TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR IŞIL KANTARCI BA ŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2018/17640) Karar Tarihi: 14/10/2020 Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNSelahaddin MENTE Ş Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucu : Işıl KANTARCI Vekili : Av. Cevdet Şahin FLORAT I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, tapu siciline güvenilerek sat ın al ınan taşınmaz ın dava yoluyla t
TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR IŞIL KANTARCI BA ŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2018/17640) Karar Tarihi: 14/10/2020 Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNSelahaddin MENTE Ş Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucu : Işıl KANTARCI Vekili : Av. Cevdet Şahin FLORAT I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, tapu siciline güvenilerek sat ın al ınan taşınmaz ın dava yoluyla tapusunun iptal edilerek orman vasf ıyla Hazine ad ına tescili sebebiyle u ğran ılan zarar ın tazmin edilmesi istemiyle aç ılan davan ın zamana şımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ği iddias ına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜREC İ 2. Başvuru 29/5/2018 tarihinde yap ılm ıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yap ılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmu ştur. 4. Komisyonca ba şvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm taraf ından yap ılmas ına karar verilmi ştir. 5. Bölüm Ba şkan ı taraf ından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yap ılmas ına karar verilmi ştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örne ği bilgi için Adalet Bakanl ığına (Bakanl ık) gönderilmi ştir. Bakanl ık görüş bildirilmesine gerek olmad ığını bildirmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildi ği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 8. Başvurucu 1982 do ğum tarihli olup İzmir'de ikamet etmektedir. Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 39. Başvurucunun murisi M.T.K., İzmir'in Urla ilçesine ba ğlı Özbek köyünde bulunan 880 m² yüz ölçümlü tarla niteliğindeki 110 parsel say ılı taşınmaz ı 1991 y ılında tapuda sat ış yoluyla devralm ıştır. 10. Orman Genel Müdürlü ğü, başvurucunun murisine ait ta şınmaz ın orman vas ıflı arazi oldu ğu gerekçesiyle tapusunun iptali ve orman olarak tescili istemiyle 10/2/1995 tarihinde dava açm ıştır. Urla Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 5/12/1995 tarihinde davay ı kabul etmi ş ve taşınmaz ın tapu kayd ının iptali ile orman olarak tesciline karar vermiştir. 11. Temyiz edilen karar Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesince (Daire) onanarak 6/9/1999 tarihinde kesinle şmiştir. 12. Başvurucunun murisi, tapuda sat ın al ınan taşınmaz ın orman vas ıflı olduğu kabul edilerek Hazine ad ına tescil edilmesi nedeniyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 say ılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi hükmü uyar ınca tazminat ödenmesi istemiyle 28/4/2014 tarihinde Maliye Hazinesi aleyhine dava açm ıştır. 13. Mahkeme 21/4/2015 tarihinde davay ı reddetmi ştir. Karar ın gerekçesi özetle şu şekildedir: i. Mahkemenin 5/12/1995 tarihli karar ı ile başvurucunun murisi ad ına kay ıtlı taşınmaz ın tapu kayd ının iptal edilerek orman vasf ıyla Hazine ad ına tesciline karar verildiği ve bu karar ın 6/9/1999 tarihinde kesinle ştiği belirtilmi ştir. ii. 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan davalar için 11/1/2011 tarihli ve 6098 say ılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki (22/4/1926 tarihli ve 818 say ılı mülga Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi) on y ıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanaca ğına işaret edilmi ştir. Bu nedenle ta şınmaz ın orman vasf ı ile Hazine ad ına tescil edilmesine ili şkin karar ın kesinleştiği 6/9/1999 tarihinden itibaren on y ıllık zamana şımı süresinin doldu ğu ifade edilmi ştir. 14. Başvurucunun murisi M.T.K. yarg ılama s ıras ında 18/7/2016 tarihinde vefat etmiştir. 15. Temyiz edilen karar Daire taraf ından 23/11/2017 tarihinde onanm ıştır. Daire de onama karar ında, taşınmaz ın orman vasf ı ile Hazine ad ına tescil edilmesine ili şkin karar ın kesinleştiği 6/9/1999 tarihinden itibaren davan ın aç ıldığı 28/4/2014 tarihine kadar on y ıllık zamanaşımı süresinin doldu ğuna vurgu yapm ıştır. 16. Başvurucu ve murisin di ğer mirasç ısı taraf ından yap ılan karar düzeltme istemi Daire taraf ından 12/4/2018 tarihinde reddedilmi ş ve karar kesinle şmiştir. 17. Nihai karar ba şvurucu vekiline 7/5/2018 tarihinde tebli ğ edilmiştir. 18. Başvurucu 29/5/2018 tarihinde bireysel ba şvuruda bulunmu ştur. Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 4IV.İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk19. Konu hakk ında bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 37-38. 1. Yarg ıtay Kararlar ı 20. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 18/11/2009 tarihli ve E.2009/4-383, K.2009/517 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "... Bu aşamada, kadastro i şlemlerinden do ğan zarar ın, tapu sicilinin tutulmas ından kaynaklanan zarar kapsam ında değerlendirilip de ğerlendirilemeyece ği hususunun açıklanmas ında yarar bulunmaktad ır. ...Davaya konu somut olayda, yap ılan kadastro i şlemine süresi içinde Hazine ad ına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine dü şen görevlerini yapmam ışlard ır. Tapu işlemleri kadastro tespiti i şlemlerinden ba şlayarak birbirini takip eden i şlemler oldu ğundan ve tapu kütü ğünün oluşumu aşamas ındaki kadastro i şlemleri ile tapu i şlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kay ıtlarda yap ılan hatalardan T.M.K. 1007 anlam ında Devleti n sorumlu oldu ğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumlulu ğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk tapu siciline ba ğlı çıkarlar ın ve ayni haklar ın yanl ış tescili sonucu de ğişmesi yada yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kal ınmas ı temeline dayan ır. Çünkü sicillerin do ğru tutulmas ını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçe ğe ayk ırı ve dayanaks ız kay ıtlardan do ğan zararlar ı da ödemekle yükümlüdür. Bu itibarla, kadastro görevlilerinin dayanaks ız yada gerçek hukuksal duruma uymayan kay ıtlar düzenlemelerini ve ta şınmaz ın niteliğinde yanl ışlıklar yapmalar ını da ayn ı kapsamda dü şünmek gerekir. ... Sonuç itibariyle; davac ının, Devletin kusursuz sorumlulu ğundan kaynaklanan bi r zarar ının oluştuğu ve bu zarar ın tazminini Devletten isteyebilece ği, Devletin kadastr o işlemlerinden kaynaklanan sorumlulu ğunun da TMK nun 1007.maddesi kapsam ında olmas ı gerektiği, bu nedenle görülmekte olan davan ın adli yarg ıda bak ılmas ı gerektiği sonucuna var ılmıştır. ..." 21. Yarg ıtay HGK'n ın 13/6/2018 tarihli ve E.2017/5-2025, K.2018/1189 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "...somut olayda 818 say ılı BK n ın 60. maddesinde (6098 say ılı TBK n ın 72. maddesi) öngörülen ve haks ız fiil sorumlulu ğunun tabi oldu ğu 1 ve 10 y ıllık zamama şımı sürelerinin mi yoksa ayn ı Kanunun 125. maddesinde (6098 say ılı TBK n ın 146. maddesi) yer alan 1 0 yıllık genel zamana şımı süresinin mi uygulanmas ının gerekti ği, burada var ılacak sonuc a göre davan ın zamana şımına uğray ıp uğramad ığı noktas ında toplanmaktad ır. Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 5... Devletin sorumlulu ğundan söz edebilmek için, tapu sicilinin tutulmas ında sicil görevlisinin hukuka ayk ırı bir işleminin ve bununla zararl ı sonuç aras ında nedenselli k bağının varl ığı gerekmekle birlikte, eylemin kusura dayan ıp dayanmamas ının bir önem yoktur. Eş söyleyişle, Devletin sorumlulu ğu, kusursuz bir sorumluluktur. ...Bununla birlikte Devletin TMK n ın 1007. maddesi kapsam ında sorumlulu ğu s ınırsız olmay ıp, belli bir zamana şımı süresine tabidir. İşte tam bu noktada k ısaca zamana şımı kavram ına ve bu konudaki yasal düzenlemelere de ğinmekte fayda bulunmaktad ır. Özel hukukta teknik bir kavram olan zamana şımı, bir hakk ın kazan ılmas ında veya kaybedilmesinde Kanunun kabul etmi ş olduğu sürenin tükenmesi anlam ına gelmektedir. Çekişmelerin bir an önce sonuçland ırılmay ıp uzun süre ask ıda b ırak ılmas ının toplumun bar ış ve huzurunu bozaca ğı düşünülerek yarg ı yoluyla hak aramaya konulan zaman s ınırı olarak öngörülen zamana şımı, bir borcu do ğuran, değiştiren, ortadan kald ıran bir olg u olmay ıp, doğmuş ve var olan bir hakk ın istenmesini ortadan kald ıran bir savunma arac ıdır. Mülga 818 say ılı Borçlar Kanunu nun 60. maddesinin birinci f ıkras ında haks ız fiilden zarar görenin zarar ının tazmini istemiyle açaca ğı davalar ın bağlı olduğu zamana şımı süreleri ayr ıca düzenlenmi ştir. Mülga 818 say ılı Borçlar Kanunu nun Müruru zaman ba şlıklı 60. maddesinde; Zarar ve ziyan yahut manevi zarar nam ıyla nakdi bir mebla ğ tediyesine müteallik dava, mutazarr ır olan taraf ın zarara ve failine itt ılaı tarihinden itibaren bir sene ve her hâlde zarar ı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz hükmü yer almaktad ır. BK n ın 60. maddesinin birinci f ıkras ına göre, tazminat davas ı açma hakk ı zarar görenin, zarar ı ve haks ız eylemi ö ğrenmesinden itibaren ba şlayacak ve bir y ılda zamanaşımına uğrayacakt ır. Burada önemli olan zarar ı ve tazminat sorumlusun u öğrenmektir. Diğer bir anlat ımla, bir y ıllık sürenin ba şlamas ı için zarar görenin, zarar ile birlikt e tazmin borçlusunu da ö ğrenmiş olmas ı gerekir. Kusur sorumlulu ğunda failin ö ğrenilmesi gerekir. Ayn ı Kanunun On senelik müruru zaman ba şlıklı 125. maddesi ise; Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmad ığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir. şeklinde bir düzenleme içermektedir. An ılan maddenin birinci f ıkras ında sürele r belirlendikten sonra maddenin ikinci f ıkras ında ceza dava zamana şımına yollamada bulunulmu ştur. 818 say ılı BK n ın 125-140. (6098 say ılı Türk Borçlar Kanunu nun 146-161.) maddeleri aras ında düzenlenen genel zamana şımı hükümlerine göre alacak hakk ı alacakl ı taraf ından yasan ın öngördü ğü süre ve ko şullar içinde talep edilmedi ğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyi şle dava yoluyla elde edilebilme olana ğından yoksun b ırak ılmaktad ır. Zamanaşımına uğrayan alaca ğın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alaca ğın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırak ılmaktad ır. Şu hâlde zamana şımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, art ık doğal bir borç (Obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 6alacağın salt zamana şımına uğram ış olmas ı onun eksik bir borca dönü şmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine kar şı aç ılmış olan alacak davas ında alacakl ıya yönelik bir defide bulunmas ı gerekir (HGK n ın 05.05.2010 gün ve 2010/8-231 E., 255 K. say ılı karar ı). Bu nedenle zamana şımı hukuki niteli ği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir defi olup usul hukuku anlam ında ise bir savunma arac ıdır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt: 2, s.1761; Von Tuhr. A.: Borçlar Hukuku, C. I-II, Ankara 1983, C. Edege çev., s.688 vd.; Canbolat, F: Def i ve İtiraz Aras ındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçlar ı, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Say ı:1, s.255 vd.; HGK nun 06.04.2011 gün ve 2010/9-629 E., 2011/70 K. say ılı karar ı). Yasada hangi haklar ın zamana şımına uğrayacağı, hangilerin u ğramayaca ğı belirli bi r sistem hâlinde düzenlenmi ş değildir. Mevcut hukuk düzeni ve mevzuata göre, borçlar, ticaret, e şya ve kamu hukukundan kaynaklanm ış olsun bütün alacaklar zamana şımına tabidir. BK n ın 125. maddesine göre özel hukukta aksine bir hüküm bulunmad ıkça alacaklar ilke olarak on y ıllık zamana şımına tabidir. 10 y ıllık süre ise kusursuz sorumlulukta kanunen sorumlu görülen ki şinin öğrenilmesi ile ba şlar. Yukar ıda ifade edildi ği gibi TMK n ın 1007. maddesi uyar ınca Devletin sorumlulu ğunun objektif-kusursuz sorumluluk hâli oldu ğunun kabul edildi ğine ve bu sorumluluk hâlinin 818 say ılı BK n ın 41. ve devam ı maddelerinde düzenlenen haks ız fiil sorumlulu ğu ile ilgisi bulunmad ığına göre, ayn ı Kanunun 60. maddesinde (6098 say ılı BK n ın 72. maddesi) yer alan zamana şımı kurallar ının uygulanma imkân ı olmad ığı gibi, TMK n ın 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan davalar için ayr ıca zamana şımı süresinin öngörülmedi ği dikkate al ındığında, 818 say ılı BK n ın 125. maddesindeki (6098 say ılı BK n ın 146. maddesi) 10 y ıllık genel zamana şımı süresinin devletin sorumlulu ğu için uygulanmas ı gerekir. ...'' 22. Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/12/2015 tarihli ve E.2015/3740, K.2015/12886 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "... Mahkemece, kadastro tespitinin 1953 y ılında yap ıldığı, 3402 say ılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesine göre 10 y ıllık süre içinde tespite itiraz edilmemesi nedeniyle tutanaklar ın kesinleştiği, esasen ortada devletin sorumlulu ğunu gerektirecek tapu sicilinin yanl ış tutulmas ından kaynaklanan bir yolsuz tescil durumunun da olmad ığı gerekçesiyle davan ın reddine karar verilmi ş, hüküm davac ılar vekili taraf ından temyiz edilmi ştir. Dava, 4721 say ılı TMK'n ın 1007. maddesi gere ğince aç ılan tazminat ile tapu iptali v e tescil davas ıdır. İncelenen dosya kapsam ına, karar ın dayand ığı gerekçeye göre; çeki şmeli taşınmaz ın kadastro tespitinin 1953 y ılında yap ıldığı ve davac ılar ın kadastro tespitine itiraz etmemeleri nedeniyle 1963 y ılında kesinle şerek daval ı gerçek ki şiler ad ına tapu kayd ı oluştuğu, bu tarihten itibaren davac ılar ın mülkiyet hakk ına dayanarak tazminat isteme haklar ının kalmad ığı, kald ı ki; TMK'n ın 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan tazminat davalar ı için ayr ıca zamana şımı öngörülmedi ğinden, 6098 say ılı Borçlar Kanununun 146. (mülga 818 Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 7say ılı Borçlar Kanununun 125.) maddesinde yaz ılı 10 y ıllık genel zamana şımı süresinin uygulanmas ının söz konusu oldu ğu davada, tespitin kesinle ştiği 1963 y ılından itibaren 10 yıllık süre içinde dava aç ılmamas ı nedeniyle bu sürenin de geçti ği, daval ı Hazinenin de zamanaşımı itiraz ında bulundu ğu gözönüne al ındığında davan ın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmad ığına göre, davac ılar vekilinin temyiz itirazlar ının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ..." 23. Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/11/2017 tarihli ve E.2016/2493, K.2017/9897 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "Davac ılar vekili, 24/10/2014 havale tarihli dilekçesinde özetle; İzmir ili, Merkez, Narl ıdere 156 ada 1406 parsel say ılı taşınmaz ın müvekkillerin murisi taraf ından 1976 yılında sat ın al ındığını, ancak Orman Genel Müdürlü ğü taraf ından aç ılan dava sonucu tap u kayd ının iptal edilerek, orman s ınırlar ı içine al ındığını ileri sürerek, fazlaya ili şkin haklar ı sakl ı kalmak suretiyle şimdilik 15.000,00.-TL tazminat ın dava tarihinden itibaren i şleyecek faiziyle birlikte daval ıdan tahsiline karar verilmesini talep etmi ştir. Daval ı Hazine ise süresinde verdi ği cevap dilekçesinde: tapu iptali ve tescil karar ının kesinleştiği tarihten itibaren zamana şımı süresinin geçti ğini ileri sürmü ştür. Mahkemece, davan ın 10 y ıllık zamana şımı süresinde aç ılmam ış olmas ı sebebiyle reddine karar verilmi ş, hüküm davac ılar vekili taraf ından temyiz edilmi ştir. Dava, TMK'n ın 1007. maddesi uyar ınca aç ılan tazminat davas ıdır. İncelenen dosya kapsam ına ve karar ın dayand ığı gerekçeye göre, İzmir 8. Asliye Huku k Mahkemesinin 1981/602 E. - 1983/403 K. say ılı karar ının kesinleştiği 28/11/1983 tarihi ile davan ın aç ıldığı 24/10/2014 tarihleri aras ında 10 y ıllık zamana şımı süresinin doldu ğu anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlar ının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, ..." 24. Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/5/2018 tarihli ve E.2016/7929, K.2018/3624 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "...Dava, tapu kayd ının mahkeme karar ı ile iptal edilmesi nedeniyle u ğran ılan zarar ın, 4721 say ılı TMK'n ın 1007. maddesi uyar ınca tazmini istemine ili şkindir. İncelenen dosya kapsam ına, karar ın dayand ığı gerekçeye, Orman Yönetimi taraf ından açılan dava sonucu İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/805 E. - 2001/752 K. sayıl ilam ıyla davac ılar ın miras b ırakan ının maliki oldu ğu 198 ada 75 parsel say ılı taşınmaz ın 53.519 m2 yüzölçümlü kesiminin kesinle şen orman tahdidi içinde kald ığı gerekçesiyle tapu kayd ının iptaline ve orman niteli ği ile Hazine ad ına tesciline karar verilerek temyiz edilmeksizin 03.12.2001 tarihinde kesinle ştiğine, eldeki tazminat davas ının ise 28.04.201 5 tarihinde aç ıldığına, 6098 say ılı Türk Borçlar Kanununun 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık dava açma zamana şımı süresinin doldu ğuna, daval ı Hazine süresi içinde zamana şımı definde bulundu ğuna göre yaz ılı şekilde hüküm kurulmas ında isabetsizlik bulunmad ığından hükmün ONANMASINA, ...'' Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 825. Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesinin 7/5/2019 tarihli ve E.2019/1461, K.2019/3223 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "... Dava dilekçesindeki aç ıklamaya göre dava, 4721 say ılı TMK'n ın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmas ından kaynakl ı tazminat davas ıdır. İncelenen mahkeme dosyas ına, karar ın dayand ığı gerekçeye, dava konusu yeniköy 23 7 parsel say ılı taşınmaz ın 1969 y ılında yap ılan kadastro s ıras ında 14/8/1956 tarih 96 sıra numaral ı tapu kayd ına dayanarak T.T. ad ına tespit edildi ği, Orman Yönetimi taraf ından kadastro tespitine itiraz edilmesi sonucu tapulama mahkemesinin 1982/110 E. - 1985/298 K. say ılı ilam ı ile taşınmaz ın tapuda orman olarak kay ıtlı olan taşınmaz s ınırlar ı içinde kalmas ı nedeni ile davan ın kabulüne, ta şınmaz ın Hazine ad ına tescil edilmi ş ormana ait kayd ın müseccel bulundu ğu birliğin tapu kütü ğüne aktar ılmas ına karar verildi ği, an ılan hükmün 23/9/1991 tarihinde kesinle ştiği, eldeki davan ın 10 y ıllık zamana şımı süresi dolduktan sonra 16/3/2015 tarihinde aç ıldığı, daval ı Hazinenin süresi içinde zamana şımı definde bulundu ğu, davac ın ın tescil talebi aç ısından ise Tapulama Mahkemesinin karar ının orman yönetimi ve tespit malikinin mirasç ılar ı için kesin hüküm olu şturduğu, belirlenere k hüküm kurulmas ında bir isabetsizlik bulunmad ığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlar ının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, ..." 2. Bölge Adliye Mahkemesi Kararlar ı 26.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018 y ılında aç ılan davaya ilişkin 18/1/2019 tarihli ve E. 2019/52, K.2019/90 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "... Dava, tapu kayd ının yanl ış kişi ad ına tescilinden kaynakl ı uğran ılan zarar ın, 472 1 say ılı TMK'n ın 1007. maddesi uyar ınca tazmini istemine ili şkindir. Mahkemece davan ın zamana şımı nedeniyle reddine karar verildi ği, hükmün davac ılar vekili taraf ından istinaf kanun yoluna getirildi ği görülmü ştür. ...Dava konusu ta şınmaz ın tapu kayd ı ve kadastrol tutanaklar ının incelenmesind e Mehmet Karakuyu ad ına 24/12/1979 tarihinde tapuya tescil edildi ği görülmü ştür. 3402 say ılı kadastro kanunun 12/3 maddesine göre tapulama tutanaklar ının kesinleştiği tarihten itibaren 10 y ıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayan ılarak itiraz edili p dava aç ılamaz. ... 10 y ıllık zamana şımı süresi içinde TMK 1007 maddesine göre kadastral i şlemler e dayan ılarak tazminat talep hakk ı 18/11/2009 tarihli Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulu içtihat ı ile tan ınm ışsa da gerek kadastro tutana ğının kesinleştiği tarihten itibaren 10 y ıllık sürenin gerekse Anayasa mahkemesinin 2014/6673 esas say ılı dosyas ında belirtilen makul süre bu davada dava tarihi itibariyle geçmi ş olduğundan mahkemenin vermi ş olduğu karar doğrudur. Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 9...'' 27. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 25/2/2019 tarihli ve E.2018/606, K.2019/75 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "... Dava, TMK 1007. maddesi uyar ınca tapu sicilinin tutulmas ından kaynakl ı tazminat istemine ili şkindir. İstinaf edilmek suretiyle Dairemiz önüne gelen uyu şmazl ık, orman niteli ğinde oldu ğu gerekçesiyle tapusu iptal edilen ta şınmaz nedeniyle TMK.nun 1007. maddesi uyar ınca açılacak davalarda zamana şımı süresinin bulunup bulunmad ığı, varsa bu süreni n başlang ıcının zarar ın oluştuğu tarihten mi yoksa 18/11/2009 tarihli Yarg ıtay HGK ile yarg ı yolu aç ılmas ı sonucu HGK karar ından itibaren mi zamana şımının başlayacağına ilişkindir. Tazminat istemine konu 111 parsel say ılı taşınmaz, Mart 1951 tarih C.139, S:64, N:136 say ılı tapu kayd ı ve 176 tahrir nolu vergi kayd ı dayanak al ınarak 40900 m² yüzölçümü ve beyanlar hanesinde "4753 say ılı Kanunun 7nci bölümünün 61, 62, 63 maddelerine göre takyide tabidir" belirtmesi ile D.G. ad ına tesbit edilmi ş ve itiraz edilmeksizin 4/7/197 8 tarihinde kesinle şmekle tapu siciline tescil edilmi ştir. ...Yukar ıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay de ğerlendirildi ğinde; hâlen tapu sicilinde muris ad ına tescilli bulunan 111 parsel say ılı taşınmaz, 4753 say ılı Kanun hükümleri uyar ınca oluşan Mart 1951 tarih 136 s ıra say ılı tapu kayd ı dayanak al ınarak 1978 y ılında 766 say ılı Kanun hükümlerine göre yap ılıp kesinleşen kadastro çal ışmalar ı sonucunda muris D.K. ad ına tescil edildi ği, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 5/6/1985 tarihli 1984/262-350 E.K. say ılı karar ı uyar ınca Devlet Orman ı say ılan yerlerden olduğu gerekçesiyle tapu kayd ının iptaline karar verildi ği ve temyiz edilmeksizin hükmü n 12/11/1986 tarihinde kesinle ştiği, tapu sicilinde terkin i şlemi yap ılmasa da TMK 705/2 maddesi uyar ınca mülkiyetin mahkeme i şleminin kesinle ştiği 12/11/1986 tarihi itibariyl e Hazineye geçti ği, tescilin aç ıklayac ı nitelikte bulundu ğu, 10 y ıllık zamana şımının, mülkiyetin geri al ınma imkan ı olmaks ızın yitirilmesi tarihinden itibaren 12/11/1996 tarihinde doldu ğu, ancak bu tarih itibariyle bulunan yarg ısal içtihatlar ın, Devletin tapu sicilinin tutulmas ından doğan sorumlulu ğunun tapu kütü ğünün olu şumu s ıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı yolunda oldu ğu, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli karar ından sonra Yarg ıtay içtihadlar ının değiştiği ve TMK.nun 1007. maddesinde öngörülen sorumlulu ğun kadastro görevlilerinin dayanaks ız ya da gerçek hukuksal duruma uymayan kay ıtlar düzenlemelerini ve taşınmaz ın niteliğinde yanl ışlıklar yapmalar ını da kapsad ığının belirtilmesi sonucu tazminat talep etme yolunun aç ıldığı, bu durumun A İHM de yeni bir iç hukuk yolu oluştuğunun kabul edildi ği, 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresi dolmu ş buluna n eldeki dava yönünden 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi kapsam ında dava aç ılabilmes i imkan ı yönünden Anayasa Mahkemesinin yukar ıda belirtilen hak ihlali karar ı nazara alınarak makul bir sürenin öngörülmesi gerekti ği, davac ılar ın eldeki davay ı 4/5/2015 tarihinde açt ığı, ancak 02 Aral ık 1991 tarihli Köy Hizmetleri Genel Müdürlü ğü Arazi v e İskan Dairesi Ba şkanl ığının yaz ısından muris ve dava d ışı başkaca kişilere ait ta şınmazlar ın mahkeme hükmü nedeniyle iptali nedeniyle Varsak Köyü 1612 parselden arazi tahsisinin 3202 say ılı Kanunun 9/k maddesi uyar ınca istendi ği, daha sonra mirasç ılarca 09/12/201 0 tarihli dilekçe ile talebin yenilendi ği ve Antalya Valili ği Defterdarl ık Milli Emlak Daires i Başkanl ığı Bat ı Antalya Emlak Müdürlü ğü taraf ından 3/2/2015 tarihli 2661 say ılı yaz ı ile Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 10Mülga 4753 say ılı Kanun kapsam ında ödenen bedellere kar şılık hak sahiplerine ta şınmaz verilmesinin mümkün olmad ığı ve ödendi ği belgelenecek bedellerin denkle ştirici adalet ilkesi doğrultusunda hak sahiplerine iade edilmesinin bakanl ık Makam ının 1/7/2014 tarihli ve 828 say ılı "Olur"lar ı ile uygun görüldü ğü bildirildi ği belirtilerek dava d ışı kişilere bedel ödemesinde bulunuldu ğu, ancak davac ılara bir ödeme yap ıldığının bildirilmedi ği, 3/2/2015 tarihli bildirimden itibaren davan ın yaklaşık 2 ay sonra aç ıldığı, davac ılar ın ve murislerinin arazi tahsisine ili şkin başvurular ı yönünden idare yaz ışmalar ının 3/2/2015 tarihine kada r devam etti ği, nihayetinde 3/2/2015 tarihi itibariyle mahkeme karar ı ile iptal edilen taşınmazlar ı yerine idarece arazi verilmeyece ğinin anlaşıldığı nazara al ınarak 08/11/2009 tarihinden itibaren olu şan iç hukuk yolu itibariyle eldeki davan ın makul süre içinde aç ıldığı ve böylece kamu yarar ı ile bireylerin mülkiyet hakk ının korunmas ı aras ında adil bir dengenin kurulabilece ği kabul edilerek ba şvurucu davac ılar vekilinin istinaf ba şvurusunun kabulü ile hükmün kald ırılmas ı ve dava dosyas ının ilk derece mahkemesine gönderilmesi yönünde a şağıdaki hüküm kurulmu ştur." 28.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 26/3/2019 tarihli ve E.2018/2019, K.2019/898 say ılı karar ının ilgili bölümü şöyledir: "... Dosya kapsam ından dava konusu Şile İlçesi, Çay ırbaşı köyü 191 parsel sayılı taşınmaz ın davac ı ad ına kay ıtlı olduğu, taşınmaz ın k ısmen orman tahdidi içinde olmas ı nedeniyle Orman İdaresi taraf ından aç ılan dava sonucu Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/106 Esas, 2002/8 Karar say ılı ilam ı ile taşınmaz ın 840 m2 lik k ısm ının tapu kayd ının iptali ile orman vasf ı ile Hazine ad ına tesciline karar verildi ği, karar ın 5/4/2002 tarihinde kesinleştiği, tapunun bedelsiz olarak iptal edilmesi nedeniyle davac ının 12/7/2017 tarihinde eldeki tazminat davas ını açt ığı anlaşılmaktad ır. TMK'n ın 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan davalar 6098 say ılı Borçlar Kanununun 146. maddesindeki (818 say ılı Kanunun 125. maddesi) 10 y ıllık genel zamana şımı süresinine tabidir. Dosya kapsam ına, karar ın dayand ığı gerekçeye, dava konusu parsele ili şkin Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/106 Esas, 2002/8 Karar say ılı ilam ının kesinle ştiği 5/4/2002 tarihten itibaren 10 y ıllık zamana şımı süresinin geçmi ş olmas ına, yerle şik yarg ıtay uygulamalar ına göre zamana şam ı süresinin iptal karar ının kesinleştiği tarihten itibaren başlamas ına göre verilen karar usul ve yasaya uygun oldu ğundan davac ı vekilinin istina f itirazlar ının reddine karar vermek gerekmi ş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmu ştur.'' B. Uluslararas ı Hukuk 29. Konu hakk ında bkz. Yaşar Çoban , 41-47. V. İNCELEME VE GEREKÇE 30. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapm ış olduğu toplant ıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddialar ı 31. Başvurucu, murisi taraf ından tapuda sat ın al ınan taşınmaz ın tazminat ödenmeksizin orman s ınırlar ı içerisine al ındığını belirtmiştir. Başvurucu bedeli ödenmeyen Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 11taşınmaz için 2014 y ılında muris taraf ından aç ılan tazminat davas ının zamana şımı gerekçesiyle reddedildi ğini ifade etmi ştir. Sonuç olarak ba şvurucu bu gerekçelerle mülkiyet ve mahkemeye eri şim haklar ının ihlal edildi ğini ileri sürmü ştür. B. Değerlendirme 32. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesi taraf ından 25/7/2017 tarihli kararda ortaya konulmu ştur ( Yaşar Çoban, 54-75). Buna göre her ne kadar başvurucu mülkiyet hakk ının ihlal edildi ğini ileri sürmü şse de başvurucunun bütün şikâyetleri ilgili oldu ğu adil yarg ılanma hakk ı kapsam ında mahkemeye eri şim hakk ı yönünden incelenmi ştir. 33. Anayasa Mahkemesince Yaşar Çoban karar ında Yarg ıtay ın 18/11/2009 tarihinden önceki içtihad ının, devletin tapu sicilinin tutulmas ından doğan sorumlulu ğunun tapu kütü ğünün olu şumu s ıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı yolunda oldu ğu, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli karar ından sonra içtihad ın değiştiği belirtilmi ştir. Bu içtihatta 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen sorumlulu ğun kadastro görevlilerinin dayanaks ız ya da gerçek hukuksal duruma uymayan kay ıtlar düzenlemelerini ve ta şınmaz ın niteliğinde yanl ışlıklar yapmalar ını da kapsad ığı belirtilmi ştir. Yarg ıtay hukuk daireleri de bu tarihten sonra Yarg ıtay HGK'n ın bu içtihad ı doğrultusunda karar vermi ştir. Nitekim Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi de (A İHM) Yarg ıtay HGK'n ın bu içtihad ından sonra yeni bir iç hukuk yolu olu ştuğunu kabul ederek kabul edilemezlik kararlar ı vermiştir (Yaşar Çoban, 45, 46, 68). Anayasa Mahkemesi de daha önceki kararlar ında Yarg ıtay içtihad ına dayanarak 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunun kadastro tespiti aşamalar ındaki işlemlerden do ğan zararlar ın telafisi yönünden de etkili oldu ğu sonucuna ulaşmıştır (Nazmiye Akman , B. No: 2013/1012, 16/4/2013, 25; Ahmet Hilmi Serter , B. No: 2014/10954, 17/11/2016, 41, 42; Hatice Avc ı ve diğerleri , B. No: 2014/9788, 22/9/2016, 74-76). 34. Yarg ıtay 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi uyar ınca aç ılacak tazminat davalar ının 6098 say ılı Kanun'un 146. maddesi (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) gereğince on y ıllık genel zamana şımı süresine tabi oldu ğunu kabul etmektedir (bkz. 21). Buna göre kadastro tespiti nedeniyle mülkiyet kayb ının kesinleştiği tarihten itibaren on y ıl içinde tazminat davas ının aç ılmas ı gerekmektedir ( Yaşar Çoban, 69). 35. Somut olayda, ba şvurucunun murisi taraf ından 1991 y ılında tapuda sat ın al ınan ve tarla vas ıflı olan taşınmaz aç ılan dava sonucunda orman vasf ıyla Hazine ad ına tescil edilmiştir. Derece mahkemeleri ba şvurucunun murisi aleyhinde aç ılan davan ın kesinle ştiği 6/9/1999 tarihinde ba şvurucunun murisinin ta şınmaz ın mülkiyetini kaybetti ğini belirterek 2014 y ılında 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan davada 6098 say ılı Kanun'un 146. maddesindeki (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) on y ıllık genel zamanaşımı süresinin geçti ğine ve bu nedenle davan ın reddinin yerinde oldu ğuna hükmetmi ştir. 36. Başvurucunun murisi aleyhinde aç ılan dava 6/9/1999 tarihinde kesinle şmiştir. Dolay ısıyla derece mahkemelerince verilen kararlar gözetildi ğinde en son 6/9/2009 tarihinde dava aç ılm ış olmas ı gerekmektedir. Ancak an ılan tarihteki Yarg ıtay içtihad ı 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinin tapu kütü ğünün oluşumu s ıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı biçimindedir. Di ğer bir ifadeyle o tarihteki içtihat itibar ıyla 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluk davas ı, başvurucunun tazminat iddias ını incelemeye ve Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 12gerekirse ba şvurucu lehine tazminata hükmedilmesine elveri şli bir yol de ğildir. Bu dava, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli içtihad ından sonra ba şvurucunun tazminat talebinin incelenmesi bak ımından etkili ve elveri şli hâle gelmi ştir (Yaşar Çoban, 71). 37. Yaşar Çoban karar ında ifade edildi ği üzere 18/11/2009 tarihinde olu şan bu hukuki yol için zamana şımı süresinin bu tarihe kadar doldu ğunun tespit edilmi ş olmas ı 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunu etkisizle ştirmektedir. Sonradan olu şan bir hukuk yoluna ili şkin zamana şımı süresinin ki şinin bu yola ba şvurmas ını kesin olarak imkâns ız hâle getirecek bir tarihte ba şlayacağının kabulü, s ınırlaman ın istisn a olduğu ilkesiyle ba ğdaşmamaktad ır. Bununla birlikte 6098 say ılı Kanun'un 146. maddesi (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) gere ğince on y ıllık zamana şımı süresinin hukuki güvenlik ve istikrar ın sağlanmas ı amac ına matuf oldu ğu gözetildi ğinde bu sürenin tamamen göz ard ı edilmemesi gerekti ği de aç ıktır. Başvurucunun dava açma hakk ını kullanabilmesindeki bireysel yarar ile hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sa ğlanmas ındaki kamu yarar ı aras ında dava açman ın süreye ba ğlanm ış olmas ını anlams ız k ılmayacak şekilde bir denge kurulmal ıdır. Bu denge kurma çabas ının, on y ıllık zamana şımı süresinin bu hukuki yolun olu ştuğu 18/11/2009 tarihinden itibaren yeniden i şleyeme ba şlayacağının kabulün ü zorunlu k ılmad ığının alt ı çizilmelidir. Aksi takdirde zamana şımı süresinin öngörülmesi anlams ız hâle gelecek ve kamu yarar ı ile bireysel yarar aras ında gözetilmesi gereken denge kamu yarar ı aleyhine bozulmu ş olacakt ır. Önemli olan husus 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmu ş bulunanlar yönünden 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi kapsam ında dava aç ılabilmesine imkân tan ınm ış olmas ıdır (Yaşar Çoban, 72-73). 38.Yaşar Çoban karar ında 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresi dola n başvurucular ın dava açabilmelerini mümkün k ılacak makul bir süre öngörülmesi gerekti ği belirtilmiş ve bu sürenin ne kadar olaca ğının takdiri derece mahkemelerine ve Yarg ıtaya bırak ılm ıştır. 39. Bu durumda yukar ıda aç ıklanan ilkeler do ğrultusunda 18/11/2009 tarihinde n önce zamana şımı süresi dolmu ş olan somut ba şvuruya konu davan ın, bu tarihten sonra makul bir süre içinde aç ılıp aç ılmad ığının tespit edilmesi gerekmektedir. Belirlenecek bu sürenin dava aç ılmas ını mümkün k ılacak yeterlili ğe sahip ve öngörülebilir olmas ı gerektiğinde kuşku bulunmamaktad ır. Fakat bu süre, dava açma hakk ının kullanabilmesindeki bireysel yarar ile hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sa ğlanmas ındaki kamu yarar ı aras ındaki dengeyi de bozmamal ıdır. Hesaplamada uyu şmazl ığın dava edilebilmesini süreye tabi k ılan zamana şımı düzenlemesi de dikkate al ınmal ıdır. Nitekim uyu şmazl ık için belirlenen on y ıllık zamana şımı süresi kadar veya daha fazla bir sürenin öngörülmesi halinde hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenece ği aç ı ktır. Ayr ıca bu dava, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli içtihad ından sonra tazminat talebinin incelenmesi bak ımından etkili ve elveri şli hâle geldiğinden bu tarihten hemen sonra davan ın aç ılmas ını beklemek de hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Zira bu süre, Yarg ıtay HGK içtihad ının toplum taraf ından bilinebilir hale geleceği bir zaman diliminden daha k ısa da olmamal ıdır. 40. Sonuç olarak 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi kapsam ında Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli içtihad ından önce zamana şımı süresi dolmu ş bulunan tazminat talepleri hakk ında bu tarihten itibaren makul bir süre içerisinde dava aç ılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu sürenin ne kadar olaca ğının takdirinin derece mahkemelerine ve özellikle içtihat mahkemesi konumunda olan Yarg ıtaya ait oldu ğu kuşkusuz olmakla birlikte, somut olayda derece mahkemelerinin bu yönde bir de ğerlendirmeye yer vermedikleri ve dava açılmas ını mümkün hâle getirebilecek şekilde makul bir süre tespiti yoluna gitmedikleri Başvuru Numaras ı: 2018/17640 Karar Tarihi : 14/10/2020 13anlaşılmaktad ır. Derece mahkemeleri ba şvurucunun murisi taraf ından 28/4/2014 tarihinde açılan davada, 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresinin doldu ğunu tespit etmişlerdir. Yukar ıda yer verilen de ğerlendirmeler de dikkate al ındığında, 18/11/2009 tarihinden 4 y ıl 5 ay 10 gün sonra aç ılan davan ın makul kabul edilebilecek bir sürede açılmad ığı sonucuna var ılm ıştır. Dolay ısıyla 18/11/2009 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yolu için bu süreden sonra makul denilebilecek sürede dava açmayan ba şvurucunun murisinin davas ının zamana şımından reddedilmesi suretiyle ba şvurucuya yüklenen külfetin orant ısız olduğundan bahsedilemez. Bu nedenle kamu yarar ı ile bireyin mahkemeye eri şim hakk ı aras ında kurulmas ı gereken adil dengenin ba şvurucu aleyhine bozulmad ığı değerlendirilmi ştir. 41. Aç ıklanan gerekçelerle ba şvurunun di ğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin aç ıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez oldu ğuna karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜMAç ıklanan gerekçelerle; A. Mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL ED İLEMEZ OLDU ĞUNA, B. Yarg ılama giderlerinin ba şvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYB İRLİĞİYLE karar verildi. Ba şkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Üye Üye Hicabi DURSUN Selahaddin MENTE Ş