Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasında başvurucunun tutukluluğuna karar verilmesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının; başvurucunun evinde ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata saygı ve mülkiyet haklarının; başvurucunun taşınmazları ile aracı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanması nede
Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasında başvurucunun tutukluluğuna karar verilmesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının; başvurucunun evinde ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata saygı ve mülkiyet haklarının; başvurucunun taşınmazları ile aracı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumundaki koşullar sebebiyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Bölüm Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15/7/2016 tarihinde bir askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde (E.2017/MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan- Yargıtay Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).B. Başvurucu İle İlgili Süreç Başvurucu, Tokat'ın Niksar ilçesinde hâkim olarak görev yapmakta iken darbe teşebbüsünden sonra hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunun beraberinde başka suç işleme" iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve yapılan sorgu neticesinde 17/7/2016 tarihinde Tokat Sulh Ceza Hâkimliğince anılan suçtan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Şüphelinin üzerine atılı Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu işlediği hususunda şüpheli hakkında HSYK Dairesinin Fethullahçı Terör Örgütüne üye olmaktan dolayı 16/07/2016 tarihindeki Hakimlikten açığa alma kararı bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı, 15/07/2016 tarihinde Ankara ve İstanbul illerinde Fethullahçı Terör Örgütüne üye olduğu iddia edilen bir kısım asker, polis ve sivillerin darbe girişiminde bulunduğu, şuanda 116 şehidin bulunduğu binlerce yaralının olduğu, milyonlarca maddi zararın ortaya çıktığı, halen de darbe teşebbüsünün devam ettiği, bu nedenle suçun temadi halinde olduğundan şüphelinin üzerine suçtan somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, suçun katalog olduğu, suça öngörülen hapis cezası da dikkate alındığında şüphelinin kaçma ihtimalinin bulunması, şüphelinin 2802 Sayılı Hakimler Savcılar Kanununun maddesinin atfıylaCMK’nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına ...karar verildi." Başvurucu 18/7/2016 tarihinde ve müdafii de 25/7/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Zile Sulh Ceza Hâkimliği 27/7/2016 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu bu arada 16/7/2016 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi tarafından üç ay süreyle görevinden uzaklaştırılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının talebini kabul eden Tokat Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde başvurucu ile diğer on dört şüphelinin taşınır ve taşınmaz bütün mal varlıklarına 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendine göre el konulmasına karar vermiştir. Mahkeme bu çerçevede tapu kayıtlarına şerh ve bütün araçlara satış ve devir yasağı konulmasına ve şüphelilere ait banka hesaplarının bloke edilmesine karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda başvurucuya ait 06 EY 4467 plaka sayılı araç ile Ankara'nın Gölbaşı ilçesine bağlı Karaali-İmar Mahallesi'nde bulunan 190 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ve yine Ankara'nın Kahramankazan ilçesine bağlı Satıkadın Mahallesi'nde bulunan 220956 ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki hissesi üzerine tedbir şerhi konulmuştur. Tutukluluğun gözden geçirilmesi çerçevesinde Tokat Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Bu karar 23/8/2016 tarihinde ceza infaz kurumu aracılığıyla başvurucuya tebliğ edilmiştir. HSYK Genel Kurulu 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz Genel Kurul tarafından 29/11/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu bu kararın iptali talebiyle -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir tarihte- Danıştay Beşinci Dava Dairesinde iptal davası açmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göre bu dava henüz sonuçlanmamıştır. Tokat Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 ve 12/10/2016 tarihlerinde gözden geçirme çerçevesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Soruşturma dosyası yetkisizlikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, Başsavcılığın talebini kabul eden Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 7/11/2016 tarihinde gözden geçirme çerçevesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Tutuklu şüpheliler ... Osman Berk, ...nın üzerlerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, henüz tahkikatın sonuçlanmamış olması, tutuklanma sebeplerinin devam etmesi, kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren olguların CMK maddesi ve ilgili düzenlemeler ile AİHS madde kapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması, verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi gereğince şüpheliler ve müdafiilerinin tahliye taleplerinin reddi ile şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına, ...[karar verildi.]" Başvurucu 26/12/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Ankara Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/11/2016 tarih ve 2016/5906 Değ.İş sayılı tutukluluk halinin devamına dair kararının gerekçesinde hukuka aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı,tutuklama tarihinden sonra şüpheli lehine gelişen bir durumun olmadığı, şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, tahkikatın sonuçlanmamış olması, delillerin karartılması ihtimalinin mevcudiyeti, tutuklama sebeplerinin devam etmesi ve kuvvetli suç şüphesi dikkate alınarak CMK maddesi ve ilgili düzenlemeler ile AİHS madde kapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması, verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmaklave ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal de dikkate alınarak itirazın REDDİNE, şüphelilerintutukluluk halinin DEVAMINA, ... [karar verildi.]" Başvurucu, kararın kendisine tebliğ edilmediğini öne sürmüştür. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler Soruşturma dosyası yetkisizlik kararıyla Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/5/2017 tarihinde düzenlenen iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep olunmuştur. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin meslekten çıkarılma kararına karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 29/11/2016 tarihli ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedilerek meslekten çıkarılmasının kesinleştiği, 1) Şüpheli hakkındaki beyanlar;a) U.'nin Tokat CBS'nin 2016/5846 soruşturma 31/01/2017 tarihli ifadesinde özetle; FETÖ/PDY yapılanması içerisinde yer aldığını, staj evlerinde kaldığını devamla, staj evlerinde her evde bir sorumlu bulunur, bu sorumlunun çok bir ehemmiyeti yoktur. Bu kişi fatura, kira ve benzeri işlemlerle ilgilenirdi. Asıl bu evlerden sorumlu kişilere grup mesulü denirdi. Grup mesullerinin üzerinde de devre mesulü bulunurdu. Yukarıda ne olarak bahsettiğim üç evin grup mesulü Osman BERK idi. Net olarak kimin kaldığını hatırladığım üç evde bulunan kişilerin grup mesulü Osman BERK idi...b) E.B.'ın Adalet Müfettişliğinde 26/08/2016 tarihli ifadesinde özetle; Mersin'de Yozgat Sarayken ilçesinden komşumuz olan Osman BERK isimli Çağ Üniversitesi sınıf öğrencisi olan Osman BERK'in yanında kaldım. Bu ev cemaat eviydi. Osman BERK benimle aynı evde kalıyordu ve ev abimiz olmasının yanında bölge talebe mesulü olarak görev yapıyordu. c) E.K. 'un Erzurum CBS'nin 2017/2025 soruşturma, 09/02/2017 tarihli ifadesinde ve 27/03/2017 tarihli teşhis tutana ğında özetle; Osman Berk stajda bizim dönemdi kendisiyle hiç bir araya gelmedim. Yalnız dönemimiz içerisinde meşhur birisiydi ve Fetö yapısına mensup olduğunu biliyorum” şeklinde beyanının bulunduğu,2) Şüphelinin TC Kimlik ve bildirmiş olduğu telefon numarasının araştırılmasında bylock uygulamasını telefonuna 12/08/2014 tarihinde kurduğu ve bu şekilde kullandığının tespit edildiği, ...... hareket eden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı, bu örgüte ait yazışma programı olan bylock kullandığı, üniversite döneminde bu yapıya ait evde kaldığı, meslekteyken de bağının devam ettiği ve stajer sorumluğu yaptığı, yukarıda açıklandığı üzere çeşitlilik ve süreklilik arz eden eylemleriyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair deliller mevcut olmakla ..." Kovuşturma, iddianameyi kabul eden Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış ve 10/7/2018 tarihinde başvurucunun isnat edilen suçu işlediği gerekçesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Sanığın kendi adına kayıtlı olan .... nolu hattı üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmış olduğu bylock programını kullandığının veBTK'dan gelen internet trafik bilgilerine göre 12/08/2014 - 20/12/2014 tarihleri arasında 1256 defa bylock programına erişim sağladığının tespit edildiği, tanık[ların] sanığın paralel yapı mensubu olduğunu bildiğini belirtti[kleri], ,sanığın dijital materyallerinin incelenmesi sonucu gelen siber raporuna göre internet geçmişi kalıntılarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propagandasını yapan ve bu örgütle iltisaklı internet siteleri olan rotahaber.com, aktifhaber.com, twitter.com/emreuslu kalıntılarına rastlandığı, anılan hususlarbir bütün halinde değerlendirildiğinde açıklanan hususlar karşısındasanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği,eylemlerinin yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösterdiği, sanığın bir grup stajyerden sorumlu olduğu ve örgüt adına himmet adı altında para topladığı da anlaşılmakla; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemlerindeki yoğunluk, suçun işleniş biçimi ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı gözönünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiylecezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar sanık bylock kullanmadığını savunmuş ise de, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun göndermiş olduğu CD'nin içerisinde yer alan kayıtlara göre sanığın bylock tespit tutanağında bylock un ilk tespit edildiği tarihte hattını kullandığı imei numarasının bylock tespit tutanağında yer alan imei numarası ile uyuşması ve sanığın hattının sanık tarafından kullanıldığının tespit edilmesi, yine internet trafik bilgilerine göre sanığın 1256 defa bylock programına erişim sağladığının tespit edilmesi karşısında sanığın bylock konusundaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik ve birbirleri ile çelişen savunmalar olduğu kanaatine varılmış, yine her ne kadar sanık, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş ise de tanıkların sanığa suç atmalarını gerektirecek herhangi haklı bir sebebin olmaması, tanık beyanlarının birbirlerini doğrulaması ve tamamlamasının tanık beyanlarının doğru olduğunu göstermesi karşısında sanığın bu yöndeki savunmalarının da suçtan kurtulmaya yönelik ve birbirleri ile çelişen savunmalar olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır..." Başvurucu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş ve satmış olduğu el konulan aracı ile taşınmazları üzerindeki tedbirlerin de kaldırılmasını talep etmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) 9/11/2018 tarihinde başvurucunun istinaf talebini esastan reddederek hükmü onamıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Her ne kadar sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair id numarası, kullanıcı adı ve şifresini içerir ayrıntılı bylock tespit ve değerlendirme tutanağı tanzim edilememiş ise de; sanığın kullanımındaki GSM hattına ait HTS kayıtları ile internet trafik kayıtlarının (His Cgnat kayıtlarının) uyuşuyor oluşu nazara alındığında sanığın, ayrıntıları ve sair hukuki mahiyeti Yargıtay CGK.nın 2017 tarih 2017/16 MD-956 eses, 2017/370 karar ve Yargıtay nin 24/04/2017 tarih ve2015/3 esas, 2017/3 (İlk Derece Sıfatıyla) karar sayılı kararında ve yine Yargıtay nin 14/07/2017 tarhi ve 2017/1443-4758 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağıByLock'u kullandığının anlaşılması, tanık beyanlarına göre; sanığın üniversite döneminden beri örgüte ait evlerde kalması, üniversite döneminde örgüt içinde bölge talebe mesulu olarak görev alması, himmet adı altında örgüte para toplaması, örgüte ait evlerin grup sorumlusu olması,sohbet adı altında örgütsel toplantıları organize etmesi ve bu toplantılara katılması dikkate alındığında;Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesinceyapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda bireyselleştirilmek suretiyle uygulandığı, sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinden kovuşturma aşamasında dönmüş olduğu anlaşılmakla; sanık ve sanık müdafinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sanık vesanık müdafinin hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine ... [karar verildi.]" Daire el konulan eşya yönünden de şu kararı vermiştir:"Sanık Osman Berk'in, taşınır ve taşınmaz malvarlığı değerleri üzerine konulan tedbirlerin kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmakla; dosya kapsamına göre sanığıntaşınır ve taşınmaz malvarlığı değerleri üzerine konulan tedbirlerin bu aşamada devamının gerekmediği sonucuna varıldığından; sanığın tüm taşınır ve taşınmaz malvarlığı değerleri üzerine konulan tedbirlerin kaldırılmasına, (Bu hususta gerekli işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine) [karar verildi.]" Mahkeme 23/11/2018 tarihinde başvurucunun tapu kayıtları üzerindeki tedbirlerin kaldırılması için tapu müdürlüklerine yazı göndermiştir. Başvurucunun sattığı araç üzerindeki tedbir 8/1/2019 tarihinde kaldırılmıştır. Başvurucunun tapu kayıtları üzerindeki şerhler de 30/11/2018, 4/12/2018 ve 6/3/2019 tarihlerinde kaldırılmıştır.