3. Hukuk Dairesi 2024/4348 E. , 2025/3267 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1647 E., 2024/1455 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/90 E., 2024/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rap…
**3. Hukuk Dairesi 2024/4348 E. , 2025/3267 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1647 E., 2024/1455 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/90 E., 2024/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 11.07.2016 tarihinde davalı hastanede davalı doktor tarafından kayıt dışı ve yasal olmayan şekilde kalın bağırsakta inme ve kanama şikayetiyle ameliyat olduğunu ve öncesinde davalı doktora özel muayenesinde elden 10.000,00 TL ödediğini, davalı Hastanenin, kadrosunda bulunmayan doktora ameliyat yaptırdığını, anestezi ve/veya cerrahi girişimine bağlı olarak sinir hasarı sonucu müvekkilinin sağ bacağında %38 oranında maluliyet oluştuğunu, bu durumun davalılarla görüşüldüğünü, davalıların her defasında zamanla geçeceği ifadeleriyle müvekkilini başlarından savdıklarını, müvekkili taburcu olurken başka bir doktorun imza ve kaşesiyle gerçek dışı bir epikriz raporu hazırlandığını ve bu raporda ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyon görülmediği, hastanın sağlıklı bir şekilde taburcu edildiğinin ifade edildiğini, tüm bunlara rağmen müvekkilinin başka sağlık merkezlerinde halen fizik tedavi ve birçok tıbbi takip gördüğünü ancak iyileşemediğini, sağlıklı yürüme yetisini kaybettiğini, iş hayatının zorlaştığını ve psikolojik olarak hem kendisinin hem ailesinin kötü etkilendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tedavi masrafı, 500,00 TL iş gücü kaybı olmak üzere toplam 10.500,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 11.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı .... vekili; davalı doktorun hastane çalışanı olmaması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davalı doktorun sadece müvekkili hastanede kendi adına işlem yaptığını, hastanın yapılacak tüm operasyonlar için önceden bilgilendirildiğini, onayının alındığını, daha sonra başka hastaneye giden hastanın takibinin müvekkili tarafından yapılmasının mümkün olmadığını, davacının iddialarının tamamen asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; müvekkilinin davacıya yönelik ameliyatı doğrudan yapan kişi olmadığını, bu nedenle öncelikle husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin özel hastanelerde konsültan öğretim üyesi genel cerrah olarak ameliyatlara girdiğini, davacının ameliyatına da bu şekilde girdiğini, bilgi ve birikimiyle ameliyatı konsülte ettiğini, müvekkilinin davacıdan muayenesi karşılığı ücret aldığını, davacının daha sonra 11.07.2016 tarihinde davalı şirkete ait hastanedeki Op. ...'ın hastası olarak yatırıldığının öğrenildiğini, davacıya yapılan ameliyatın bacak sinirleri ile alakası olmadığını, bacağa giden sinirlerde harabiyet oluşma olasılığının olmadığını, davacının şikayetleri ile yapılan ameliyat arasında illiyet bağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlarda, hastada ameliyat pozisyonuna (litotomi) bağlı sinirde gerilmeye bağlı beslenme problemi oluşabileceği, bu tür bir komplikasyon gelişebileceğinin hastaya yazılı olarak bildirildiği ve hastadan onam alındığı, işlem öncesinde hastaya olası komplikasyonlar açısından verilen bilgide eksiklik olduğuna dair kanaat oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin hükme esas alındığı gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan raporların birbirine teyit ettiği, davalı doktor ve hastaneye izafe edilebilecek herhangi bir kusur yada ihmali davranışın bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ATK raporunun yeterli ve açık olmadığını, raporda ikili varsayım üzerinde durulduğunu, raporun net olması gerektiğini, müvekkilinin ameliyat öncesi gerekli tetkikleri yapılmaksızın aynı gün tüm tetkikleri yapıldı gibi gösterilerek ameliyata alındığını ve ameliyatı davalı doktor yapmasına rağmen dava dışı ...'ın yapmadığı ameliyatı onayladığını, usulsüzlüklere hem ATK raporunda hem de gerekçede değinilmemesinin doğru olmadığını, siyatik sinir sıkışmasının her kişide görülebilecek genel bir tanı olduğunu, müvekkilinin durumuna özel bir açıklık getirilmediğini, ameliyatın litotomi pozisyonunda yapılmasının doğru olup olmadığı ve bu işlem nedeniyle ne gibi komplikasyonlar gelişebileceğinin gerekçeli ve detaylı olarak açıklanmadığını, raporda her türlü özenin içeriğine değinilmediğini ve alınması gereken önlemlerin sayılmadığını, ATK raporunda onam formuna hiç değinilmediğini, dava dosyasında yer alan evrakların ameliyat günü toplu halde, eksik ve sonradan doldurulmaya müsait, matbu imzalatılmış evraklar olduğunu, hüküm gerekçesinin sadece ATK raporuna dayandırılmasının yanlış olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yargılama sırasında Adli Tıp Raporu ve öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğu, davacının geçirdiği operasyonla sinir arazına yönelik muayene kaydı arasında yaklaşık 5 haftalık bir süre bulunduğu, bu sinir arazının ne zaman ve hangi etyolojiye bağlı geliştiğinin davacının dosyasında mevcut tıbbi belgelerden belirlenemediği, davacıdan alınan onam formlarında olası komplikasyonların ve siyatik sinir zedelenmesi dahil sakatlık riskinden bahsedildiği, davacı hastanın ameliyatının litotomi pozisyonunda yapıldığı, bu pozisyonda kalan hastalarda siyatik sinir arazının gelişebileceğinin tıbben bilindiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.