T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1205 KARAR NO : 2026/122 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/03/2025 NUMARASI : 2024/12 E - 2025/223 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1205 KARAR NO : 2026/122 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/03/2025 NUMARASI : 2024/12 E - 2025/223 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan davacı ile Davalı ... Şti. Arasında davacı şirketin elektrik enerjisi ihtiyacını daha ucuza mal edebilmek için 15.06.2021 tarihli Elektrik tedarikinin sağlanmasına yönelik Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığını ve 15/09/2021 - 09/12/2022 dönemi süresince Elektrik tedariki sağlandığını, davalının davacı ile yapmış olduğu bir yıl süreli anlaşmayı yok sayarak, tek taraflı aldığı kararla yapılan sözleşmeye aykırı olarak enerji kullanım bedeli fiyatlarını arttırdığını ve yeni tarife üzerinden fatura düzenlediğini, davalının mevcut sözleşmeye aykırı olarak tek yanlı değişiklik yaparak davacıyı zarara uğrattığını, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşme karşılıklı olarak 01.12.2022 tarihi itibari ile sonlandırıldığını, davacı şirket tarafından yapılan inceleme neticesinde davacıya kesilen fazla fatura bedellerinin afaki olmasının dikkat çekmiş olup bu bedellerin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı olarak fatura edildiği ve davacı şirketin bunları sözleşmede kararlaştırılan bedelden fazla ödediği tespit edildiğini, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 15.06.2021 tarihli sözleşemenin fiyat oluşumu başlıklı 3. bölümünde "aktif elektrik enerjisi perakende satış fiyatı; müşteri tarifesine uygun olarak güncel ulusal tarife doğrultusunda uygulanan aktif enerji perakende satış fiyatı üzerinden %16 İskonto yapılması ile hesaplanır " maddesi ile tarafların mutabık olduğu düzenleme doğrultusunda belirlendiğini, buna rağmen davalı şirketin bu hükme aykırı olarak EPDK fiyatları üzerinden %16 indirim uygulamadan 1.153,905, TL miktarında fatura kestiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak enerji kullanım bedelini arttırdığını ve artırılmış enerji kullanım fiyatı üzerinden tahsilat yaptığını, somut durumda Epdk ile fiyat farkının yaklaşık 475.000,00-TL olduğunu, davacının bu mağduriyetinin giderilmesi adına taraflarınca 14.08.2023 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere haklı davanın kabulü ile sözleşmeye aykırı olarak fazla ver yersiz olarak davalı şirkete ödenen enerji kullanım bedelinin 6100 sayılı Yasa’nın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin, Sayın Mahkemenizce yapılacak tespit sonrasında tespit edilecek miktarın her fatura için ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Elektrik piyasası koşullarının, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden sonra hızla değiştiğini ve artan maliyetler karşısında elektrik fiyatları hızlı bir ivmeyle arttığını, davacı ile anlaşılan şekilde sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın imkansız hale geldiğini, tüm bunlara rağmen davalının sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediğini, iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak, fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaptığını ve bu durumu davacıya bildirdiğini, güncellenen fiyat modelinin kabul edilmemesi durumunda ise sözleşmede yer alan cezai şart maddesi uygulanmaksızın sözleşmenin feshedilebileceği belirtildiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmemesinin de ötesinde 2021 yılı Kasım ayına dek faturalar ulusal tarife üzerinden iskontolu olarak hesaplanması sağlandığını, davacının düzenlenmiş faturalara süresi içinde itiraz etmediğini ve ödediğini,Fatura bedellerinin itiraz etmeksizin ödenmesi, yeni fiyatlandırma modelinin kabulü anlamına geldiğini, dünyayı etkileyen bu koşulların haberlere dahi düştüğünü, örneğin, https://www.aa.com. tr/tr/ekonomi/elektrik-fiyatlari-tum-dunyada-artiyor/... adresinde yer alan haberde, elektrik fiyatlarının rekor seviyede arttığı hususuna değinildiğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince tarafından yapılan yargılama sonunda; Davacı tarafından sözleşmeye aykırı tahakkuk ettiren fatura bedellerinin davalıdan istirdatı istemiyle huzurdaki davanın açıldığı, iddia ve savunma kapsamından taraflar arasında 15/06/2021 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi bulunduğunun sabit olduğu, sözleşme incelendiğinde 3. Maddesi ile fiyatlandırmanın düzenlendiği ve düzenlemede güncel ulusal tarife doğrultusunda uygulanan aktif parakende satış fiyatı üzerinden %16 iskonto yapılmasının düzenlendiği, davalı tarafından her ne kadar sözleşmenin akdedilmesinden sonra artan maliyetler nedeniyle elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle arttığı ve sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın imkansız hale geldiği savunulmuş ise de sözleşmede "Dengesizlik Maliyeti"nin yansıtlmayacağı düzenlendiği gibi savunma ile ileri sürülen gerekçenin sözleşmenin 7. Maddesinde sayılı mübcir sebepler arasında sayılmadığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile 80 adet fatura incelendiği ve 70 adet faturada indirimli güncel fiyat uygulanmadığının ve bu kapsamda davalı tarafından toplam 248.287,89 TL fazla tahsilat yaptığının tespit edildiği, sunulu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla Mahkememizce benimsendiği, dosya kapsamında aksi delil bulunmadığı, davalı tarafın dava tarihinden önce temerrüdüne ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı... " gerekçeleriyle1-)Davanın kabulü ile; 248.287,89-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasında akdedilen elektrik satış sözleşmesinde, davacı şirkete, güncel ulusal tarife doğrultusunda uygulanan aktif enerji perakende satış fiyatı üzerinden %16 oranında iskonto yapılarak elektrik satışı gerçekleştirileceği taahhüt edilmiş olmakla birlikte; sözleşmenin imzalanmasından sonra piyasa koşullarında meydana gelen öngörülemez değişiklikler neticesinde elektrik fiyatlarında ciddi artışlar yaşandığını, bu durumun sabit fiyat üzerinden elektrik tedarikini fiilen imkânsız hale getirdiğini, müvekkili şirketin, söz konusu revizyonu herhangi bir cezai şart ya da sözleşmeden dönme gibi hususları ileri sürmeden yalnızca sözleşmeyi sürdürebilmek adına gündeme getirdiğini, müvekkili şirketin iyi niyetle ve sözleşmeye bağlılık ilkesiyle yürüttüğü bu sürecin yok sayılarak aleyhe hüküm kurulması hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, eksik ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava,fazladan tahsil edilen fatura bedel farkının iadesine dair alacak talebine ilişkindir. Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda özetle; "Davalının, davacıya sözleşme ile belirlenen koşullarda elektrik enerjisi satmak üzere anlaştığı, ancak sözleşme gereği, güncel ulusal tarife doğrultusunda uygulanan aktif enerji perakende satış fiyatı üzerinden % 16 iskonto yapılarak fatura düzenlemesi gerekirken, dosyada bulunan 14 adet fatura üzerinde yapılan incelemede 10 adet faturada indirimli güncel fiyat uygulanmadığı ve 4 adet faturada da güncel fiyattan daha düşük fiyat uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda her fatura için güncel fiyata iskonto uygulamak suretiyle yeniden hesaplama yapıldığında davalının davacıdan dosyaya sunulan faturalardan toplam 26.029,57 TL fazla tahsilat yaptığı tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirmiştir.Bilirkişi ek raporunda ise, "Bilirkişi Kök raporunun hazırlanması esnasında dosyaya sunulan 14 fatura bulunmaktaydı, kök rapor sunulduktan sonra dosyaya önceki faturalarda dahil olmak üzere 80 adet fatura sunulmuştur. ... dosyada bulunan 80 adet fatura üzerinde yapılan incelemede 70 adet faturada indirimli güncel fiyat uygulanmadığı ve 10 adet faturada da güncel ik fiyat uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda her fatura için güncel fiyata iskonto uygulamak suretiyle yeniden hesaplama yapıldığında detayları yukarıda verilen hesaplama sonucuna göre, davalının davacıdan dosyaya sunulan faturalardan toplam 248.287,89 TL fazla tahsilat yaptığı tespit edilmiştir" yönünde görüş bildirmiştir. Davacılar ile davalı arasındaki sözleşme ile birim elektrik satış fiyatının belirlendiği,buna rağmen davalı tarafça maliyetin artması gerekçesi ile elektrik birim satış fiyatının kendiliğinden güncellenerek arttırıldığı,bu nedenle davacılardan fazladan fatura tahsilatı yapıldığı davacılarca ileri sürülmüş olup,davalının bu fiyat güncelleme işlemine karşı davacıların muvafakatına dair davalı tarafça delil sunulmamıştır. Bilakis davacılar tarafından davalıya fazla ödenen bedelin iadesi yönünden ihtarname keşide edilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı ifa güçlüğü" kenar başlıklı 138 inci maddesi :"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır."hükmünü içermektedir.Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü", "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.Somut olayda , dosya içeriğine göre taraflar arasında sabit fiyatla elektrik satışına ilişkin sözleşme imzalanmış olup, davalı tarafça davacıya yapılan bildirimde maliyetlerin artması sebebiyle taahhüt edilen sabit fiyat yönünden revizyona gidileceği bildirilmiştir. Ancak ,dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı tarafından ,davacı şirkete elektrik enerjisi vermeye devam edilmiştir.İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde ,tek taraflı revizyona gidilmesi hukuken mümkün değildir. Bu durumda ,taraflarca imzalanan Sözleşme uyarınca “Taraflarının Yükümlülükleri”nin devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.Davalının sözleşmenin uyarlanması yolunda dava açtığı da tespit edilmemiştir.Bu durumda ,davalı şirketçe tek taraflı revizyon ile belirlediği fiyat üzerinden fatura düzenlemesi ve tahsil etmesi sözleşmeye ve hukuka aykırı olmakla,yöntemince hazırlandığından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 16.960,54 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.240,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.720,41 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/01/2026