğinden kalkar. İstisnalar ın uygulanaca ğı kamu kurum ve kurulu şlar ı kanunda belirtilir. 27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun iddialarının özü, eşinin gönderdiği mektup ve eklerinin Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alık onulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahk emesinin önceki kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir ( Ahmet Temiz, 23; Özkan Kart (2) , B. No: 2013/1201, 20/5/2015, 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, 24; Eren Y ıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, 24; Tayfur Tunç, 36; Rıdvan Türan, 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bi r durum bulunmamaktadır. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme hürr iyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gere kir. b. Esas Yönünden i. Müdahalenin Varlığı 29. Anayasa nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde de herkesin haberleşmes ine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anay asa ve Sözleşme nin orta k Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 6koruma alanı, haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçi mi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberle şme bağlamında, bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimleri ne konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik posta, telef on, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve habe rleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir ( Mehmet Koray Erya şa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, 49; Ahmet Temiz, 31). 30. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve haberleş mesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, A nayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmenin iç eriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşme hürriyeti mutlak nitelik te olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır ( Mehmet Koray Erya şa, 50; Ahmet Temiz, 32). 31. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucuya gelen mektup ve ek lerinin sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar vermiştir. Dolayı sıyla anılan işlem ile kam u makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir mü dahalede bulunulduğu açıktır. ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın 22. mad desinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Ana yasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa nın 13. maddesinin ilgili kı smı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, ...yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtile n sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu s ınırlamalar, ...demokrati k toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." 33. Müdahalenin Anayasa nın 13. maddesinde öngörülen ve somut ba şvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa nın 22. maddes inin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma, d emokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uyg un olup olmadığının belirlenmesi gerekir ( Ahmet Temiz, 36). (1) Kanunilik 34. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme hürriyet ine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal da yanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin g erektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir ( Ahmet Temiz, 37, 38). 35. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında, somut olayda da uygulanan 3/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenleme nin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır ( Ahmet Temiz, 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşme Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 7hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olar ak verilecek hâkim kararıyl a mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında " İstisnalar ın uygulanaca ğı kamu kurum ve kurulu şlar ı kanunda belirtilir. " denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebile ceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, 71). Bu bağlamda ce za infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnalar ın uygulanacağı kamu kurumlarındandır ( Mehmet Koray Erya şa, 74-76; Ahmet Temiz, 41). (2) Meşru Amaç36. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru kabul edile bilmesi için bu müdahalenin Anayasa nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılm ış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakı n korunması vey a başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden bir i veya birkaçına dayanması gerekir ( Ahmet Temiz, 47). 37. Somut olayda; haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin Cez a İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu düzeninin ve g üvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda yazışmaların denetlenmesine y önelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır (3) Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk (a) Genel İlkeler38. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olar ak sahiptir ( Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, 27; Mehmet Re şit Arslan ve di ğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, 65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlül erin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır ( Ahmet Temiz, 66; Musa Kaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, 62). 39. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda güvenliğin sa ğlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda tutuklu ve hü kümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir ( Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, 35; Ahmet Temiz, 66). 40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlık al tındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurula n araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çü nkü Anayasa nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine ayk ırı olmama v e ölçülülük ilkesin e ayk ırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır ( Ferhat Üstünda ğ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, 45). Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 841. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvur ulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekme ktedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenem eyecektir ( Ferhat Üstünda ğ, 46). 42.Orant ılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırla ma tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. D iğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı ba şkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil b ir dengenin kurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibi ne terazinin diğe r kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatin e nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yön ünden bir sorunun varlığından söz edilebilir ( Ferhat Üstünda ğ, 48). (b) Hükümlü ve Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde Gözetilmesi Gereken Hususlar 43. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve almanın ce za infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak dış dün ya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara u ygun desteği sunmalıdır (Kahraman Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, 49; Musa Kaya (2) , 66; Orhan Bingöl , B. No: 2016/9154, 12/11/2019, 29; Mustafa Baysal, B. No: 2016/58482, 11/9/2019, 33, 34). 44. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin demokratik to plum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıla ması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, 58; Musa Kaya (2), 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). 45. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvur ulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekme ktedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Temiz, 64, 65; Özkan Kart (2) , 66, 67). Orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında ad il bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için bk z. Mehmet Koray Erya şa, 89; Veysi Akta ş (2), B. No: 2015/15982, 6/2/2019, 36). 46. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi gerçekleştiren k amu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük önem taşır. Kamu makamları nın ve derece mahkemelerinin temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalenin zo runlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe il e ortaya koyma yükümlülüğü vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokr atik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Do layısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler i Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 9karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 22 . maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, 67, 68; Musa Kaya (2) , 64-66; Mehmet Reşit Arslan (3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, 48, 49; Kahraman Güvenç , B. No: 2013/2072, 3/2/2016, 43, 44). 47. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin v e kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli sayı labilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların koşullarına göre değiş ebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir: i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen y azışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nede nler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakk ının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bil gilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle açıklanmalıdır. Sakınc alı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak gerekçelendir ilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında Kurumun asayi ş ve güvenliğini tehlikeye dü şüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve ç ıkar amaçl ı suç örgütü veya di ğer suç örgütleri mensuplar ının haberle şmelerine neden olan, ki şi veya kurulu şlar ı paniğe yöneltecek yalan ve yanl ış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar ın hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararında veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hük münün yazılmış olması ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirme ler için bkz. Ahme t Temiz , 69, 70; Ramazan Vural, 71, 72; Musa Kaya (2) , 67; Kahraman Güvenç , 50-52; Mehmet Re şit Arslan (3) , 56-58; Ercan Oral , B. No: 2013/3827, 3/2/2016, 43, 44; Musa Kaya (3) , 2013/3828, 1/12/2015, 60, 61; Veysel Kaplan , B. No: 2013/1830, 18/11/2015, 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, 67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, 66, 67; Mustafa Aydin , 74; Akif İpek, 72-74; Eren Y ıldız, 80, 81; Mehmet Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, 48-50; Cumali Karsu, B. No: 2014/971, 19/4/2017, 33, 35; Özkan Kart (3) , B. No: 2016/2251, 12/6/2019, 34; Orhan Bingöl , 35; K.Ö., B. No: 2017/34068, 28/1/2020, 35, 36). ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu da yapı lan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba gönderil mesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini tehli keye düşüreceğinin açıklanması gerekir. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarak imkâ nlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal makamlarca el de edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması gerekmektedir ( Ercan Oral, 40; avukata gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Kemal Yi ğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, 56; Süleyman Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, 39-41; hükümlünün avukatına ve vasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Re şit Arslan (3) , 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bk z. Abdulvahap Kavak , 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bk z. Kahraman Güvenç , 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No: 2016/463, 12/9/2019, 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen mektup ile ilgil i olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, 43, 44; gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bk z. Musa Kaya (2) , 60; Ercan Oral , 44; Mustafa Baysal, 33, 34; sivil toplum Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 10kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup i le ilgili olarak bkz. Orhan Bingöl , 31-33; Keyfo Ba şak ve Şeyhmus Musa , B. No: 2015/17258, 20/9/2018, 36; Murat Türk (5) , B. No: 2016/2826, 20/9/2018, 36, 37; Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, 42; Mustafa Aydin , 71; Musa Kaya (2) , 66; Akif İpek, 72; Ramazan Vural , 71). iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede mahpus hakk ında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekir (Ahmet Temiz, 67; Mehmet Re şit Arslan (3) , 48; Kahraman Güvenç , 43; Musa Kaya (2), 57; Veysel Kaplan , 60; Mustafa Aydin , 68; Murat Karayel, B. No: 2013/2125, 16/9/2015, 70; Ramazan Vural , 68; Eren Y ıldız, 69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan etk ilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında motivasyonu artırmaya y önelik mektupla r gibi) karar gerekçelerinde gösterilmesi gerekmektedir. iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde mektubu n tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı oldu ğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun gönder ilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelid ir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki müdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır ( Musa Kaya (3), 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6) , B. No: 2016/14536, 10/12/2019, 31; Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, 35; Murat Karayel (6), B. No: 2013/5034, 9/3/2016, 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951, 18/2/2016, 46; Turan Günana (4), 73; Ahmet Temiz (4) , B. No: 2013/6208, 18/11/2015, 65; Özkan Kart (2) , 72). (c) İlkelerin Olaya Uygulanması 48. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelerin; mektu bu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği gözetilerek mektuba özgü olgu ve bil gilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme hakkının kötüye kullanıldığının objektif bir şeki lde ortaya konulması gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğ indeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır . Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, sakıncalı görülen kısımların çizil mesi suretiyle yazışmanı n muhatabına ulaştırılma imkânının olup olmadığı hususunun da ilg ili kararlarda tartışılması gerekir. 49. Öncelikle belirtmek gerekir ki somut olaya konu Disiplin Kur ulu kararında, mektup ve ekindeki fotoğrafların sakıncalı olduğu yönünde bir t espit yapılmadığı ve mektubun alıcısına gönderilmesine karar verildiği hâlde söz kon usu mektup ve fotoğrafların başvurucuya teslim edilmediği anlaşılmaktadır. 50. Kararın mektuba ekli fotokopi evrakla ilgili kısmına gelindi ğinde Disipli n Kurulu evrakın içeriğine yönelik bir değerlendirme yapmadan UYA P barkod numarası taşıyan bir mahkeme evrakı olmaması nedeniyle şifreli mesajlaşm a şüphesinden hareketle evrakı sakıncalı olarak değerlendirmiştir. Disiplin Kurulu evra k içeriğinde yer alan hangi ifadelerin şifreli mesajlaşma amacı taşıdığını, bu sonuca varma sına sebep olan olay ve olgular arasındaki bağlantıyı ortaya koyacak bir açıklamada bulunmamışt ır. İnfaz Hâkimliği ise Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 11evrakın ceza mahkemesine hitaplı, dosya numarası ile başvurucu ve eşinin sanık sıfatıyla isim ve adreslerini, yine başvurucu ve eşiyle ilgili ayrıntılı açıkl amaları içeren bir dilekçe olduğu basit bir inceleme ile anlaşılabildiği hâlde söz konusu evrakın doğrudan başvurucuyu ilgilendiren veya başvurucuya yönelik bir belge olmadığını beli rterek Disiplin Kurulu kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır. Bununla birli kte evrakın sakıncalı görülen kısımlarının çizilerek verilmesinin mümkün olup olmadığ ı hususu da tartışılmamıştır. 51. Görüldüğü üzere Disiplin Kurulu ve derece mahkemeleri mektup la ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe göstermeden başvu rucunun mektup alma hakkını engellemişlerdir. 52. Neticede, başvuruya konu olayda kamu düzeninin korunması, su çun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut gerekçelerle ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuya gelen mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hü rriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müd ahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır (Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Tayfur Tunç, 57-60; Rıdvan Türan, 57-60; Ahmet Ka ğanarslan ve Di ğerleri , 58-61). 53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesin de güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar ve rilmesi gerekir. C. Savunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia1. Başvurucunun İddiaları 54. Başvurucu; yargılandığı ceza davasında savunmasına esas olac ak belgelerin de mektup ekinde yer aldığını, söz konusu belgelerin verilmemesi n edeniyle savunma yapma imkânının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ih lal edildiğini ileri sürmüştür. 2. Değerlendirme 55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek i çin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir ( Ayşe Z ıraman ve Cennet Ye şilyurt , B. No: 2012/403, 26/3/2013, 16, 17). 56. Somut olayda başvurucunun ceza yargılamasının temyiz aşaması nda devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun bu başlık al tındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. 57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollar ının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : "(1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 12(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 59. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini, sonuçlarının ortadan ka ldırılarak mektup ve eklerinin tarafına verilmesini ve 500.000 TL manevi tazminata h ükmedilmesini talep etmiştir. 60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki dur uma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaralı fık rasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargı lama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasa l düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ort adan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgüle nen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargıla manın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini bekleme ksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58-59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66-67). 63. İncelenen başvuruda, Disiplin Kurulunun yeterli ve ilgili ge rekçe içermeyen kararı ve uygulaması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal ed ildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlem ve uygulamadan kaynaklandığı an laşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği de ihlali giderememiştir. Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 1364. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının or tadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasın a yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal k ararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararı n bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Osmaniye İnfaz Hâkimliğine gönderilmes ine karar verilmesi gerekmektedir. 65. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucu nun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Do layısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırıl abilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle gideril emeyecek olan manevi zararlar ı karşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesin e karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE, B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın K ABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, 2. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollar ının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, C. Anayasa nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme h ürriyetini n İHLAL EDİLDİĞİNE, D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Osma niye İnfaz Hâkimliğine (E.2017/4455, K.2017/4645) GÖNDERİLMESİNE, E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminat a ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, Başvuru Numarası : 2018/3397 Karar Tarihi : 16/12/2020 14G. Kararın bir örneğinin bilgi için Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkem esine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE ka rar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIR IM Celal Mümtaz AKINCI Üye Üye Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU